Uzm. Klinik Psk. Ela

Uzm. Klinik Psk. Ela ▪️Yetişkin Psikoterapisti
▪️Online ve Yüz yüze Randevu
▪️İngiltere - Bakırköy / İstanbul

22/05/2026

Psikoterapi süreci, danışanın aktif katılımı ve değişime açık olması temelinde yürütülmektedir. Terapist, danışanı destekleyici, yol gösterici ve güvenli bir ortam sağlayıcı olarak görev yapar; ancak terapi sürecinin etkinliği, danışanın kendi motivasyonu ve terapötik sürece hazır olmasına bağlıdır.
Bazı durumlarda, danışan terapiye başlasa da sürece katılım konusunda isteksizlik gösterebilir veya değişim için gerekli motivasyonu sağlayamayabilir. Bu tür durumlarda terapist, danışanı ikna etmeye çalışabilir; ancak terapi, zorla uygulanabilecek bir süreç değildir. Terapinin etkili olabilmesi için, danışanın kendi iradesiyle katılım göstermesi ve terapötik önerilere açık olması gereklidir.
Bu nedenle, motivasyonu olmayan veya terapiye kapalı danışanlarla çalışmak genellikle önerilmemektedir. Terapist, danışanın hazır olduğu ve sürece aktif olarak katılabileceği zaman yeniden görüşme planı yapabilir veya uygun diğer destek ve yönlendirmeleri önerebilir.

20/05/2026

İnsan, yalnızca başarılı olduğunda, güçlü göründüğünde ya da beklentileri karşıladığında sevilmek istemez. Asıl ihtiyaç duyduğu şey; kırıldığı, hata yaptığı, eksik kaldığı taraflarıyla da kabul görebilmektir. Çünkü gerçek bağ, kusursuzluk üzerinden değil, görülebilmek ve olduğu haliyle kabul edilebilmek üzerinden kurulur.

Çocukluk döneminden itibaren birçok insan sevgiyi; uslu olmakla, başarılı olmakla, sorun çıkarmamakla ya da başkalarının beklentilerine uyum sağlamakla ilişkilendirmeyi öğrenir. Bu nedenle yetişkinlikte de hata yaptığında değersiz hissedebilir, eksiklerini göstermemek için sürekli güçlü görünmeye çalışabilir. Oysa insan ruhu, performans sergileyerek değil, güvenli bağlar kurarak iyileşir.

Bir insanın “Hatalarım olsa da seviliyorum” duygusunu yaşayabilmesi psikolojik açıdan oldukça değerlidir. Çünkü bu duygu kişiye sürekli kusursuz olmak zorunda olmadığını, sevginin sadece başarıya ya da mükemmelliğe bağlı olmadığını hissettirir. Aksi durumda kişi ilişkilerde hep kendini kanıtlamaya çalışır, yorulur ve zamanla kendi gerçekliğinden uzaklaşır.

Kusurlarla birlikte sevilmek; insanın maskesiz kalabildiği, yargılanmadan var olabildiği bir alan yaratır. Ve çoğu zaman insanın en çok iyileştiği yer tam olarak burasıdır.

16/05/2026

Evliliklerde çiftlerin en sık zorlandığı alanlardan biri, eş ilişkisi ile aile ilişkisi arasındaki sınırların dengelenmesidir. Özellikle eşlerden birinin ailesiyle yaşanan çatışmalarda, partnerden çoğu zaman “taraf olması”, “ailesini değiştirmesi” ya da tüm ilişki dinamiğini tek başına yönetmesi beklenebilir. Ancak bu beklenti zamanla ilişkide yoğun bir baskı ve duygusal sıkışmışlık yaratabilir.

Bir insanın anne-babasıyla kurduğu bağ, yıllar içinde oluşan derin bir ilişki örüntüsüdür. Bu nedenle partnerin ailesiyle yaşanan her problemde kişiyi tamamen sorumlu görmek, çift ilişkisinde suçluluk, öfke ve yetersizlik duygularını artırabilir. Çünkü kişi bir yandan eşini korumaya çalışırken diğer yandan ailesiyle olan bağını sürdürmeye çalışır. Bu durum uzun vadede eşler arasında duygusal uzaklaşmaya neden olabilir.

Çift terapisinde önemli olan nokta, taraf seçmekten çok sağlıklı sınırlar oluşturabilmektir. Evlilik, iki kişinin kendi ilişkisini merkeze alarak yeni bir denge kurabilmesini gerektirir. Partnerlerin birbirinin ailesini tamamen değiştirmeye çalışması yerine, birbirlerinin zorlandığı alanları anlayabilmesi ve ortak bir ilişki dili geliştirebilmesi daha sağlıklı bir bağın oluşmasına katkı sağlar.

16/05/2026

Anlayışlı olmak, insan ilişkilerini güçlendiren çok kıymetli bir özelliktir. Ancak bazen kişi karşı tarafı anlamaya çalışırken kendi duygularını, ihtiyaçlarını ve sınırlarını geri plana atabilir. Sürekli alttan almak, karşı tarafın davranışlarına hak vermeye çalışmak ve herkesi kırmamak için kendinden vazgeçmek; zamanla kişinin içsel yorgunluk yaşamasına neden olabilir.

