16/07/2026
Büyük ideolojilere değil, küçük ve saf anlara ihtiyacımız var. Dışarıdaki gürültüden uzaklaşasım var, bazen gerçekten devam edemiyor gibi hissediyorum ve sadelik, dinginlik, an'ın kıymeti yakalayamadıklarım, odaklanamadıklarım oluveriyor. Yorulduğumda, bu kaotik düzeni anlamsız daha doğrusu gereksiz bulduğum zamanlarda bir mistik şair geliverir aklıma...
Sohrab Sepehri... "Ve Bir Haber, Yoldaki" şiiri anlatsın yüreğimize, zihnimize, iyi gelsin ruha...
Bütün duvarları yıkacağım yere.
Haramilere diyeceğim ki: 'Gülümseyiş yüklü bir kervan' geldi!
Bulutu parçalayacağım.
Gözleri güneşe bağlayacağım, gönülleri aşka, gölgeleri suya, dalları rüzgara sonra bütün bunları birbirine ve çocuğun uykusunu da cırcırböceklerinin mırıltılarına bağlayacağım.
Uçurtmaları uçuracağım gökyüzünde, saksılara su vereceğim.
Geleceğim. Atların, sığırların önüne okşayışın yeşil otunu serpeceğim.
Susuz kısrağa çiy kovasını sunacağım. Yoldaki yaşlı eşeğin sineklerini kovacağım. Geleceğim ve her duvarın başına bir karanfil dikeceğim.
Her pencerenin altında bir şiir okuyacağım. Her kargaya bir çam vereceğim.
Yılana diyeceğim ki: 'Kurbağa nasıl da fiyakalı ama!'
Barıştıracağım.
Tanıştıracağım.
Yol alacağım.
Işık içeceğim.
Seveceğim.
Bu manifestonun felsefesi, silahsız bir direniş ile kötülüğü iyilikle yer değiştirebilmeye dayanır. Ütopyalar güzeldir🌻 Bir de deniz kenarları, ormanlar, tepeler, hayvan dostlar, çocuklar, anlık farkındalıklar, paylaşımlar...