Uzman Klinik Psikolog Onur Cansız

Uzman Klinik Psikolog Onur Cansız Uzman Klinik Psikolog Onur Cansız Uzman Klinik Psikolog Onur Cansız Haliç Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde Akademik Başarı Bursu alarak eğitim görmüştür. Prof.

Psikoloji bölümünden “Yüksek Onur Öğrencisi” olarak derece ile 3 yılda mezun olmuştur. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi Lisans Bölümü’nden “Onur Öğrencisi” olarak mezun olmuştur. Uzmanlık eğitimine Haliç Üniversitesi Klinik Psikoloji Master Programı’nda Başarı Burslu olarak başlayarak dereceyle bitirmiştir. Uzmanlık Tezini "Erken dönem uyumsuz şemaların somatizasyon ve dissosiyasy

onla ilişkisi" adlı tez ile tamamlamıştır. Master eğitim sürecinde Şema Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Psikanalitik Çocuk-Ergen Psikoterapisi eğitimleri ve Süpervizyonları almıştır. Dr. Doğan Şahin ve Prof. Dr. Zümra Atalay gibi yetkin birçok eğitmenden eğitimler almıştır. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi gibi Türkiye’nin en köklü iki hastanesinde klinik çalışmalarda bulunarak çalışmıştır. Aktif olarak Şema Terapi Derneği (ŞTD) ve Çift ve Aile Terapileri Derneğinde (ÇATED) komite üyesi olarak çalışmalar yürütmektedir. Yüz yüze ve Online Psikoterapi seansları gerçekleştirmektedir. Başlıca Çalıştığı Kurumlar: Klinik ve sivil toplum stajları
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi,
Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi,
Psikalpark Psikolojik ve Eğitim Danışmanlık Merkezi (Nişantaşı)
Aktarım Psikoloji (Bağdat Caddesi)
Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı (TOÇEV)
Şema Terapi Derneği ve Çift ve Aile Terapileri Derneğinde (ÇATED) komite üyesi olarak çalışmalarına devam etmektedir. Aldığı Kurs ve Sertifikalar:
Dinamik Psikoterapi Temel Eğitimi – Prof. Dr. Doğan ŞAHİN
Aktarım Odaklı Psikoterapi- Prof. Dr. Doğan ŞAHİN
Cinsel Terapi Seminerleri- Prof. Dr. Doğan ŞAHİN
Rorschach & TAT – Doç. Dr. İrem Erdem Atak (Rorschach ve Projektif Testler Derneği)
Temel Mindfulness Eğitimi – Prof. Dr. Zümra Atalay
Şema Terapi - Dr. Psk. Bahar Köse Karaca (Devam Etmekte)
Çocuk-Ergen Bilişsel Davranışçı Terapi – Doç. Dr. Dursun KARAMAN
Bilişsel Davranışçı Terapi – Doç. Dr. Cemil ÇELİK
Terapötik Kartlar – Doç. Dr. Durmuş ÜMMET
Ölüm ve Yas Terapisi – Psk. Dr. Hakan ERTUFAN
Çocuk-Ergen BDT Uygulamaları – Psk. Dr. Nevin DÖLEK
Çözüm Odaklı Terapi – Psk. Dr. Nevin DÖLEK
Kişilik Bozukluklarında Psikoterapi Eğitimi – Psk. Dr. Ferah DAYI
Bağlanma Temelli Aile ve Çift Terapisi – Psk. Dr. Suzanne LEVY
Varoluşçu Psikoterapiye Giriş – Kl. Psk. Bilal AKYÜZ
Çocuk – Ergen Bilişsel Davranışçı Terapi – Uzm. Psk. İrem Bengü AKSEKİLİ
Bilişsel Davranışçı Oyun Terapisi – Uzm. Psk. İrem Bengü AKSEKİLİ
Çocuk Merkezli Oyun Terapisi – Uzm. Pınar HOCAOĞLU
MMPI- Psk. Dr. Sinem DURUSAL
Sanat Terapisi- Dr. Volkan DEMİR

Tükenmişlik çoğu zaman yüksek sesle gelmez;sessizce, yavaşça, fark ettirmeden yaklaşır.Belirtiler bazen öylesine “günlük...
13/04/2026

Tükenmişlik çoğu zaman yüksek sesle gelmez;
sessizce, yavaşça, fark ettirmeden yaklaşır.

