Psk. Melis Yilmaz

  • Home
  • Psk. Melis Yilmaz

Psk. Melis Yilmaz Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Psk. Melis Yilmaz, Medical Service, .

18/08/2026

❕Kaygının en güçlü yanı, henüz yaşanmamış bir geleceği şimdiki zamanda hissettirebilmesidir.

Henüz olmadı.
Henüz bilmiyoruz.
Henüz gerçekleşmedi.

Ama zihin, ihtimalleri gerçeğin kendisiymiş gibi yaşatabilir.

Belki de bizi en çok yoran şey yaşadığımız olay değil; olma ihtimali üzerine zihnimizin kurduğu senaryodur.

Freud’un yaklaşımından hareketle söyleyecek olursak: Kaygı çoğu zaman yalnızca dışarıdaki tehlikeye değil, iç dünyamızda yarattığımız tehdide de işaret eder.

Kendine bugün şunu sor:
“Şu an yaşadığım şey gerçek mi, yoksa zihnimin geleceğe dair bir tahmini mi?” 🌿

Kontrol etme ihtiyacı yüzeyde mantıklı görünse de, derinde neredeyse her zaman bir kayıp korkusunu saklar.Kontrol ihtiya...
04/05/2026

Kontrol etme ihtiyacı yüzeyde mantıklı görünse de, derinde neredeyse her zaman bir kayıp korkusunu saklar.

Kontrol ihtiyacı genellikle şu korkuların üzerini örter:
• ▪️ Sevilmeme korkusu
• ▪️ Reddedilme korkusu
• ▪️ Terk edilme korkusu
• ▪️ Yanlış yapma ve yetersiz görünme korkusu
• ▪️ Belirsizliğe tahammül edememe
• ▪️ Kendiliğini kaybetme korkusu
• ▪️ Güvenliğe duyulan yoğun ihtiyaç

İnsan kontrol etmeye çalıştıkça aslında şunu söylemek ister:
🔸 “Kaybetmekten korkuyorum.”

Kontrol, güvenlik sağlar gibi görünse de içsel baskı ve kaygıyı artırır.
Gerçek güvenlik, dış dünyayı yönetmekle değil;
içsel kaynakları güçlendirmekle başlar.

Yakın ilişkiler, beynin bağlılık ve güven sistemini en çok aktive eden alanlardır.Bu yüzden en güçlü iyileşme de, en der...
27/04/2026

Yakın ilişkiler, beynin bağlılık ve güven sistemini en çok aktive eden alanlardır.
Bu yüzden en güçlü iyileşme de, en derin yara da yakın ilişkiden gelir.

Yakın ilişkide yaralanmanın nedenleri:
• ▫️ Kişinin en savunmasız tarafları ilişki içinde görünür olur.
• ▫️ Beklentiler, korkular ve kırılganlıklar partnerle temas hâlindedir.
• ▫️ Çocuklukta yaşanan ilişkisel yaralar, yakınlıkla tetiklenir.
• ▫️ Bağ kurma arzusu ile kaybetme korkusu aynı anda çalışır.
• ▫️ Kişi sevdiği kişiden en çok onayı bekler; en küçük ret, büyük anlam taşır.
• ▫️ Yakın ilişkide duygusal hafıza daha aktiftir.

Yakın ilişkide yaralanmak bir zayıflık değil; yakınlığın getirdiği doğal bir kırılganlıktır.
İyileşme ise yaralanmanın değil, bağın niteliğinin dönüşmesinden geçer.

Hayır, tesadüf değildir.Tekrarlayan tartışmalar, ilişkinin değil; iki kişinin sinir sistemi ve duygusal geçmişinin konuş...
24/04/2026

Hayır, tesadüf değildir.
Tekrarlayan tartışmalar, ilişkinin değil; iki kişinin sinir sistemi ve duygusal geçmişinin konuştuğu yerlerdir.

