Kibele Wellness

Kibele Wellness Reiki, tarihi binlerce sene öncesine dayanan ve kaynağı Tibet olduğu sanılan bir
enerji dengeleme tekniğidir.

Kendine verebileceğin en kıymetli hediye nedir  bilmek ister misin?Kendine dönmen,  farkındalıkla bakman yapman gereken ...
30/06/2026

Kendine verebileceğin en kıymetli hediye nedir bilmek ister misin?

Kendine dönmen, farkındalıkla bakman yapman gereken en önemli şey, verebileceğin en kıymetli hediye..

Kendini hangi halde hissedersen hisset,
Kendine ihtiyacın olan sevgiyi, şefkati vermen..

Peki O değeri vermezsen ne olur ?

Bunu dışarıda arar durusun.

Kendinin Kendine vermediğini, başkaları da veremez aslinda ..

Onlar senin vermediğini ,isteseler de, veremeyerek sana yardım eder aslında.

Sen kendini görene, duyana, hissedene ,kendi değerini bilip onurlandırana kadar.

Hatta bazen sen kendini gör diye ,kendinle kalman için yalnız bırakılırsın.

Sen kendini belki haksızlığa uğramış belki terkedilmiş Zan'nedersin...

Aslında Ol'an,
Kendinle kalabilmen için alan açmaktır,
terketti zannettiğin güzel ruh tarafından....

Not: Görseller icin yapay zekadan yardım alınmıştır.

Dilini güzel söz söylemeye alıştır, çünkü dil neye alışırsa, bilinçaltı da onu gerçek kabul etmeye başlar. İnsan gün boy...
25/06/2026

Dilini güzel söz söylemeye alıştır, çünkü dil neye alışırsa, bilinçaltı da onu gerçek kabul etmeye başlar. İnsan gün boyunca kendine ne söylüyorsa, zihni o sözleri kaydeder ve zamanla onları bir inanca dönüştürür.

“Senden bir şey olmaz”, “Başaramazsın”, “Yine olmayacak” gibi tekrar edilen ifadeler, bilinçaltında görünmez sınırlar oluşturur. Buna karşılık umut, güven ve kararlılık içeren sözler zihinde yeni yollar açar. Çünkü bilinçaltı, doğru ile yanlışı tartışmaktan çok, tekrar edileni benimseme eğilimindedir.

Güzel söz söylemek yalnızca bir nezaket meselesi değildir, aynı zamanda zihni eğitmenin bir yoludur. Dilde başlayan her olumlu değişim, önce bilinçaltına, sonra kalbe, ardından düşüncelere ve davranışlara yansır. İnsan en sonunda, kendine yıllarca anlattığı hikâyenin içinde yaşamaya başlar.

Dilini güzel söz söylemeye alıştır, çünkü dil neye alışırsa, kalp de ona yönelir.
Kalp neye yönelirse, akıl da ona ulaşmanın
yollarını arar.

10/06/2026
27/05/2026
Yüzyıllar boyunca kadın beyni, erkek biyolojisi merkez alınarak değerlendirildi. Kadınların hormonal döngüleri “karmaşık...
26/05/2026

Yüzyıllar boyunca kadın beyni, erkek biyolojisi merkez alınarak değerlendirildi. Kadınların hormonal döngüleri “karmaşık”, “dengesiz” ya da “irrasyonel” olarak etiketlendi çünkü bilim uzun süre kadın bedenini yeterince araştırmadı.

Oysa modern nöroendokrinoloji bugün şunu gösteriyor: Kadın beyni tutarsız değil, döngüseldir. Östrojen ve progesterondaki değişimler; duygu durumunu, odağı, yaratıcılığı, enerjiyi ve iletişimi etkiler. Her fazın kendine ait güçlü yönleri vardır.

Menstrüel faz içe dönüş ve sezgiyi artırırken, foliküler faz enerji ve yaratıcılığı yükseltir. Ovülasyon iletişim ve bağ kurmayı güçlendirir, luteal faz ise detay odaklı düşünmeyi ve sınır koymayı destekler.

Kadın beyninin farklı çalışması bir eksiklik değil; doğanın ritmine uyumlu farklı bir güç biçimidir. Sorun hiçbir zaman kadın biyolojisi olmadı. Sorun, onun yıllarca yanlış anlaşılması ve eksik anlatılmasıydı.

