11/08/2026
İnsan bazen ne yapması gerektiğini gayet iyi bilir ama yine de bildiğinin tam tersini yapar. Gitmesi gereken ilişkide kalır, “hayır” demesi gereken yerde evet der, sınır koyması gereken insana kendini açıklamaya devam eder, kendisine zarar verdiğini bildiği davranışı tekrarlar. Sonra da kendisine kızar: “Madem doğrusunu biliyorum, neden yapamıyorum?” Çünkü bir şeyi zihnen bilmek, duygusal olarak yapabilecek hâle gelmekle aynı şey değildir. Bugünkü yetişkin tarafınız “Sınır koy.” derken, çocuklukta reddedilmekten korkmuş tarafınız “Sınır koyarsan seni sevmezler.” diyebilir. Yetişkin tarafınız “Bu insan sana iyi gelmiyor, uzaklaş.” derken, geçmişte terk edilmekten korkmuş tarafınız “Yalnız kalmaktansa buna katlan.” diyebilir. Aklınız “Kendini seç.” derken, yıllarca başkalarını memnun ederek kabul görmüş tarafınız bunu bencillik sanabilir. İşte insanın en yorucu çatışmalarından biri budur: Bugünkü aklıyla dünün yaralarını yönetmeye çalışmak. Bu yüzden terapi insana yalnızca neyin doğru olduğunu öğretmek değildir; çoğu insan zaten doğrunun ne olduğunu bilir. Asıl mesele, bildiği doğruyu uygulamasına engel olan korkuyu, suçluluğu, utancı ve öğrenilmiş ilişki kalıplarını fark edip dönüştürebilmektir. Çünkü iyileşmek, geçmişten miras kalmış çocuğu susturup yetişkini konuşturmak değil; o çocuğun neden korktuğunu anlayıp direksiyonu artık yetişkin tarafınıza verebilmektir. Geçmişiniz sesini çıkarmaya devam edebilir; ama hayatınızın kararlarını vermek zorunda değildir🍁