01/12/2025
Belgin'ce...
Hani zaman zaman dip bucak temizlik yaparız. Bazen zor gelir de çöpü halının altına itivermişizdir, sonra da bir rehavet, bir tembellik içinde, amaaaan dursun işte orada, ne zararı var demişizdir. Sonra bir gün gelir, o çöp orada durdukça, içimiz rahat etmemeye başlar ve bir gün ansızın kolları sıvayıp o dip bucak temizliğe girişir, bitirir ve keyifle çayımızı kahvemizi yudumlarız. Kendimizi, tüm yorgunluğumuza rağmen çok severiz, kendimizle gurur duyarız o zamanlarda... İçimizi, yaşamımızdaki olayları, konuları, duygularımızı da elden geçirmek çok yorsa da, çok acıtsa da, böyle tazeleyeci bir duygu vermez mi?
Veya dolapları tıka basa doldurmuşuzdur, uzun zamandır hiç bir giysimizi ayıklamamışızdır. Gönül bu, ister, yeni bir şeyler aldığımızda onları asacak yer ve koyacak raf kalmayıvermiştir. İş başa düşer, bizim kendi giysilerimizi bizden başka kimse ayıklayamaz; biz biliriz artık hangisinin emekliye ayrılması gerektiğini. Başlarız elemeye... Bazılarını elemek çok zor gelir, onları çok severiz, ama öyle bir delinmiştir ki onarılması neredeyse olanaksızdır. Bazıları sağlamdır, ama artık bıkmışızdır giymekten. Bazıları bol gelmeye, bazıları ise daha da kötüsü dar gelmeye başlamıştır. Çooook ayrılmak istemediklerimizi bir kenara ayırırız, başka ikinci bir dolaba veya valize, bir gün yine giyerim belki diye... Ancak çooook büyük olasılıkla, onları ayırdığımızı bile unutacağızdır. Yaşam, öyle bir sürmektedir ki ve her gün, her hafta, her ay, her yıl öyle yenilikler ve aklımızı başından alabilecek güzellikler, hoşluklar karşımıza çıkmaktadir ki, o kenara ayrılmış olan, belki de anıları olan giysileri muhtemelen hiç anımsamayız bile...
Galiba an'ı yaşamak gerektiğini böyle böyle hatırlarız... Geçmişe bağlı kalıp geriye sarmalara devam ettikçe, an'ı kaçırıp, an'a odaklanamayıp yarın'ı da tehlikeye sürüklediğimizi farkettiğimizde galiba bir durup silkelenmemiz gerekir... Ne dersiniz? Belgince…
Belgin Altop