Fonksiyonel Tıp İzmir

Fonksiyonel Tıp İzmir Fonksiyonel Tıp kronik hastalıklara bütüncül bakış açısı ile yaklaşılan bir sistematiktir. Bilgilendirme amaçlıdır,
tanı&tedavi için kullanılmaz.

Yapay tatlandırıcılı içecekler bilişsel gerilemeyi kesin olarak tetikler demek bugün için doğru değildir. Ancak son yıll...
11/05/2026

Yapay tatlandırıcılı içecekler bilişsel gerilemeyi kesin olarak tetikler demek bugün için doğru değildir. Ancak son yıllarda yayımlanan bazı gözlemsel çalışmalar, bu içecekleri daha sık tüketen kişilerde bilişsel gerileme veya demans riskinin daha yüksek olabileceğini düşündürmektedir.

❗❗ Sorun şu ki bu çalışmalar neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz. Yani yapay tatlandırıcılı içeceklerin doğrudan etkisi mi söz konusu, yoksa bu içecekleri daha çok tüketen kişilerin metabolik sağlık, kilo, diyabet riski ya da genel yaşam tarzı gibi başka özellikleri mi tabloyu etkiliyor, bunu her zaman net olarak ayırmak mümkün değildir.

Bu konuda özellikle dikkat çeken bulgu, düşük ve sıfır kalorili tatlandırıcı tüketimi ile daha hızlı bilişsel düşüş arasında ilişki gösteren yeni kohort çalışmalarından gelmektedir.

Ayrıca 2025 tarihli bir sistematik derleme ve doz-yanıt meta-analizi, yapay tatlandırılmış içecek tüketiminin Alzheimer hastalığı riskiyle ilişkili olabileceğini bildirmiştir. Buna rağmen bu veriler hala ağırlıklı olarak gözlemseldir. Bu nedenle “içerseniz bilişsel gerileme olur” şeklinde kesin bir yargı kurmak bilimsel olarak fazla iddialı olur.

👉 Daha dengeli yorum şu olur: Yapay tatlandırıcılı içecekler suyun yerini alan temel içecekler haline gelmemelidir. Zaten güncel uluslararası öneriler de şekersiz tatlandırıcıların kilo kontrolü veya kronik hastalık riskini azaltmak amacıyla rutin çözüm gibi kullanılmasını desteklememektedir. Bu yaklaşım yalnızca bilişsel sağlık açısından değil, genel metabolik denge açısından da önemlidir.

Asıl önemli olan tek bir içeceği suçlamak değil; genel beslenme örüntüsünü, kan şekeri dengesini, uyku kalitesini, inflamasyon düzeyini ve bağırsak-mikrobiyota dengesini birlikte ele almaktır.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

08/05/2026

Migren ataklarının arkasında her zaman yalnızca nörolojik nedenler olmayabilir. Bazı kişilerde bağırsak sistemiyle ilgili sorunlar da migrenin sıklığını, şiddetini ve atakların ortaya çıkma biçimini etkileyebilir.

🔺 Bağırsaklar sadece sindirimden sorumlu yapılar değildir. Aynı zamanda bağışıklık sistemi, hormon dengesi ve sinir sistemiyle yakın ilişki içindedir. Bu nedenle bağırsak geçirgenliğinde artış, mikrobiyota dengesinde bozulma, gıda duyarlılıkları ya da kronik inflamasyon gibi durumlar bazı kişilerde migren ataklarını tetikleyebilir.

✔ Bazı hastalarda belirli gıdalar hem bağırsak şikayetlerini hem de migren ataklarını tetikleyebilir. Her besin herkeste aynı etkiyi oluşturmaz. Ancak kişi bazı yiyecekleri tükettikten sonra hem sindirim sorunu yaşıyor hem de baş ağrısı hissediyorsa bu durum birlikte değerlendirilmelidir. Çünkü bağırsakta oluşan yüklenme, vücuttaki inflamasyonu artırarak migren eşiğini düşürebilir.