Belirtiler bazen öylesine “günlük” görünür ki,
aslında bir tükeniş yaşadığınızı anlamanız zaman alır.

Dikkat edilmesi gereken işaretler:

• Sabah uyanınca hâlâ yorgun hissetmek
• Eskiden keyif veren şeylerin etkisini kaybetmesi
• Sürekli yorgunluk ve motivasyon düşüşü
• “Hiçbir şeye yetişemiyorum” hissi
• Zihinsel bulanıklık
• Konsantrasyon güçlüğü
• Küçük şeylere tahammülsüzlük
• Duygusal uzaklaşma
• Sosyal geri çekilme
• Artan içsel baskı ve suçluluk

Tükenmişlik, “güçsüz olmak” değildir.
Aksine, çok uzun süre güçlü kalmaya çalışmış biri olmanın sonucudur.

Tükenmişliği durdurmanın ilk adımı:
Kendinizi dinlemek, ihtiyaçlarınızı fark etmek ve tempoyu yeniden düzenlemektir.

Aşırı düşünme (overthinking) çoğu kişi tarafından “analitik olmak”, “detaycı olmak” veya “kontrollü olmak” sanılır.Oysa ...
06/04/2026

Aşırı düşünme (overthinking) çoğu kişi tarafından “analitik olmak”, “detaycı olmak” veya “kontrollü olmak” sanılır.
Oysa gerçekte aşırı düşünme, zihnin frene basarak ilerlemenizi yavaşlatmasıdır.

Aşırı düşünme ne yapar?

• Küçük bir konuyu büyütür
• Senaryoları çoğaltır
• Olmamış ihtimalleri bile tehdit gibi gösterir
• Karar vermeyi zorlaştırır
• Harekete geçmeyi engeller
• Yetersizlik duygusunu artırır

Zihin yoruldukça hızlanmanız gerekirken,
tam tersine adım atmak daha zor hale gelir.

Aşırı düşünmenin en sessiz zararı:
Zihni meşgul eder ama ilerletmez.

Bu döngüden çıkmanın yolu;
düşünceleri bastırmak değil,
düşüncelerle aranıza mesafe koymayı öğrenmektir.

Mükemmeliyetçilik çoğu zaman “başarıya götüren güçlü bir özellik” gibi görünür.Ama çoğu kişi fark etmeden mükemmeliyetçi...
03/04/2026

Mükemmeliyetçilik çoğu zaman “başarıya götüren güçlü bir özellik” gibi görünür.
Ama çoğu kişi fark etmeden mükemmeliyetçilik tarafından geri çekilir.

Mükemmeliyetçilik ileri taşıyorsa:
• Hedef belirlemeye yardımcı olur
• Disiplin kazandırır
• Kaliteli iş çıkarmayı sağlar

Ama geri çekiyorsa:
• “Ya hata yaparsam?” düşüncesi ertelemeye yol açar
• Başlamayı zorlaştırır
• Başarıdan çok başarısızlık ihtimaline odaklar
• Her şeyi kontrol etmeye zorlar
• Bitmeyen bir tatminsizlik yaratır
• Özgüveni içten içe zedeler
• Tükenmişlik riskini artırır

Mükemmeliyetçiliğin en sessiz zararı şudur:
İnsanı kendi potansiyelinden uzaklaştırır.

Gerçek ilerleme, “mükemmel olmak” değil;
yeterince iyi olup devam edebilmektir.

Soru şu:
Seni motive eden mükemmeliyetçilik mi,
yoksa seni durduran, yoran, sıkıştıran mükemmeliyetçilik mi?