Aynı tartışmaların tekrar etmesinin nedenleri:
• ▪️ Çözülememiş duygusal yaralar
• ▪️ Aynı tetikleyicilere verilen savunmacı tepkiler
• ▪️ İletişimde duyulmamış, karşılanmamış ihtiyaçlar
• ▪️ Kişisel geçmişten taşınan “alışkanlık tepkiler”
• ▪️ Her iki tarafın da güvenlik arayan sinir sistemi
• ▪️ Sorunun değil, savunmanın konuşulması
• ▪️ “Biriktirilmiş” duyguların yeni olaya eklenmesi

Tartışma döngüleri aslında problemin yeniden yaşanması değil;
🔸 çözülmemiş duygunun yeniden hatırlatılmasıdır.

Bu nedenle çözüm “konuşmak” değil,
• duyguları düzenlemek,
• tetikleyicileri fark etmek,
• iletişim dilini değiştirmek
ile mümkündür.

Kişi kendi duygularıyla temas kuramadığında yaşam adım adım yüzeysel hâle gelir. Çünkü insanın iç dünyasıyla bağlantısı ...
20/04/2026

Kişi kendi duygularıyla temas kuramadığında yaşam adım adım yüzeysel hâle gelir. Çünkü insanın iç dünyasıyla bağlantısı ne kadar zayıfsa, dış dünya o kadar yorucu ve anlamdan uzak görünür.

Kendinle temas kaybolduğunda:
• ▪️ Duygular “sinyal” olmaktan çıkar, karışıklık hâline gelir.
• ▪️ Ne istediğini bilmek zorlaşır, seçenekler belirsizleşir.
• ▪️ Hayat otomatik pilotta akmaya başlar.
• ▪️ Anlam yerini görev listelerine bırakır.
• ▪️ İlişkiler derinlikten uzaklaşır; yüzeyde kalır.
• ▪️ Kişi neyi neden yaptığını değil, “yapması gerektiğini” düşünür.
• ▪️ İçsel yönlendirme kaybolduğu için dış onay bağımlılığı artar.

Hayatın yüzeyselleşmesi “temas kaybı”nın sonucudur:
Kendini duyamadığında, dış dünyanın sesi çok yükselir.

Kendinle temas, yalnızca içe dönmek değil; ihtiyaçlarını, sınırlarını ve duygularını yeniden duymayı öğrenmektir.

17/04/2026

Kendine yabancılaşma, insanın kendi iç sesiyle bağlantısının kopmasıdır.
Bu durum genellikle bir anda oluşmaz; küçük ihmal adımlarıyla büyür.

İnsan şu nedenlerle kendine yabancılaşır:
• ▪️ Kendi duygularını bastırdıkça
• ▪️ Başkalarının ihtiyaçlarını öncelik yaptıkça
• ▪️ Benliğini performansla karıştırdıkça
• ▪️ Kendi sınırlarını ihmal ettikçe
• ▪️ Zihni sürekli dış uyaranlarla doldukça
• ▪️ Duygusal yükler taşındıkça
• ▪️ Kendini duymayı bıraktıkça

Yabancılaşma bir nevi içsel kaybolmuşluk hâlidir.
Kişi yaşar ama hissetmez, düşünür ama temas edemez.

Kendine yeniden yaklaşmak mümkün müdür? Evet.
Bu, bir anda değil; kendini duymayı, fark etmeyi, dinlemeyi yeniden öğrenmekle başlar.

Kendinden uzaklaşmak bir savunmadır;
kendine dönmek ise iyileşmenin başlangıcıdır.

13/04/2026

Yalnızlık, çoğu zaman yalnız kalmaktan çok daha derin bir deneyimdir. İnsan sosyal bir varlıktır ve beyin güveni, temas etmeyi, anlaşılmayı biyolojik bir ihtiyaç olarak görür. Bu ihtiyaç karşılanmadığında sinir sistemi “eksiklik” hisseder.
İşte bağımlılık tam bu noktada devreye girer.