Bolluk ve bereket, genellikle sadece dışsal bir birikim (para, mal, mülk) olarak algılanır. Ancak gerçek bolluk, evrenin...
17/03/2026

Bolluk ve bereket, genellikle sadece dışsal bir birikim (para, mal, mülk) olarak algılanır. Ancak gerçek bolluk, evrenin sunduğu her türlü enerjiyi (bu bir iltifat, bir yardım teklifi veya içsel bir huzur anı olabilir) açık yüreklilikle kabul edebilme becerisidir.

Pek çoğumuz “vermenin” yüceliğiyle büyütüldük. Vermek bize kendimizi güçlü, cömert ve kontrol sahibi hissettirir. Ancak almak, bir parça savunmasız olmayı gerektirir. Bir övgü aldığımızda konuyu değiştirmemiz, bir hediye karşısında “hiç gerek yoktu” dememiz veya yardım tekliflerini “ben hallederim” diyerek geri çevirmemiz, aslında bolluk akışına ördüğümüz duvarlardır.
Bolluk bir döngüdür. Eğer almayı reddederseniz, bu döngüyü kırarsınız. Birinin size verdiği sevgiyi veya yardım teklifini kabul etmediğinizde, aslında o kişinin “verme” eylemindeki mutluluğu da elinden almış olursunuz.
Alıp kabul etmek, “Ben buna değerim” demenin en sessiz ve en güçlü yoludur.
Huzuru, parayı veya sevgiyi kabul etmeye başladığınızda, evrene şu mesajı gönderirsiniz: “Ben hazırım ve hayatın sunduğu tüm güzelliklere kapım açık.”

Bolluk Bilincini Geliştirmek İçin Küçük Bir Adım
Kabul etme kasınızı geliştirmek için bugünden itibaren şu basit kuralı uygulayabilirsiniz: Size bir iltifat edildiğinde (örneğin; “Bugün çok iyi görünüyorsun”) açıklamalar yapmak veya durumu küçültmek yerine, sadece gözlerinin içine bakın ve “Teşekkür ederim” deyin. Bu, bolluğu hayatınıza davet etmenin en hızlı yoludur.

✨ Bolluk istiyorsan alıp kabul
etmenin ne olduğunu keşfetmen gerekiyor.
Bu sevgi de olabilir,
huzur da, övgü de, para da...

05/06/2025

“Kendini tanımak bilgeliğin başlangıcıdır. Evrenin sırrı kendini tanımada yatar.
Bu kendiniz dışında, hiç kimsenin size veremeyeceği bir eğitimdir ve güzelliği de buradadır.
Kesintisiz bir dikkat ve sürekli sorgulayan bir zihin gerektirir. Gözlemleyerek, mücadele ederek, mutlu olarak ve hüzünlenerek öğrenmek zorundayız.”
- Jiddu Krishnamurti

“Bir insanın ulaşabileceği en yüksek düzey, kendi inanç ve düşüncelerinin bilincine varmak, kendi kendini tanımaktır.”
- Johann Wolfgang von Goethe

İnsanlar genellikle dış dünyaya o kadar odaklanırlar ki, kendi iç dünyalarını keşfetmeye zaman ayırmazlar.

Kendini tanımak demek:
• Değerlerini bilmek: Hayatta gerçekten neye önem veriyorsun? Neler senin için vazgeçilmez?

• Güçlü ve zayıf yönlerini anlamak: Nelerde iyisin? Nelerde gelişmen gerekiyor? Hangi alanlarda yardıma ihtiyacın var?

• Duygularını tanımak ve yönetmek: Neden belirli durumlarda belirli duygular hissediyorsun? Bu duygularla nasıl başa çıkabilirsin?

• İhtiyaçlarını ve arzularını fark etmek: Gerçekten ne seni mutlu eder? Ne seni tatmin eder? Başkalarının beklentileri mi, kendi arzuların mı?

• Tetikleyicilerini bilmek: Neler seni sinirlendirir, üzer, korkutur?
Bu içsel keşif yapılmadığında, kişi bir nevi “otomatik pilotta“ yaşar.

