Psk. Selin Yargıcı

Psk. Selin Yargıcı Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Psk. Selin Yargıcı, Medical Service, Armada Interstate Merkezi, Eskisehir Yolu Dumlupinar Boulevard No: 6 A Blok Kat: 12 Ofis no: 1243, Sogutozu, Yenimahalle, Ankara.

10/08/2026

Son yıllarda psikolojiye ilginin artması önemli bir gelişme. Ancak bu ilgi, bazen fark edilmeden yeni bir baskı alanı da oluşturabiliyor.

Daha bilinçli olmalıyım…

Travmalarımı tamamen çözmeliyim…

Her zaman sakin kalmalıyım…

Kendimin en iyi versiyonu olmalıyım…

İyi niyetle başlayan kişisel gelişim yolculuğu, bazen hiç bitmeyen bir performans yarışına dönüşebiliyor.

Bu duruma bazı yazarlar "iyileşme fetişizmi" ya da "kendini optimize etme kültürü" perspektifinden yaklaşmaktadır. Burada amaç psikoterapiyi ya da kişisel gelişimi eleştirmek değildir. Sorun, iyileşmenin de mükemmel yapılması gereken yeni bir başarı ölçütüne dönüşmesidir.

İnsan kendini sürekli analiz etmeye başladığında, her duyguya bir bozukluk, her davranışa bir travma açıklaması arayabilir. Oysa ruhsal gelişim doğrusal ilerleyen bir süreç değildir. Bazen gerilemeler, duraksamalar ve tekrarlar da bu yolculuğun doğal parçalarıdır.

Psikolojik iyi oluş, kusursuz olmak değildir. Duygularla daha esnek ilişki kurabilmek, hata yapabilmek ve kendine karşı daha gerçekçi bir tutum geliştirebilmektir.

📌 İyileşmek, kusursuz bir insana dönüşmek değil; kendinizle daha dürüst ve daha şefkatli bir ilişki kurabilmektir.

06/08/2026

Borderline kişilik örgütlenmesinden söz edildiğinde çoğu zaman yalnızca öfke patlamaları, dürtüsellik veya yoğun ilişki çatışmaları konuşulur. Oysa bu yapının merkezinde çoğu zaman çok daha derin bir deneyim yer alır: Kronik boşluk hissi.

Bu boşluk, sıradan bir can sıkıntısından farklıdır. Kişi bazen kendisini içeriden "yok olmuş", "eksik", "kimliksiz" ya da "anlamsız" hissedebilir. Bu nedenle dış dünyadaki insanlar, ilişkiler, başarılar ya da nesneler zaman zaman bu içsel boşluğu doldurabilecek araçlar hâline gelebilir.

Psikodinamik kuramda buna zaman zaman "boşluğun nesneleştirilmesi" perspektifinden yaklaşılır. Kişi, kendi içinde düzenleyemediği eksiklik duygusunu dışarıdaki bir ilişkiye yükleyebilir. Partner, terapist, arkadaş ya da bir hedef; yalnızca sevilen bir kişi olmaktan çıkar, içsel bütünlüğü sağlayacak tek kaynak gibi algılanabilir.

Ancak hiçbir ilişki bu yükü sürekli taşıyamaz. Beklentiler karşılanmadığında yoğun hayal kırıklığı, terk edilme korkusu, öfke ya da değersizlik duyguları yeniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle ilişkiler idealizasyon ve değersizleştirme arasında gidip gelen döngülere dönüşebilir.

Burada önemli olan nokta, borderline kişilik örgütlenmesini "karakter zayıflığı" ya da "zor kişilik" olarak etiketlememektir. Günümüzde bu yapı; erken dönem bağlanma deneyimleri, duygu düzenleme güçlükleri, biyolojik yatkınlık ve çevresel etkenlerin birlikte şekillendirdiği karmaşık bir psikolojik organizasyon olarak değerlendirilmektedir.

Uygun psikoterapi yaklaşımlarıyla kişi, içsel boşluğu yalnızca dış ilişkiler üzerinden düzenlemek yerine kendi duygularını tanımayı, tolere etmeyi ve daha istikrarlı bir benlik algısı geliştirmeyi öğrenebilir.

📌 En derin ihtiyaç bazen birinin gelmesi değildir; kişinin kendi iç dünyasında kalabilecek güvenli bir alan oluşturabilmesidir.

29/07/2026

Bir insanın yaşadığı deneyimin, yalnızca konuştuğu için değersiz görülmesi de bir adaletsizlik biçimidir.

Felsefeci Miranda Fricker tarafından ortaya konan epistemik adaletsizlik kavramı, kişinin bilgi aktaran biri olarak yeterince ciddiye alınmamasını ifade eder.