✔ Bağırsak mikrobiyotasındaki bozulma da bu süreçte önemlidir. Yararlı bakterilerin dengesinin değişmesi, yalnızca sindirimi değil; sinir sistemiyle ilişkili birçok mekanizmayı da etkileyebilir. Bu durum bazı kişilerde bağışıklık yanıtını, stres yönetimini ve inflamasyon düzeyini etkileyerek migren ataklarını artırabilir.

Her migren hastasında bağırsak sorunu olduğu olduğu söylenemez. Ancak özellikle uzun süredir devam eden ve kontrol altına alınmakta zorlanan migrenlerde bağırsak sorunları da göz önünde bulundurulmalıdır.

✨ Migreni olan kişide uyku düzeni, stres düzeyi, beslenme alışkanlıkları, bağırsak düzeni, dışkılama alışkanlığı, şişkinlik, gıda toleransı ve eşlik eden diğer yakınmalar birlikte değerlendirilmelidir. Gerektiğinde kişiye özel beslenme düzenlemeleri, bağırsak dengesini destekleyici yaklaşımlar ve yaşam tarzı değişiklikleri planlanabilir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

İşitme cihazı kullanımı ile demans riski arasındaki ilişki son yıllarda daha fazla dikkat çekmektedir.❗❗ İşitme kaybı ya...
04/05/2026

İşitme cihazı kullanımı ile demans riski arasındaki ilişki son yıllarda daha fazla dikkat çekmektedir.

❗❗ İşitme kaybı yaşayan kişilerde bilişsel gerileme ve demans riski daha yüksek olabilir. Ancak bu durum, işitme kaybı olan herkeste mutlaka demans gelişeceği anlamına gelmez. Yine de işitmenin azalması; sosyal geri çekilme, zihinsel uyarının azalması ve beynin sesleri anlamak için daha fazla efor harcaması gibi nedenlerle bilişsel yükü artırabilir.

✔ İşitme cihazları bu noktada yalnızca sesi yükselten bir araç olarak görülmemelidir. Uygun kişide işitmenin desteklenmesi; iletişimi kolaylaştırabilir, sosyal katılımı artırabilir ve kişinin çevresiyle bağını daha güçlü sürdürmesine yardımcı olabilir. Bu da bilişsel işlevlerin korunması açısından olumlu bir zemin oluşturabilir. Demans riskinin tamamen ortadan kalktığı söylenemez ancak işitme kaybının düzeltilmesi risk yönetiminde önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.

Bu konuda en dikkat çekici bulgulardan biri, ileri yaşta işitme kaybı olan kişilerle yapılan geniş bir çalışmada görülmüştür.

🔺 Genel grubun tamamında aynı düzeyde fayda saptanmasa da demans açısından daha yüksek risk taşıyan kişilerde işitme cihazı kullanımının bilişsel gerilemeyi belirgin biçimde yavaşlatabildiği gösterilmiştir. Bazı analizlerde bu yavaşlama yaklaşık yüzde 50 düzeyine yaklaşmıştır. Bu nedenle özellikle risk düzeyi daha yüksek olan kişilerde işitme kaybının tedavisini ertelememek önem taşır.

İşitmede azalma fark eden, televizyon sesini giderek artıran, kalabalık ortamlarda konuşmaları seçmekte zorlanan veya sık sık tekrar isteyen kişilerde erken değerlendirme önemlidir. Gerekli durumlarda işitme cihazı kullanımı yalnızca iletişim kalitesini artırmakla kalmaz, uzun vadede bilişsel sağlığın korunmasına da katkı sağlayabilir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun.Üreten, emek veren, sorumluluk alan ve yaşamın her alanına katkı sunan tüm ça...
01/05/2026

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun.

Üreten, emek veren, sorumluluk alan ve yaşamın her alanına katkı sunan tüm çalışanların 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü içtenlikle kutluyorum. Emeğin değer gördüğü, dayanışmanın güçlendiği ve ortak çabanın geleceğe umut kattığı nice güzel günler diliyorum.

