Uzman Klinik Psikolog Burcu Gerdaneri Eker

Uzman Klinik Psikolog Burcu Gerdaneri Eker Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Uzman Klinik Psikolog Burcu Gerdaneri Eker, Medical Service, Ataköy 9. Kısım A14.A D.13 Bakırköy (Ataköy/Şirinevler Metrobüs durağı, Istanbul.

31/08/2026

📌Farklı insanlar, farklı ortamlar ama sonunda aynı hayal kırıklıkları...
📌Ben neden hep aynı şeyleri yaşıyorum!
📌Çünkü mesele çoğu zaman dışarıdaki insanlar değil,
zihnin tanıdık olana yönelme şekli. Beyin için tanıdık olan iyi ya da sağlıklı olmak zorunda değil. Sadece bilindik olması yeterli.
Bu yüzden, bizi yoran ilişkilere çekiliriz.
Kendimizi sürekli açıklamak zorunda kaldığımız insanlara…
Değer görmek için çabaladığımız ortamlara…
Ya da hep aynı şekilde kırıldığımız döngülere.
📌Çünkü zihnimiz:
“Bunu biliyorum”
“Burada nasıl davranacağımı biliyorum.”
der.
📌Aslında tekrar ettiğimiz şey, acı değil, alışılmış olanın verdiği “sahte güven” hissidir. Değişim bu yüzden kolay hissettirmez. Çünkü yeni olan belirsiz hissettirir.
Sınır koymak garip gelir.
Sessiz kalmamak riskli hissettirir.
Farklı davranmak bile bazen suçluluk yaratır.
📌Yani tekrar ettiğimiz mutsuz olduğumuz şeyler değil, alışık olduğumuz şeylerdir.
📌Bu döngüleri kırmak için,
bazen sadece bunu farketmek bile yeterli olur.

08/08/2026

📌İlişkinizin yavaş yavaş zehirlendiğini fark ediyor musunuz?
📌Birbirinizi çok sevseniz bile, farkında olmadan ilişkinizi içeriden çürüten dört gizli katil var; ‘Mahşerin Dört Atlısı’ 📌Bu iletişim hatalarından birini bile yapıyorsanız, tehlike çanları çalıyor demektir.
📌İlk sırada “eleştiri” var; yani partnerinizin kişiliğine, ‘Sen hep böylesin’ diyerek doğrudan saldırmak.
📌İkincisi, belki de en yıkıcı olan “hor görme”; alaycı bir gülüş, o küçümseyen göz devirmeler... Bu, sevginin antitezidir.
📌Üçüncü olarak, hata yaptığınızda hemen kalkanlarınızı kaldırıp “savunmaya geçmek”; asla sorumluluk almamak.
📌Ve sonuncusu, “duvar örme”; tartışma anında iletişimi tamamen kesip ‘ben yokum’ diyerek o görünmez duvarların ardına saklanmak.
Peki, bu zehirli döngüden kurtulup ilişkiyi nasıl kurtarabilirsiniz?
📌İşin püf noktası ‘tamir etme’ becerisinde saklı. Yani, gerginliği fark ettiğiniz anda ‘dur’ diyebilmek, savunmaya geçmek yerine partnerinizin ihtiyacını duymaya çalışmak ve bir hata yaptıysanız bunu sahiplenip özür dileyebilmek.

01/08/2026

İlişkilerde yaşanan sorunlarda en sık sorulan sorulardan biri şudur: "Önce bireysel terapiye mi başlamalıyım, yoksa çift terapisi mi daha doğru olur?"

Bu sorunun tek bir doğru cevabı yoktur. Çünkü hangi terapi yönteminin daha uygun olduğu, yaşanan sorunun kaynağına göre değişir.

Bireysel terapi, kişinin kendi duygu, düşünce ve davranışlarını anlamasına odaklanır. Kaygı, depresyon, travma, öfke kontrolü, özgüven sorunları veya geçmiş yaşantıların bugünkü ilişkileri nasıl etkilediğini çalışmak için uygun bir seçenektir.

Çift terapisi ise ilişkinin kendisini merkeze alır. Amaç, kimin haklı olduğunu bulmak değil; iletişim biçimlerini, çatışma döngülerini, beklentileri ve duygusal ihtiyaçları birlikte anlamaktır.

Bazı durumlarda yalnızca bireysel terapi yeterli olabilir. Bazı durumlarda ise hem bireysel hem de çift terapisi birlikte yürütülebilir. Örneğin geçmiş travmalar ilişkiyi etkiliyorsa, kişinin kendi terapi süreci ile çift terapisinin eş zamanlı ilerlemesi faydalı olabilir.

Önemli olan terapiyi bir "son çare" olarak görmek yerine, ilişkiyi güçlendiren ve kişisel gelişimi destekleyen bir süreç olarak değerlendirmektir.