Bu yalnızca mahkemelerde ya da eğitim sisteminde yaşanmaz.

Sağlık alanında da görülebilir.

Örneğin kişi yıllardır yaşadığı belirtileri anlatırken;

"Abartıyorsunuz."

"Bu tamamen kafanızda."

"Sen yanlış yorumluyorsun."

gibi ifadelerle karşılaşabilir.

Böyle durumlarda kişi yalnızca anlaşılmamış olmaz; aynı zamanda kendi deneyimine duyduğu güveni de kaybetmeye başlayabilir.

Psikoterapide ise buna ek olarak terapötik kibir riski bulunur.

Uzman, danışanın anlattıklarını gerçekten dinlemek yerine her davranışı önceden bildiği teoriler içine yerleştirmeye başladığında danışanın bireysel deneyimi görünmez hâle gelebilir.

İyi bir terapötik ilişki, "Ben biliyorum." yaklaşımı üzerine değil;

"Birlikte anlamaya çalışıyoruz."

ilkesi üzerine kurulur.

Danışanın deneyimi, yalnızca tanı koyulacak bir veri değildir.

İyileşme sürecinin en önemli bilgi kaynaklarından biridir.

📌 Bilim, insanı açıklamaya çalışır; onu susturmaya değil.

22/07/2026

İnsan yalnızca bireysel kimliğiyle değil, ait olduğu gruplar üzerinden de kendini tanımlar. Bu aidiyet sağlıklı olduğunda dayanışmayı, ortak üretimi ve toplumsal bağları güçlendirebilir. Ancak bazen grup kimliği, eleştiriye tahammül edemeyen kırılgan bir üstünlük duygusuna dönüşebilir.

Psikolojide bu durum kolektif narsisizm kavramıyla açıklanır. Kolektif narsisizm, kişinin ait olduğu grubun olağanüstü ve özel olduğuna inanması; buna karşın grubunun yeterince takdir edilmediğini düşünmesiyle karakterizedir.

Bu yapı içinde dışarıdan gelen eleştiriler, yalnızca bir fikir ayrılığı olarak değil, grubun varlığına yönelik bir saldırı gibi algılanabilir. Sonuçta savunma mekanizmaları devreye girer; öfke, kutuplaşma, dışlama ve zaman zaman linç davranışları ortaya çıkabilir.

Sosyal medya bu süreci hızlandırabilir. Benzer düşünen insanların bir araya geldiği dijital ortamlar, farklı görüşlere karşı tahammülü azaltabilir. Bir hata yapan kişiyi eleştirmek ile onu tüm kimliği üzerinden değersizleştirmek arasındaki sınır giderek silikleşebilir.

Sağlıklı toplumlar, eleştiriyi ihanet olarak değil; gelişimin bir parçası olarak değerlendirebilir. Çünkü bir grubun gücü, hiç hata yapmamasında değil; hatalarıyla yüzleşebilme kapasitesinde yatar.

📌 Güçlü bir kimlik, farklı düşüncelerden korkmaz. Kırılgan bir üstünlük algısı ise en küçük eleştiriyi bile tehdit olarak görebilir.

Psikanalizin en tartışmalı kavramlarından biri olan Thanatos (ölüm dürtüsü), Sigmund Freud tarafından, insanın yalnızca ...
18/07/2026

Psikanalizin en tartışmalı kavramlarından biri olan Thanatos (ölüm dürtüsü), Sigmund Freud tarafından, insanın yalnızca yaşamı sürdürmeye değil, zaman zaman kendine zarar veren tekrarların içine yönelme eğilimini açıklamak için ortaya atılmıştır.

Bu kavram, kişinin bilinçli olarak ölmek istemesi anlamına gelmez. Daha çok, zarar verdiğini bildiği davranışları tekrar tekrar sürdürmesi, aynı yıkıcı ilişki örüntülerine dönmesi ya da kendi iyiliğine hizmet etmeyen seçimleri yinelemesi gibi durumları anlamaya yönelik kuramsal bir çerçevedir.

Neden bazı insanlar kendilerini sürekli inciten ilişkilere geri döner?

Neden defalarca başarısızlıkla sonuçlanan aynı davranış kalıpları tekrar edilir?

Psikanalitik bakış açısına göre zihin, bazen tanıdık olanı güvenli olana tercih eder. Çocuklukta öğrenilen ilişki biçimleri acı verici olsa bile, bilinçdışı düzeyde "alışıldık" oldukları için tekrar edilebilir.

Günümüzde bu durum yalnızca psikanalitik açıdan değil; öğrenme süreçleri, travma, bağlanma örüntüleri ve nörobiyolojik mekanizmalar üzerinden de incelenmektedir. Dolayısıyla "ölüm dürtüsü", bilim dünyasında evrensel olarak kabul edilmiş bir gerçek değil; insanın kendine zarar veren tekrarlarını anlamaya çalışan etkili kuramsal modellerden biridir.