29/04/2026

Menopoz geçişinde dikkat dağınıklığı ve “beyin sisi” görülebilir. Bu durum yalnızca unutkanlık gibi düşünülmemelidir; odaklanmada zorlanma, kelime bulmada güçlük, zihinsel hızın yavaşlaması ve gün içinde mental yorgunluk şeklinde de kendini gösterebilir.

❗❗ Menopoz dönemindeki hormon dalgalanmaları uyku düzenini etkileyebilir. Özellikle uyku sık bölündüğünde kişi sabah dinlenmiş şekilde uyanamaz. Bu durum gün içinde dikkatin dağılmasına ve hafızanın daha zor çalışmasına neden olur. Aynı dönemde artan stres yükü de tabloyu belirginleştirir; çünkü stres, zihnin sürekli tetikte kalmasına ve odaklanmanın zorlaşmasına neden olur.

🔷 Bazı biyokimyasal etkenler de benzer yakınmaları artırabilir. Kan şekeri dalgalanması, ferritin düzeyi düşüklüğü, B12 ve D vitamini eksikliği olan kişilerde “konsantrasyon zorlanması” daha belirgin hale gelebilir. Bu nedenle şikâyetlerin gün içinde hangi saatlerde arttığını, uykuyla ve beslenmeyle ilişkisini takip etmek önemli ipuçları verir.

🔍 Dikkat dağınıklığı uzun süredir devam ediyor, iş performansını belirgin şekilde etkiliyorsa veya yoğun kaygı, enerji düşüklüğü gibi şikâyetler eşlik ediyorsa hekim değerlendirmesi geciktirilmemelidir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Fibromiyaljide ağrı yalnızca kas ve eklemlerle sınırlı değildir; sinir sisteminin ağrıyı algılama biçimi de değişir. Uyk...
27/04/2026

Fibromiyaljide ağrı yalnızca kas ve eklemlerle sınırlı değildir; sinir sisteminin ağrıyı algılama biçimi de değişir. Uyku kalitesi bozulduğunda bu hassasiyet artar ve ağrı eşiği düşer. Bu yüzden “az uyudum”dan çok, “uykum ne kadar bölündü ve ne kadar dinlendim” sorusu önemlidir.

❗❗ Uyku sık bölündüğünde vücut onarım sürecini tamamlayamaz. Ertesi gün yorgunluk artar, kaslarda gerginlik belirginleşir ve ağrı daha kolay tetiklenir. Aynı zamanda uyku bozuldukça stres yanıtı güçlenir. Bu durum sinir sistemini daha tetikte tutar ve ağrıya duyarlılığı artırır.

🔷 Fibromiyaljisi olan kişilerde uyku kalitesini bozan başka etkenler de olabilir. Gece reflüsü, huzursuz bacak sendromu, uyku apnesi, kan şekeri dalgalanması veya geç saatlerde ağır yemek gibi faktörler uyku bütünlüğünü bozarak ağrıyı artırabilir.

🔍 Bu nedenle ağrı kontrolünde sadece gündüz yapılanlar değil, gece uykusunu bozan nedenleri fark etmek de önemlidir. Uyku düzeni toparlandıkça ağrı hassasiyeti azalabilir, gün içindeki enerji ve işlevsellik artabilir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Tüm çocukların yüzünün güldüğü, sağlıklı ve mutlu bir dünya dileğiyle… 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu ...
23/04/2026

Tüm çocukların yüzünün güldüğü, sağlıklı ve mutlu bir dünya dileğiyle… 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.

Gebelik planlayan kişilerde genel sağlık değerlendirmesi önemli bir adımdır. Bu süreçte çoğu zaman gözden kaçabilen konu...
22/04/2026

Gebelik planlayan kişilerde genel sağlık değerlendirmesi önemli bir adımdır. Bu süreçte çoğu zaman gözden kaçabilen konulardan biri de uyku sağlığıdır. Uyku apnesi, gece boyunca solunumun kısa süreli duraklamalarıyla karakterize olan bir durumdur ve vücudun oksijen dengesini etkileyebilir. Özellikle horlama, gündüz aşırı uyku hali veya sabah yorgun uyanma gibi şikayetleri olan kişilerde gebelik öncesi dönemde uyku apnesinin değerlendirilmesi faydalı olabilir.

