13/01/2026
Bir dövme stüdyosu neden kapanır?
Yetersiz olduğu için mi?
Yeterince çalışmadığı için mi?
Keşke mesele bu kadar basit olsaydı.
Bu ülkede bir dövme stüdyosu ayakta kalmak için yalnızca iyi iş çıkarmakla savaşmıyor.
Vergisiyle, kirasıyla, ruhsatıyla, hijyen kurallarıyla, çalışanıyla, malzemesiyle bir sistemin bütün yükünü sırtlıyor.
Ama aynı sistem şuna göz yumuyor:
Evinde, vergisiz, belgesiz, denetimsiz dövme yapan yüzlerce kişi var.
Peki soralım:
Sanatçı belgesi olan, dükkan açan, her ay kira ve vergi ödeyen biriyle;
evinin bir odasında hiçbir sorumluluk almadan çalışan biri nasıl aynı şartlarda rekabet edebilir?
Bir de işin “kampanya” tarafı var.
“3 minimal dövme 1 TL” gibi kampanyalar…
Soru: Dövme fast food mu?
Bu kampanyalar sanatı mı büyütüyor, yoksa sanatı ucuzlatıp değersizleştiriyor mu?
Bir diğer mesele:
Ekonomik krizi yok sayan “açılış fiyatları”.
2000 TL’ye açılış yapmak kime hizmet ediyor?
Bir aylık köpek mamasından ucuz fiyata yapılan dövme sanatı mı temsil ediyor, yoksa bu işi gerçekten ciddiye alanları sistemden elemenin bir yolu mu?
Ve müşteri?
Müşteri bu denklemde şunu görüyor: “Daha ucuz var.”
Ama şunu görmüyor:
O ucuzluğun arkasında kayıt dışılık, denetimsizlik ve emeğin değersizleşmesi var.
Biz neden kapatıyoruz?
Çünkü bu sistem adil değil.
Çünkü kurallara uyanı cezalandıran, uymayanı ödüllendiren bir düzen var.
Çünkü herkes belgeyle, herkes stüdyoda, herkes aynı yükümlülüklerle çalışsaydı bugün belki 15 stüdyo değil, çok daha fazlası ayakta olurdu.
Bu bir veda değil sadece.
Bu sadece bozuk bir sisteme bırakılmış bir not.