15/07/2020
Çok geç kalmadan yaşam koşullarımızı acil gözden geçirmeliyiz!
Çünkü buna mecburuz.
Bugüne kadar ülkemizin coğrafi konumu avantajı sebebiyle iklim değişiminin mutfağımızdaki şiddetini hissetmediğimiz ancak artık olumsuzlukları yaşamaya başlayacağımız sürece giriyoruz.
İklim Değişiklikleri ve Tarımda Sürdürülebilirlik raporuna göre 2015-2100 yılları arasında ciddi değişimler bizi bekliyor olacağı ifade ediliyor.
Sıcaklıkların en az 2 en fazla 6 derece arasında artarak 2100 yılına doğru şiddetleneceği öngörülüyor.
2041 yılında Doğu ve Güneydoğu Bölgeleri’nde sıcak hava dalgalarının sıklaşacağı, 2050 yılından itibaren ise Doğu Karadeniz Bölgesi hariç ülkemizde toplam yağış miktarında 300 mm’ye varan azalmaların görüleceği bildiriliyor.
Karadeniz’de ise aşırı yağışlara teslim olacağı tahmin ediliyor.
Peki bu değişimler neyi ifade ediyor derseniz sıcaklık farklılıkları su kaynaklarını azaltabilecek böylece hem sağlığımız için içmemiz gereken hem de besin üretiminde kullanılacak suda sıkıntısı yaşayacağımız günlerin artık uzakta olmadığı belirtiliyor.
Sıcaklık ve su kaynaklarındaki değişim ile hayvancılık, balıkçılık ve tarımsal üretimde verim ve kalitenin azalacağı, iklim değişimine bağlı mevcut tarım alanlarının gelecekte mahsül üretimi için uygun olmayabileceği riskleri üzerinde duruluyor.
Tarımda dikim ve hasat zamanlarının değişeceği, hem bitkisel hem de hayvansal besin üretim veriminin azalacağı ve sıcaklar ile nem koşullarına bağlı bitkilere musallat olacak zararlıların yeniden ortaya çıkacağı değerlendiriliyor.
Susuz kalmamak, yiyecek kıtlığı yaşamamak ve doğal besine kolay ulaşmak için;
1. Kağıt israfına son vermeyi,
2. Plastik kullanımını bırakmayı,
3. Elektrik tasarrufu yapmayı
4. Suyu idareli kullanmayı,
5. Şişelenmiş su içmeye özen göstermeyi,
6. Yerel besinlerimizi yemeyi,
7. Mevsiminde taze sebze ve meyve tüketmeyi,
8. Bol bol yürüyüş yapmayı,
9. Bitkisel yiyeceklerden zengin beslenmeyi,
10. Yiyecek israfından kaçınmayı Türkiye olarak yapmak zorundayız.