22/04/2026
Nerede O Eski Bayramlar…
“Eskiden bayramlar bir başkaydı” deriz hep. Oysa belki de bayramların en gerçek sahibi olan çocukların gözünden bakmayı unuttuğumuz için böyle hissediyoruz.
Dini ya da milli… Bayram dediğimiz her ne varsa, en çok çocuğun hakkıdır. Çünkü bayram; bir çocuğun heyecanıdır, sabah erkenden uyanma nedenidir, yeni bir kıyafetin verdiği tarifsiz mutluluktur. Şeker toplarken kurduğu hayaller, büyüklerin yanında kendini “görülmüş” hissetmesidir.
Biz büyüdükçe bayramlar küçülmedi aslında… Biz, bayramı çocuklar kadar büyük yaşayamaz olduk.
Bir toplumun bayramla kurduğu bağ, aslında çocukla kurduğu bağdır. Eğer çocuklar bayramı beklemiyorsa, bayram sadece takvimde bir gün olarak kalır. Ama bir çocuk sayıyorsa günleri, heyecanlanıyorsa, o toplum hâlâ diri demektir.
Tam da bu yüzden 23 Nisan, diğer tüm bayramlardan ayrı bir yerde durur. Çünkü bu bayram, doğrudan çocuğa verilmiş bir haktır. Sadece bir kutlama değil; bir emanettir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, dünyada çocuklara armağan edilmiş ilk ve tek bayram olma özelliğini taşır. Bu yönüyle sadece bir ulusal egemenlik vurgusu değil; aynı zamanda geleceğin, yani çocukların merkezde tutulduğunun güçlü bir ilanıdır.
Ama burada kritik bir soru beliriyor:
Eğer ulusal egemenlik hissi zayıflıyorsa, çocuklar gerçekten bu bayramın öznesi olarak kalabiliyor mu?
Çünkü çocuk, sadece eğlenen değil; aynı zamanda “değer verilen”dir. Sahnede yer verilen, söz hakkı tanınan, geleceğin sahibi olarak görülen… Eğer bu duygu eksiliyorsa, bayramın ruhu da eksilir.
Bayram; çocuğun kendini ait hissettiği yerdir.�Bayram; çocuğun “ben bu toplumun bir parçasıyım” dediği andır.�Bayram; çocuğun umutla büyüdüğü zemindir.
Bu yüzden mesele sadece eski bayramları özlemek değil. Mesele, bugünün çocuklarına gerçekten bayram bırakıp bırakmadığımızdır.
Belki de yeniden hatırlamamız gereken en basit gerçek şu:�Bir ülkede bayram varsa, çocuk güler.�Ve bir ülkede çocuk gülemiyorsa, bayram sadece adı olan bir gündür.
23 Nisan’ı yeniden düşünmek gerekiyor. Süslenen sınıflar, yapılan törenler kadar; çocukların gerçekten söz sahibi olduğu, kendini değerli hissettiği bir gün olarak…
Çünkü bayram, en çok çocuğun hakkıdır.�Ve bir bayram, çocuğa ne kadar aitse; o
kadar gerçektir.