Kaygı, insanın tehdit algısı karşısında devreye giren doğal bir biyolojik yanıt sistemidir.Sempatik sinir sistemi aktive...
30/03/2026

Kaygı, insanın tehdit algısı karşısında devreye giren doğal bir biyolojik yanıt sistemidir.
Sempatik sinir sistemi aktive olur, beden olası bir duruma hazırlanır ve bu süreç çoğu zaman işlevseldir.
Ancak bu sistem gerçek bir tehdit olmadan da tetiklenmeye başladığında, kaygı düzenleyici olmaktan çıkıp kişinin günlük işlevselliğini etkileyebilir.

Kaygı sistemi aşırı çalıştığında:
• Zihin “olasılık” ile “tehdit” arasındaki ayrımı yapmakta zorlanabilir.
• Beden, adrenalin ve kortizol artışına bağlı belirtiler (çarpıntı, nefes hızlanması, mide hassasiyeti) üretebilir.
• Belirsizlik düşük toleransla karşılanır; kişi daha çok kaçınma davranışları geliştirebilir.
• “Felaketleştirme” adı verilen düşünce biçimi güçlenebilir ve karar süreçleri etkilenebilir.

Kaygı düzenlendiğinde sinir sisteminde şu değişimler görülür:
• Prefrontal korteks daha aktif çalışır; düşünceler daha gerçekçi ve esnek hâle gelir.
• Parasempatik sistem devreye girer; beden sakinleşir ve fizyolojik yanıtlar dengelenir.
• Belirsizlik toleransı artar; kişi uyaranlara daha düzenlenmiş bir yanıt verebilir.
• İşlevsellik, dikkat ve karar verme kapasitesi güçlenir.

Kaygı bir bozukluk değil; sinir sisteminin aşırı uyarılmış bir halidir.
Bu nedenle amaç kaygıyı “susturmak” değil, sinir sisteminin verdiği sinyalleri düzenlemeyi ve doğru yorumlamayı öğrenmektir.

Hedef, kaygıyı susturmak değil, sinir sisteminin verdiği sinyalleri anlamlandırarak daha dengeli bir yanıt verebilmektir.

“İyiyim.”Günlük hayatta en çok kullandığımız ama çoğu zaman en az doğruluk payı olan cümle.Çünkü bazen “iyiyim” demek iy...
27/03/2026

“İyiyim.”
Günlük hayatta en çok kullandığımız ama çoğu zaman en az doğruluk payı olan cümle.
Çünkü bazen “iyiyim” demek iyi olduğumuzdan değil…
kimseyi yormak istemediğimizden,
duygularımızı açacak gücü bulamadığımızdan,
ya da kimsenin anlamayacağını düşündüğümüzden söylenir.

“İyiyim” bazen:
• “Biraz kırıldım ama anlatmak zor geliyor.”
• “Zorlanıyorum ama fark edilmek istemiyorum.”
• “Anlatırsam çözülürüm diye korkuyorum.”
• “Kimseyi rahatsız etmek istemem.” anlamına gelir.

Gerçek iyilik, duyguları saklamak değil;
duyguların görülmesine izin vermektir.

Her “iyiyim” gerçek değildir.
Ama gerçek şu:
İyi olmak için her zaman iyi hissetmeye gerek yok.
Kendine dürüst olmak, iyileşmenin en sessiz ama en güçlü başlangıcıdır.

23/03/2026

Evet — çift terapisi yalnızca kriz dönemlerinde değil,
ilişkinin gelişim dönemlerinde de oldukça etkili bir yöntemdir.

Çift terapisi ne sağlar?

• İletişim kalitesini artırır
• Tartışmaların yıkıcı değil yapıcı olmasını sağlar
• Her iki bireyin duygu, ihtiyaç ve beklentilerini görünür kılar
• Gizli kalmış kırgınlıkları güvenli bir ortamda çalıştırır
• Eski çatışma kalıplarını fark ettirir
• Güven duygusunu yeniden inşa eder
• Bağlanma stillerini anlamayı sağlar
• “Birbirimizi duymuyoruz” şikâyetini dönüştürür

Çift terapisi, “ilişkiyi kurtarmak” değil;
ilişkide sağlıklı bağ kurmayı yeniden öğretmek için vardır.