Yalnızlık arttığında bağımlılık davranışlarının çoğalmasının nedenlerini şu şekilde açıklayabiliriz:

• ▪️ Dopamin boşluğu: İnsan teması dopamin sağlar. Temas azalınca beyin alternatif dopamin kaynakları arar.
• ▪️ Regülasyon eksikliği: Yalnızlık, sinir sisteminin kendi kendini sakinleştirme kapasitesini düşürür. Kişi duygularını düzenlemek için dışsal bir “kısa rahatlama” arar.
• ▪️ Duygusal boşluk: Alışveriş, yemek, telefon, oyun, sosyal medya… Hepsi boşluğu doldurur, fakat geçicidir.
• ▪️ Kaçış ihtiyacı: Yalnızlık çoğu kişide kendi düşüncelerine maruz kalma korkusunu tetikler. Bağımlılıklar bu yüzleşmenin ertelenmesini sağlar.
• ▪️ Kendilik değeriyle temasın kaybı: İnsan görünmediğinde, değersizlik hissi artar. Bu da bağımlılık davranışlarını besler.

Bağımlılık, yalnızlıktan kaçış değil; yalnız kalmış bir sinir sisteminin yardım çağrısıdır.

Yalnızlık “kimsenin olmaması” değil, “anlaşılamama” hissidir.İnsan kalabalık içinde bile derin yalnızlık yaşayabilir; çü...
31/03/2026

Yalnızlık “kimsenin olmaması” değil, “anlaşılamama” hissidir.
İnsan kalabalık içinde bile derin yalnızlık yaşayabilir; çünkü yalnızlık bir durum değil, bir ruh hâlidir.
Neden bu kadar yaygın?
• Duygusal bağ kurmanın zorlaşması
• Dijital iletişimin yüzeyselliği
• Maskelenmiş duygular
• Karşılık bulmayan ilişkiler
• Güven kaybı
• Çocuklukta duygusal ihtiyaçların karşılanmaması
Yalnızlık çoğu zaman “eksiklik” değil, iyileşmemiş bağlanma yaralarının sesidir.
Yalnız hisseden insanlar çoğu zaman güçlüdür; çünkü duygularıyla uzun zamandır kendi başlarına baş ediyorlardır.
Ve en büyük iyileşme, anlaşılmanın verdiği hafifliktir.

Psikosomatik belirtiler, bedenin söze dökülmemiş duyguları ifade etme yoludur.Zihin güçlü savunmalarla duyguyu tutmaya ç...
24/03/2026

Psikosomatik belirtiler, bedenin söze dökülmemiş duyguları ifade etme yoludur.
Zihin güçlü savunmalarla duyguyu tutmaya çalıştığında, beden konuşmaya başlar.

Psikodinamik açıdan bedenin dili şunu söyler:
• “Söyleyemediğim öfkeyi kas geriliminde taşıyorum.”
• “İçsel çatışmam mideme vuruyor.”
• “Yorgunluğumu kabul edemediğim için bedenim beni durduruyor.”
• “Hayır diyemediğim için boyun ve omuzlarım yük taşıyor.”

Beden belirtileri çoğu zaman kişiyi korumaya çalışır—duyguyu dışarı akıtamadığımız için içeride biriken basınca karşı bir savunmadır.

Psikosomatik şikâyetler “abartı” değildir;
duyguların bedensel yankılarıdır.

Bazı duygular kelimelere sığmaz, bazı acılar dile gelmez. Sanatla terapi, tam da bu noktada devreye girer. Çizerek, boya...
20/03/2026

Bazı duygular kelimelere sığmaz, bazı acılar dile gelmez. Sanatla terapi, tam da bu noktada devreye girer. Çizerek, boyayarak, şekillendirerek iç dünyayı görünür kılmak, bilinçdışına açılan bir kapıdır.

Sanatla terapide olan nedir?
• Bastırılmış duygular sembollerle ortaya çıkar.
• Zihin değil, beden ve duygu ifade etmeye başlar.
• Kişi kendi hikâyesini dışarıdan görme fırsatı bulur.
• Söze dökülemeyen travmalar, renk ve form olarak kendini gösterir.

Sanat “yetenek işi” değildir;
ruhun kendini ifade etme biçimidir.
Bazen bir çizgi, bir kelimenin anlatamadığı şeyi anlatır.

Address


Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psk. Melis Yilmaz posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

  • Want your business to be the top-listed health & beauty business?

Share