Çok anlayışlı insanlar çoğu zaman karşı tarafın neden öyle davrandığını düşünürken, kendilerinin nasıl etkilendiğini göz ardı eder. “O da zor bir dönemden geçiyor”, “Bunu isteyerek yapmadı” gibi düşünceler bazen kişinin maruz kaldığı değersizliği, ihmali ya da kırgınlığı normalleştirmesine yol açabilir. Bir süre sonra kişi, hep anlayan taraf olurken anlaşılmadığını hissetmeye başlayabilir.

Psikolojik olarak sağlıklı olan şey; herkese sonsuz tolerans göstermek değil, empati ile sınırı dengede tutabilmektir. Çünkü anlayış göstermek başka, kendini sürekli ihmal etmek başkadır. İnsan bazen karşı tarafı anlamaya çalıştığı kadar kendi duygusunu da koruyabilmelidir.

16/05/2026

DEHB yalnızca “yerinde duramamak” ya da “dikkatini verememek” değildir. Özellikle yetişkinlerde çoğu zaman daha farklı şekillerde kendini gösterir. Kişi karşısındaki konuşurken dinliyor gibi görünse de zihni aynı anda başka düşüncelere kayabilir. Örneğin biri ona bir konu anlatırken, o anda aklına gelen başka bir düşünceyi hemen söyleyebilir ya da verilen cevaptan tamamen farklı bir noktaya geçebilir. Bu durum çoğu zaman “ilgisizlik” gibi algılansa da aslında zihnin aynı anda birçok uyaranı işlemeye çalışmasıyla ilgilidir.

Yetişkin DEHB’sinde sık görülen durumlardan biri de konuşma sırasında zihnin hızına yetişmeye çalışmaktır. Bir konu anlatılırken akla gelen başka bir düşünceyi unutmamak için aniden araya girmek, bir işi yaparken başka bir işe geçmek, sürekli bir şeyleri ertelemek ama son anda yetiştirmek ya da günlük basit işlerde bile dağılmış hissetmek bunun örnekleri olabilir.

Birçok yetişkin yıllarca bunu “düzensizlik”, “unutkanlık” ya da “karakter özelliği” olarak değerlendirebilir. Oysa DEHB, kişinin hayat kalitesini, ilişkilerini, işlevselliğini ve duygusal düzenini etkileyebilen nörogelişimsel bir durumdur. Doğru farkındalık ve uygun destekle kişi hem kendini daha iyi anlayabilir hem de zihnini yönetme konusunda daha sağlıklı yollar geliştirebilir.

16/05/2026

Empati, insan ilişkilerini güçlendiren en kıymetli becerilerden biridir. Ancak empatiyi sürekli karşı tarafın duygularını kendi duygularının önüne koyacak kadar yoğun yaşamak, zamanla kişiyi duygusal olarak tüketebilir. Çünkü bazı insanlar başkalarının acısını anlamaya çalışırken fark etmeden kendi sınırlarını ihmal etmeye başlar. Herkesi anlamaya çalışmak, herkesi taşımak zorunda hissetmek ve sürekli karşı tarafın duygusal yükünü üstlenmek; kişinin kendi ihtiyaçlarından uzaklaşmasına neden olabilir.

Fazla empati yapan kişiler çoğu zaman “hayır” demekte zorlanır, karşı taraf üzülmesin diye kendilerini geri plana atar ve zamanla duygusal yorgunluk yaşamaya başlar. Bu durum uzun vadede kaygı, tükenmişlik, suçluluk hissi ve zihinsel yorgunluk olarak kendini gösterebilir. Özellikle sürekli başkalarının problemlerini çözmeye çalışan kişiler, kendi duygularını bastırmaya eğilim gösterebilir.

Sağlıklı empati; karşımızdakini anlayabilmek ama onun duygusunun içinde kaybolmamaktır. Birinin acısını görmek ile o acıyı tamamen sırtlanmak aynı şey değildir. Psikolojik olarak güçlü olan şey, herkesin yükünü taşımak değil; gerektiğinde sınır koyabilmek ve kendi duygusal alanını da koruyabilmektir.

14/05/2026
14/05/2026

Sevebilmek, yalnızca yoğun duygular hissetmek değil; emek verebilmek, sorumluluk alabilmek ve bir başkasının duygusal varlığına gerçekten alan açabilmektir. Bu yüzden sevgi çoğu zaman düşünüldüğünden daha zordur. Çünkü sevmek; bazen sabretmeyi, anlamaya çalışmayı, kırıldığında tamamen uzaklaşmak yerine ilişkiyi onarmayı da gerektirir. İnsanlar çoğu zaman sevilmenin peşinden gider ama sağlıklı ilişkileri asıl belirleyen şey, kişinin ne kadar sevildiğinden çok nasıl sevdiğidir. Gerçek sevgi, sadece güzel anlarda hissedilen bir duygu değil; süreklilik, özen ve duygusal olgunluk gerektiren bir bağ kurma biçimidir.

Address

Istanbul

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzm. Klinik Psk. Ela posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share