“BAKIN,
BEN YALNIZCA NE YAPMAK İSTEDİĞİNİ BİLEN,
SIRADAN BİR ADAMIM. YAPTIKLARIM NE İŞE YARAR BİLMİYORUM,
AMA BEN BUNLARI YAPIYORUM”
OTTO DİX
Hangi rengin ismi şeklimi alabilir ki? Ben doğduğumda sadece iki renk varmış evimizin magmasında; bir siyah bir de beyaz… Bir savaş bir de aşk... Savaş ismime bulaşmış aşksa parmaklarıma...
Sonra sonra anladım ki bir de gökyüzü varmış evimizin çatısında du
ran… Her gidişlerin arkasında kaldıkça büyüyen; büyüdükçe de denize dönüşen mavileri tanıdım… Sevdim de… Denizin mavisiyle gökyüzünün mavisine sıkışmış kaç yaşım varsa ben hepsini büyük bir minnetle sevdim ama büyümek vakti gelince; toprağa döndü adımlarım, koşuşturmacalarım, asiliklerim... Kimi bıraksam ardımda biraz daha tamamlandım kendime ve bir yama daha yaptım üzerimdeki abama…
Şehirleri seçemedim ama seçtiğim insanları hep yaşadığım şehirler yaptım... Hayatlarına iyilik yerine kalıcı şeyler inşaa etmeyi seçtim… Seçtiklerim… Yıktıklarım oldu kimi zaman… Hiç iyileşmeyecek yaralarla bıraktıklarım oldu derin ormanlarımda… Kimse görmesin diye yeşilin en sararıp solmuş tonuna boyadığım kabuk tutmuş yaralar... Yaralarım...
Hepsinin en başında hep gitmem gereken bir şehrim olurdu. Kaçmak değil sadece sonu bana çıkacak yeni yollara düşmekti... Yorulmayı hiç bilmedim ben çünkü elimde hep renklerim oldu… Kimi zaman simsiyah olsam da bir parça pembe çalıp gözlerime küçük bir kız çocuğunun peşinden koşabildim günlerce... Bıkmadan usanmadan... Geriye dönmeyi hep ceplerimde sakladım… Kayboldukça ceplerimden çıkarıp insanların yüzüne öfke diye fırlattım..............
İnkar etmedim... Kin gütmedim... Kimi sorsalar bildim ama kime sorulsam hep üç bilinmeyenli denklemdim... Çözümümü yapan birkaç insanı dostum yaptım... Kardeşim yaptım... Sisli puslu yağmurlu gökyüzümü bir onların yanında güneş açtırdım…
Bi açıp bi kapattım aklımın pencerelerini bütün resimlerime. Ama elimdeki fırçam beni en yarım aklımla bile hiç bırakmadı. Hep tamamladı en son kalan çizgimi… Son siyah saçımı da beyaza boyadı… Son gülüşümü, son hüznümü, bu son dediğim her günümü bi resmin içine sessizce yerleştirdi hep... Yar dedim, ana dedim, kardeş dedim, dost dedim kimi dediysem dilimde kaldı sadece… Oysa fırçam hep elimdeydi... Herşeyden herkezden daha yakınımdaydı..............
Başladığım yeri hiç unutmadım ben... Kimi zaman takılıp düşsemde kimi zaman dizlerim kan için de kalsa da ilk çizgimi doğururken parmaklarımda; başka gökyüzünde çıkan gökkuşağının renklerini beklemeyi hiç unutmadım….............
Ben aydınlığı beklemeyi hep sevdim;rengini bilmesem de....