14/08/2026
Sezgisel beslenmenin kendisine değil, herkes için doğru başlangıç noktasıymış gibi anlatılmasına itirazım var.
Açlık ve tokluk sinyallerini algılamak, bedenin içinden gelen sinyalleri fark etme becerimizin, yani interosepsiyonun bir parçası. Stres, uykusuzluk, yoğun tempo, uzun süreli kısıtlayıcı diyetler ve çevresel uyaranlar yeme davranışımızı ve bu sinyalleri nasıl yorumladığımızı etkileyebiliyor.
Dolayısıyla “bedenini dinle” her zaman yeterli bir beslenme önerisi değil.
Bazı insanlar için önce düzen gerekir. Öğünlerin belli bir ritme oturması, yeterli ve dengeli beslenmenin nasıl göründüğünü öğrenmek, sürekli “Şimdi ne yesem, ne kadar yesem?” kararını vermek zorunda kalmamak…
Burada iyi planlanmış bir beslenme programını sezgilerin karşıtı olarak görmüyorum. Tam tersine, bedeninin verdiği yanıtları yeniden tanımak için bir referans noktası olabilir.
Ama amaç ömür boyu bir listeye bağlı kalmak da değil.
Önce yapı.
Sonra farkındalık.
Sonra kendi yolun. 🤍