📌 Terapi seçiminin doğru ya da yanlışından çok, ihtiyaca uygun olması önemlidir. Bazen ilişkiyi iyileştirmek için önce bireyin kendisini anlaması gerekir; bazen de ilişkinin dinamiklerini birlikte çalışmak en doğru adımdır.

"Gün içinde hiç boş vaktim olmadı.""Çok yoğunum.""Dinlenmeye fırsat bulamıyorum."Bu cümleler günümüzde çoğu zaman bir şi...
25/07/2026

"Gün içinde hiç boş vaktim olmadı."

"Çok yoğunum."

"Dinlenmeye fırsat bulamıyorum."

Bu cümleler günümüzde çoğu zaman bir şikâyetten çok, fark edilmeden bir başarı göstergesi gibi sunulabiliyor. Psikolojide bu durum "conspicuous busyness" (gösterişçi meşguliyet) olarak tanımlanır. Yani kişinin sürekli meşgul olmasını yalnızca bir yaşam biçimi değil, aynı zamanda değerinin ve statüsünün kanıtı olarak görmesi.

Modern toplumda üretken olmak çoğu zaman "değerli olmak" ile eş anlamlı hale gelebiliyor. Bu nedenle birçok insan, dinlendiğinde suçluluk hissediyor; boş kaldığında ise kendisini yetersiz veya başarısız hissetmeye başlayabiliyor.

Bu döngü zamanla şu inançlara dönüşebilir:

• "Boş oturuyorsam yeterince çalışmıyorum."
• "Dinlenmek zaman kaybıdır."
• "Ne kadar meşgulsem o kadar önemliyim."
• "Sürekli üretmeliyim."

Bu düşünce yapısı kısa vadede başarıyı artırıyor gibi görünse de uzun vadede tükenmişlik, kronik stres, kaygı ve yaşam doyumunda azalmaya neden olabilir. Çünkü kişi artık yaptığı işi değil, meşgul olma halini kimliğinin bir parçası haline getirmeye başlar.

Gerçek üretkenlik, sürekli çalışabilmek değil; çalışmakla dinlenmek arasında sağlıklı bir denge kurabilmektir. Dinlenmek, tembellik değil; zihnin ve bedenin yeniden güç toplama sürecidir.

📌 Sürekli meşgul olmak, her zaman verimli olduğunuz anlamına gelmez. Bazen en büyük ihtiyaç, biraz yavaşlayabilmektir.

18/07/2026

📍Sınır koyduğumuzda çevremizdeki çoğu kişi bunu hemen kabul etmez.
📍Çünkü bize değil bizim onlarla kurduğumuz düzene alışırlar.
📍Biz değişmeye başladığımızda
ilişkinin dengesi de değişir.
📍Özellikle bize çok yakın sosyal çevremiz, ailemiz bundan rahatsız olur.
“Abartıyorsun.”
“Eskiden böyle değildin.”
“Çok değiştin.” gibi ifadeleri sık sık duymaya başlarız.
📍Bu iyi hissettirmez ama doğru yolda olduğumuzun da iyi bir sağlamasıdır.
📍Bunlar sınırımıza değil,
bizim değişimimize verilen tepkilerdir.
📍Burada hemen şu hataya düşebiliyoruz:
Karşı taraf anlamayınca
kendi sınırımızdan şüphe etmek.
📍Oysa, bir sınırın doğru olup olmadığını
karşı tarafın verdiği tepki belirlemez.
📍Sınır koyduğumuzda, herkesin hoşuna da gitmez.
📍Ve bazen insanlar bizim sınırımıza bir kez değil, birkaç kez temas eder.
📍Bu yüzden sınır koymak tek seferlik bir konuşma değil, tutarlılık gerektiren bir süreçtir.
📍Aynı noktayı sakin, net ve kararlı şekilde tekrar edebilmek gerekir.
📍Çünkü sağlıklı sınırlar öfkeyle değil, netlikle korunur.
📍Bize sadece sınırsız erişebildiğinde yakın duran insanlar, gerçek yakınlığa değil; erişime alışmıştır.

Overthinking, düşünmek değildir; düşüncenin içinde sıkışmaktır.Zihin bir konuyu analiz etmeye çalışırken çözüm üretmek y...
29/06/2026

Overthinking, düşünmek değildir; düşüncenin içinde sıkışmaktır.
Zihin bir konuyu analiz etmeye çalışırken çözüm üretmek yerine sürekli yeni ihtimaller yaratır.

Beyin aşırı düşünürken:
• Tehdit algısı artar
• Kaygı yükselir
• Karar verme zorlaşır
• Uyku bölünür
• Duygular sağlıklı işlenemez

Overthinking genellikle şunlardan beslenir:
• Belirsizlik korkusu
• Hata yapmaktan aşırı kaçınma
• Geçmiş travmalar
• Onay ihtiyacı
• Mükemmeliyetçilik

Aşırı düşünmenin panzehri daha fazla düşünmek değil; düşünceyi durdurmayı öğrenmek değil…
Düşünceyi başka bir düşünceyle değil, bedenle düzenlemektir: nefes, hareket, yavaşlama, anda kalma.