İyileşme, bu döngüleri fark etmekle başlar. Çünkü insan çoğu zaman kaderini değil, tanıdık olanı tekrar eder.

📌 En zor değişim, yeni bir yol öğrenmek değil; yıllardır otomatikleşmiş eski yolu fark edebilmektir.

İnsan yalnızca konuşarak anlatmaz.Bazen beden de konuşur.Üstelik kelimelerin anlatamadığını...Psikolojide somatizasyon, ...
15/07/2026

İnsan yalnızca konuşarak anlatmaz.

Bazen beden de konuşur.

Üstelik kelimelerin anlatamadığını...

Psikolojide somatizasyon, psikolojik yüklerin bedensel belirtilerle ifade edilmesi olarak tanımlanır. Bu belirtiler gerçektir; kişi bunları "hayal etmez". Ancak yapılan tıbbi değerlendirmelerde yakınmaları tam olarak açıklayacak bir fiziksel neden bulunamayabilir ya da mevcut fiziksel durum, belirtilerin şiddetini tam olarak açıklamayabilir.

Yoğun stres yaşayan bir kişinin mide ağrısı çekmesi…

Uzun süre bastırılmış duyguların kas gerginliği olarak ortaya çıkması…

Sınav döneminde gelişen nefes darlığı hissi…

Sürekli baş ağrıları…

Bunların her biri, beden ile zihnin birbirinden bağımsız çalışmadığını gösterir.

Psikanalitik bakış açısı, bedeni bazen "konuşamayan zihnin dili" olarak değerlendirir. Modern tıp ise beyin, sinir sistemi, hormonlar ve bağışıklık sistemi arasındaki güçlü ilişkiyi ortaya koyarak bu bağlantıyı biyolojik olarak da desteklemektedir.

Elbette her bedensel belirti psikolojik değildir. Bu nedenle öncelikle ayrıntılı tıbbi değerlendirme yapılmalıdır. Organik nedenler dışlandıktan sonra psikolojik etkenler de bütüncül olarak ele alınmalıdır.

📌 Beden bazen acıyı gizlemez; kelimelerin taşıyamadığı yükü sessizce görünür kılar.

Fransız psikanalist Jacques Lacan, aşkı tek bir cümleyle tanımlamıştır:"Aşk, sende olmayan şeyi, bunu istemeyen birine v...
11/07/2026

Fransız psikanalist Jacques Lacan, aşkı tek bir cümleyle tanımlamıştır:

"Aşk, sende olmayan şeyi, bunu istemeyen birine vermektir."

İlk bakışta paradoks gibi görünen bu tanım, aslında insan ilişkilerine dair oldukça derin bir bakış sunar.

Lacan'a göre insan hiçbir zaman tamamen "tamamlanmış" hissetmez. Hepimizin içinde eksiklik duygusu vardır. Sevgi ilişkileri de çoğu zaman bu eksikliği giderme arzusuyla şekillenir.

Ancak burada önemli bir yanılgı ortaya çıkar.

Çoğu zaman partnerimizi olduğu kişi olarak değil, kendi eksikliğimizi tamamlayacak kişi olarak görmeye başlarız.

Bu nedenle ilişkilerde sıkça şu beklentiler ortaya çıkar:

*"Beni tamamen mutlu etsin."

*"İçimdeki boşluğu doldursun."

*"Kendimi değerli hissettirsin."

Oysa hiçbir insan başka bir insanın eksikliğini tamamen dolduramaz.

Lacan'ın tanımı tam da bunu anlatır.

İnsan aslında sahip olmadığı tamlığı sunmaya çalışır.

Karşı taraf ise çoğu zaman bu yükü taşımaya ne ihtiyaç duyar ne de bunu gerçekten ister.

Bu yüzden aşk yalnızca romantik bir duygu değil; aynı zamanda arzularımızın, eksikliklerimizin ve çocukluk deneyimlerimizin de sahneye çıktığı karmaşık bir psikolojik alandır.

Sağlıklı ilişkiler, eksiklikleri birbirine yüklemek yerine iki ayrı bireyin birbirinin varlığına eşlik edebilmesiyle gelişir.

📌 Belki de aşk, eksikliğin tamamen yok olması değil; onunla birlikte yaşayabilecek kadar olgunlaşabilmektir.

"Ben hep haksızlığa uğruyorum."Bu cümle bazen gerçek bir mağduriyetin ifadesidir. Bazen ise kişinin kimliğinin merkezine...
08/07/2026

"Ben hep haksızlığa uğruyorum."