Gerçek etkiyi yaratan ise:
✔ her iki tarafın da çabaya açık olması,
✔ sorumluluk alması,
✔ duygusal olarak görünmeye izin vermesidir.

İlişki bir ekip işidir —
terapi ise bu ekibe profesyonel bir rehberlik sunar.

Aynı evde yaşamak aile olmak değildir.Aile, sadece mekân değil; duygusal bir alandır.Aile olmayı belirleyen şey aynı soy...
23/01/2026

Aynı evde yaşamak aile olmak değildir.
Aile, sadece mekân değil; duygusal bir alandır.
Aile olmayı belirleyen şey aynı soyadı değil, aynı evde kurulan duygu güvenliğidir.

Birlikte yaşamak:
Günlük rutinleri paylaşmak.

Aile olmak:
Birbirine tutunabilmek,
zor anlarda yanında durabilmek,
duyguların çekinmeden ifade edilebildiği bir ortam yaratabilmek.

🔸 Aile olmak “ben” ve “sen”den çok “biz”dir.
🔹 Aile olmak sessizliği değil, iletişimi içerir.
📌 Aile olmak, birbirinin duygusal ağırlığını taşımak değil, paylaşmaktır.

Bir evde huzur varsa, o evde aile vardır.
Bir evde duygular konuşulabiliyorsa, orada bağ vardır.
Bir evde herkes yalnız hissediyorsa, aynı çatı altında yaşamak aile olmayı tek başına sağlamaz.

Aile olmak, birlikte yaşamaktan daha büyük bir eylemdir:
Birbirini duygusal olarak duyabilmek.

Bir tartışma sırasında bazen fark etmeden “haklı çıkma” moduna geçeriz.Ama aslında çoğu zaman haklı çıkmak istemeyiz…Anl...
16/01/2026

Bir tartışma sırasında bazen fark etmeden “haklı çıkma” moduna geçeriz.
Ama aslında çoğu zaman haklı çıkmak istemeyiz…
Anlaşılmak isteriz.

Haklı çıkmak:
“Benim dediğim doğru.”
Anlaşılmak:
“Beni duy. Neden böyle hissettiğimi anla.”

İkisi arasında ince bir fark vardır ama ilişkilerin yönünü tamamen değiştirir.

🔸 Haklı çıkma çabası tartışmayı büyütür;
çünkü iki taraf da “kazanan” olmak ister.

🔹 Anlaşılma isteği yakınlık yaratır;
çünkü kişinin asıl ihtiyacı görülmek ve duyulmaktır.

📌 İnsan, duygusunun karşı tarafta yankı bulduğunu hissettiğinde savunması düşer.

‘’Bu konuşmada gerçekten doğruluğumu mu kanıtlamaya çalışıyorum?
Yoksa içimdeki duygu duyulmadığı için mi sesimi yükseltiyorum?’’

Haklılık ilişkide duvar örer.
Anlaşılmak kapı aralar.
Ve ilişkiler kapılardan geçerek iyileşir.

Sessizlik, bazen en büyük huzur kaynağıdır.Bazen de en tehlikeli kaçış biçimi.Peki nasıl ayırt edilir?🔸 Sessizlik huzurs...
12/01/2026

Sessizlik, bazen en büyük huzur kaynağıdır.
Bazen de en tehlikeli kaçış biçimi.

Peki nasıl ayırt edilir?

🔸 Sessizlik huzursa:
Kişi kendini iyi hisseder, ilişkide hava ferahlamış gibi olur.
İçte bir dinginlik vardır.
Sessizlik bir alan sağlar.