İlişkide ihmal; bağın bitmesi değil, bağın yavaş yavaş zayıflaması demektir.Fiziksel şiddet kadar görünür değildir ama r...
22/06/2026

İlişkide ihmal; bağın bitmesi değil, bağın yavaş yavaş zayıflaması demektir.
Fiziksel şiddet kadar görünür değildir ama ruhsal etkisi çok derindir.

İhmal davranışlarına örnekler:
• Duygusal ihtiyaçların görmezden gelinmesi
• Değer verilmediğini hissettiren sessiz uzaklık
• Sürekli ertelenmek
• Eşit emek verilmemesi
• Azar azar geri çekilme
• “Zaten alışık” diye düşünerek özenin azalması
• Dinlememek, paylaşmamak
• Küçük sorunları bile yok saymak

İhmal, ilişkideki karşılığı şu duygularda bulur:
“Kendimle tek başıma uğraşıyorum.”
“Önemli değilmişim gibi hissediyorum.”
“Yan yana ama yalnızım.”

İhmal, bir davranıştan çok, bir yoksunluk halidir.
Ve en çok bağı sessizce zayıflatır.

İmposter sendromu, kişinin başarılarına rağmen kendini yeterli hissetmek yerine her an anlaşılacak bir sahtekar gibi his...
19/06/2026

İmposter sendromu, kişinin başarılarına rağmen kendini yeterli hissetmek yerine her an anlaşılacak bir sahtekar gibi hissetmesidir.
Belirtileri:
• Başarıyı şansa bağlama
• “Aslında o kadar iyi değilim” düşüncesi
• Aşırı hazırlık, her şeyi mükemmel yapma çabası
• Eleştiriden aşırı korkma
• Sürekli kendini kanıtlama ihtiyacı

Bu sendrom özellikle başarılı, zeki, titiz ve sorumluluk sahibi kişilerde görülür—çünkü beklentileri kendilerine karşı çok yüksektir.

İşin ironik yanı:
İmposter sendromu yaşayan kişi genellikle gerçekten çok yeterlidir.
Problem yeterlilikte değil, iç sesin acımasızlığındadır.

Beyin, kararlarını büyük oranda iki temel mekanizmayla verir:“Bu bana ödül getirir mi?”“Bu bana zarar verir mi?”Bu mekan...
15/06/2026

Beyin, kararlarını büyük oranda iki temel mekanizmayla verir:
“Bu bana ödül getirir mi?”
“Bu bana zarar verir mi?”

Bu mekanizma dopamin ve stres hormonları üzerinden işler.
• Dopamin = yakınlaşma
• Kortizol = kaçınma

Bu yüzden beyin, alışkanlıkları bırakmakta zorlanır.
Çünkü ödül sistemi “kolay, hızlı, tanıdık” olana yönelir.

Örneğin:
• Sigara → Dopamin
• Telefon → Dopamin
• Erteleme → Kısa sürelik rahatlama (yine dopamin)

Ceza sistemi ise olası tehlikeleri işaretler:
• Utanç
• Eleştirilme
• Reddedilme
• Başarısızlık korkusu

Beyin ödülü arar, cezadan kaçar.
İnsanın davranışlarının büyük kısmı bundan ibarettir.
Zor olan bu sistemi yenmek değil;
doğru yönde eğitmektir.

12/06/2026

Sempatik sinir sistemi, bedenin “acil durum hattı” gibidir.
Bir tehdit algıladığında beyin saniyeler içinde alarma geçer.
Bu tehdit gerçek olabilir (ani bir ses, tehlikeli bir durum)
veya psikolojik olabilir (eleştirilmek, reddedilmek, kaygı hissetmek).

Kaçış modu aktifleştiğinde:
• Kalp atışı hızlanır
• Nefes hızlanır
• Kaslar gerilir
• Kan sindirimden çekilir ve kasa gider
• Düşünme daralır, sadece hayatta kalma moduna geçilir

Bu tepkiler evrimsel olarak hayatta kalmamız içindi…
Ama modern hayatta çoğu zaman “tehdit” fiziksel değil, duygusaldır.

Bu yüzden birinin bir sözünden bile kalbimiz hızlanabilir, elimiz ayağımız buz kesebilir, konuşmakta zorlanabiliriz.

Sempatik sistemin aşırı çalışması kaygı bozukluklarına, panik ataklara ve tükenmişliğe yol açabilir.
Çözüm? Sakinleştirme teknikleriyle parasempatik sistemi devreye sokmak: nefes, yavaşlama, güvenli alan yaratma.

Address

Ataköy 9. Kısım A14.A D.13 Bakırköy (Ataköy/Şirinevler Metrobüs Durağı
Istanbul
34740

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzman Klinik Psikolog Burcu Gerdaneri Eker posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share