Bu cümle bazen gerçek bir mağduriyetin ifadesidir. Bazen ise kişinin kimliğinin merkezine yerleşmiş bir anlatının parçası hâline gelir.

Psikolojide her mağduriyet aynı değildir. Gerçek travmalar ve haksızlıklar elbette vardır ve bunların görülmesi gerekir. Ancak bazı kişiler için mağduriyet zamanla yalnızca yaşanmış bir olay olmaktan çıkar; benlik algısını besleyen bir kimliğe dönüşebilir.

Bu durumda kişi, yaşadığı her olayı "bana yapılan yeni bir haksızlık" olarak yorumlamaya başlayabilir. Sorumluluk almak yerine sürekli dış etkenleri suçlamak, eleştiriyi kişisel saldırı olarak görmek ve empati beklerken karşı tarafın deneyimini görmezden gelmek bu örüntünün parçaları olabilir.

Bu durum literatürde zaman zaman "entitled victimhood" (hak sahibi mağduriyet) kavramıyla açıklanır. Araştırmalar, kendisini sürekli mağdur olarak tanımlayan bazı bireylerde şu eğilimlerin daha sık görülebildiğini göstermektedir:

• Daha fazla ayrıcalık beklemek

• Kendi hatalarını daha kolay gerekçelendirmek

• Affetmekte zorlanmak

• Başkalarının ihtiyaçlarını ikinci plana atmak

• Sürekli onay ve telafi beklentisi geliştirmek

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Bu kavram, gerçek mağdurları suçlamak için kullanılmaz. Asıl mesele, mağduriyetin zaman içinde kişinin tüm kimliğini tanımlayan bir pozisyona dönüşmesidir.

Çünkü insan yalnızca yaşadığı acıdan ibaret değildir.

İyileşme çoğu zaman mağdur olduğunu inkâr etmekle değil; yaşadığı deneyimin hayatının tamamını yönetmesine izin vermemekle başlar.

📌 Acıyı kabul etmek iyileştiricidir. Kimliği yalnızca acı üzerine inşa etmek ise gelişimi sınırlandırabilir.

22/06/2026

Aşırı performans kaygısı, kişinin “hata yapma ihtimali”nden değil,
hata yapmanın yaratacağı olası sonuçlardan korkmasıdır:
Eleştirilmek, yetersiz görünmek, reddedilmek, başarısız sayılmak…

Bu kaygı yükseldiğinde:

• Zihin daralır, analiz kapasitesi düşer.
• Karar verme hızı bozulur.
• “En iyisi olmalıyım” baskısı artar.
• Hata yapmamak için aşırı kontrol geliştirilir.
• Kontrol tükenme yaratır → ani ve riskli kararlar tetiklenebilir.

Bu yüzden bazı kişiler hem aşırı mükemmeliyetçi olup
aynı zamanda bir anda impulsif seçimler yapabilir:

• İş değiştirme
• İlişkiyi bir anda bitirme
• Ani harcamalar
• Hızlı yaşam kararları
• Akademik veya iş sınavlarında blokaj

Tüm bunlar kişinin “mantıksız” olması değildir; performans kaygısının sinir sistemini fazla yüklemesidir.

Kendine şefkat, kişinin kendini “haklı çıkarması” değil;zorlandığında kendine düşman olmak yerine dost olabilmesidir.Ken...
15/06/2026

Kendine şefkat, kişinin kendini “haklı çıkarması” değil;
zorlandığında kendine düşman olmak yerine dost olabilmesidir.

Kendine şefkat geliştiren biri:

• Hata yaptığında kendini kırmaz
• Zor bir duygu yaşadığında kendini suçlamaz
• Dinlenmeye izin verir
• İçsel eleştirmenini yumuşatır
• İlişkilerde daha sağlıklı sınırlar kurar
• Kendini daha net ifade eder
• Öz-değeri güçlenir
• Bedensel ve zihinsel stres azalır

Araştırmalar gösteriyor ki kendiyle şefkatli davranan insanlar:
→ daha dayanıklı,
→ daha az kaygılı,
→ daha az öfkeli,
→ daha fonksiyonel ilişkilere sahip.

Çünkü insan kendine şefkat gösterdiğinde, kendi içinde güvenli bir ev kurmuş olur.

Address

Armada Interstate Merkezi, Eskisehir Yolu Dumlupinar Boulevard No: 6 A Blok Kat: 12 Ofis No: 1243, Sogutozu, Yenimahalle
Ankara
06520

Opening Hours

Monday 10:00 - 20:00
Tuesday 10:00 - 20:00
Wednesday 10:00 - 20:00
Thursday 10:00 - 20:00
Friday 10:00 - 20:00
Saturday 10:00 - 18:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psk. Selin Yargıcı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share