Çocukluktan itibaren ailemiz, okulumuz, arkadaşlarımız, medya ve toplum bize “nasıl olmamız gerektiğini“ veya „ne yapmamız gerektiğini“ empoze eder. İnsanlar sıklıkla bu dış beklentilere uyum sağlamaya çalışırken kendi özgün benliklerini bastırırlar. Kendileriyle tanışmamış olmak, tam da bu noktada, başkalarının istediği kişi olmaya çalışmakla sonuçlanır.

Kendini tanımayan bir insan, genellikle hayatta bir amaç veya yön bulmakta zorlanır. Nereye gittiğini, ne istediğini bilmez çünkü neye değer verdiğini ve kim olduğunu tam olarak anlamamıştır. Bu durum, sürekli bir arayış, tatminsizlik ve mutsuzluk hissine yol açabilir. Başkalarının izinden gitmek veya popüler olanı yapmak, kişiyi kendi yolundan saptırır.

Kendini tanımayan insanlar, genellikle ilişkilerinde de sorunlar yaşarlar. Kendi ihtiyaçlarını ve sınırlarını bilmedikleri için, başkalarının ihtiyaçlarına göre şekillenirler veya kendilerine uygun olmayan ilişkiler içinde kalırlar. Özgüven eksikliği ve özdeğer bilincinin olmaması da bu tür ilişkileri tetikler.

Kişi, sürekli bir boşluk veya huzursuzluk hissedebilir çünkü otantik bir yaşam sürmemektedir. Kendiyle uyumlu olmayan bir hayat yaşamak, içsel bir çatışmaya ve nihayetinde mutsuzluğa yol açar. Esas mutluluk, içsel tatminden gelir ve bu da ancak kendini bilmekle mümkündür.

Kendini tanımayan kişi, genellikle hayatın getirdiklerine pasif bir şekilde boyun eğer. Kendi kararlarını almaktan, kendi yolunu çizmekten çekinir. Bu da kişinin potansiyelini gerçekleştirmesini engeller ve hayatta pasif bir rol oynamasına neden olur.

Kendini tanımak sadece bir felsefi arayış değil, aynı zamanda daha anlamlı ve tatmin edici bir yaşam sürmenin anahtarıdır. Bu tanışma gerçekleştiğinde, kişi hayatına daha bilinçli yön verebilir ve gerçek potansiyelini ortaya çıkarabilir.

23/05/2025

Eğer birbirinizin hayatındaki süre dolduysa küçücük bir şehirde bile karşılaşamazsınız.

Her şey enerjidir. İnsanlar, düşünceler, duygular ve ilişkiler… Hepsi belli bir frekansta titreşir. Ve biz, frekansımızın uyumlandığı insanları hayatımıza çekeriz. Ancak her ruh, kendi yolculuğunu yaşar. Geliştikçe, değiştikçe, frekansımız da değişir. Ve bazen, birlikte yürüdüğümüz insanlarla artık aynı titreşimde olmadığımızı fark ederiz.

Eğer iki insanın enerjileri artık birbirine uymazsa, çekim yasası devreye girer ve onları doğal bir şekilde ayırır. Bu bir ceza değil, bir evrensel dengedir. Hayat, frekansının artık hizalanmadığı hiçbir şeyi tutmaz. Zorla bir arada kalmaya çalışmak, iki farklı dalga boyunu zorla birleştirmeye çalışmak gibidir—sadece uyumsuzluk yaratır ve yorar.

Bazen en büyük sevgi, bir şeyin gitmesine izin vermektir. Bazen en büyük bilgelik, artık seni beslemeyen bir bağın doğal akışına güvenmektir. Eğer bir ilişki sona eriyorsa, belki de her iki ruh da farklı dersler için farklı yollar çağrılıyordur. Evrende hiçbir şey kaybolmaz—yalnızca dönüşür. Ve bir kapı kapanıyorsa, bu sadece enerjinin seni daha uyumlu bir kapıya yönlendirmesidir.

Bırak olsun, bırak gitsin, bırak dönüşsün. Sen ruhunu yükseltmeye devam et.

Address

Burwood
Melbourne, VIC
3125

Opening Hours

Monday 9am - 5pm
Tuesday 9am - 5pm
Wednesday 9am - 5pm
Thursday 9am - 5pm
Friday 9am - 5pm
Saturday 9am - 3pm

Telephone

+61414219228

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kibele Wellness posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share