🔹 Sessizlik kaçışsa:
İçte bir kırgınlık, öfke, güvensizlik vardır ama konuşulmaz.
Sessizlik ağır gelir, iki kişi arasında görünmez bir duvar oluşur.
“Konuşursam sorun çıkar” korkusu hâkimdir.

📌 Kaçış olan sessizlik, ilişkiyi sessizce içten tüketir.

Sessizlik huzur mu yoksa kaçış mı anlamak için şu sorulara bakılabilir:

Sessizlikten sonra yakınlık artıyor mu, azalıyor mu?
Sessizlik rahatlatıyor mu, yoksa gergin hissettiriyor mu?
Sessizlik bir ihtiyaç mı, bir savunma mı?

Her sessizlik huzur değildir.
Bazı sessizlikler, sadece konuşulması gereken duyguların ertelenmiş hâlidir.

Huzurlu sessizlik iyileştirir; kaçış olan sessizlik ise ilişkiyi giderek kırılganlaştırır.

Aynı evde yaşamak, aynı duygusal dünyayı paylaşmak anlamına gelmez.Birçok çift aslında yan yanadır… ama birbirinden çok ...
09/01/2026

Aynı evde yaşamak, aynı duygusal dünyayı paylaşmak anlamına gelmez.
Birçok çift aslında yan yanadır… ama birbirinden çok uzaktır.
Konuşmalar yüzeyselleşir, sorular otomatiğe bağlanır, cevaplar kısalır.
Ve bir noktadan sonra ilişki “yan yana duruşa” dönüşür, “temas etmeye” değil.

Birbirini duymak, kelimeleri duymak değildir;
duygunun altındaki mesajı duyabilmektir.

🔸 “İyiyim.” diyen partner belki “biraz ilgine ihtiyacım var” demeye çalışıyordur.
🔹 Sessizleşen biri aslında “yoruldum” mesajı veriyordur.
📌 Uzaklaşma çoğu zaman ilgisizlik değil; anlaşılmama korkusudur.

Aynı evde yaşarken birbirini duyamamanın sebepleri:

Yorgunluk ve rutin
Konuşmanın tartışmaya dönüşeceği korkusu
Duyguların ifade edilememesi
“Zaten beni anlamaz” inancı
İki tarafın aynı anda içe çekilmesi

Bir ilişkinin “kalbi”, temas etme biçimidir.
Sorun var diye değil, bağ kopmasın diye konuşulur.

Aynı evde yaşayıp birbirini duyamamak kader değildir;
ilk adım, “bugün nasılsın, gerçekten?” sorusunu yerinden ama yumuşak bir yerden sorabilmektir.

05/01/2026

Konuşmak çoğu zaman zor gibi görünür…
Ama aslında en zor olan şey, gerçek anlamda dinlemektir.
Çünkü dinlemek sadece sesleri duymak değildir;
duyguyu, tonu, alt mesajı fark etmeyi gerektirir.

Konuşmak:
Kendi içindekini dışarı çıkarmaktır.
Dinlemek:
Karşındakinin dünyasına adım atmaktır.

Neden dinlemek daha zordur?

🔸 İç sesimiz konuşanın sözünü bastırır: “Ne cevap vereceğim?”
🔹 Savunmaya geçeriz: “Öyle demek istemedim!”
📌 Bazen duyduklarımız can yakar; bu yüzden dinlemekten kaçınırız.

Gerçek dinleme şunları içerir:

Cevap vermek için değil, anlamak için durmak.
Duyguyu suçlamadan duyabilmek.
Karşındakine “Buradayım” hissi vermek.
Konuşmak rahatlatır;
ama dinlemek ilişkiyi iyileştirir.

En iyi ilişkiler çok konuşanlarda değil, iyi dinleyebilenlerde derinleşir.

Address

Sultan Selim, Sultan Selim Caddesi No:57 D:4, Kâğıthane/Istanbul
Istanbul
34415

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzman Klinik Psikolog Onur Cansız posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Uzman Klinik Psikolog Onur Cansız:

Share