👉 Uyku apnesi yalnızca uyku kalitesini değil, aynı zamanda metabolik ve hormonal dengeyi de etkileyebilir. Bu nedenle gebelik planlaması sürecinde yapılan kapsamlı bir değerlendirme, olası risklerin erken fark edilmesine yardımcı olabilir.

👉 Her bireyin sağlık durumu farklı olduğu için gebelik öncesi değerlendirmede kişiye özel bir yaklaşım benimsenmesi önemlidir. Uyku düzeni, metabolik sağlık ve yaşam tarzı alışkanlıklarının birlikte ele alınması, daha dengeli bir gebelik süreci için destekleyici olur.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

👉Modern yaşamın hızıyla mutfaklarımıza giren işlenmiş gıdalar, pratik görünse de bağırsak mikrobiyotamız için büyük bir ...
20/04/2026

👉Modern yaşamın hızıyla mutfaklarımıza giren işlenmiş gıdalar, pratik görünse de bağırsak mikrobiyotamız için büyük bir tehdit oluşturuyor.

Bu gıdalar, bağırsak dengenizi şu 3 temel yolla bozar (disbiyozis):

1. Lif Kaybı ve Mikrobiyota Kıtlığı: Lif, bağırsaktaki dost bakterilerin temel yakıtıdır. Lif azaldığında faydalı bakteriler azalır; bu da şişkinlik, gaz ve sindirim bozukluğu olarak geri döner. Yüksek şeker ise zararlı bakterilerin kontrolsüzce çoğalmasına zemin hazırlar.

2. Bağırsak Bariyerinin Zayıflaması: İçeriğindeki emülgatörler, kıvam artırıcılar ve koruyucular bağırsak bariyerini (astarını) hassaslaştırabilir. Bariyer zayıfladığında, vücutta genel inflamasyon artar; bu da cilt problemlerinden kronik yorgunluğa kadar geniş bir yelpazede sorun yaratabilir.

3. "Hızlı Tüketim" Çıkmazı: İşlenmiş gıdalar genellikle hızla tüketilir, az çiğnenir ve doygunluk hissini geciktirir. Bu durum sindirim sistemini yorar; reflü, hazımsızlık ve porsiyon kontrolü zorluklarını beraberinde getirir.

✔️Ne Yapmalı?
Hedefimiz her şeyi bir anda kesmek değil, mutfağımızdaki "gerçek gıda" oranını artırmaktır. Paketli ürünleri azaltmak, lifli beslenmeye odaklanmak ve katkısız gıdaları seçmek bağırsak sağlığınız için atacağınız en büyük adımdır.

❗❗Unutmayın; bağırsak sağlığınız, bağışıklığınızdan ruh halinize kadar tüm sistemlerinizin anahtarı niteliğindedir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

İnfertilite değerlendirmesinde çoğu zaman hormonlar, yumurtlama düzeni ve s***m parametreleri üzerinde durulur. Ancak ba...
17/04/2026

İnfertilite değerlendirmesinde çoğu zaman hormonlar, yumurtlama düzeni ve s***m parametreleri üzerinde durulur. Ancak bazı durumlarda gözden kaçabilen metabolik faktörler de üreme sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Kan şekeri dalgalanmaları ve insülin direnci, özellikle hormonal denge üzerinde oluşturduğu etkiler nedeniyle infertilite sürecinde rol oynayabilir.

İnsülin direnci, hormon dengesi üzerinde etkili olabildiği için yumurtlama düzenini de etkiler Özellikle polikistik over sendromu (PCOS) ile insülin direnci ayrılmaz ikilidir. Kan şekerinin sık dalgalanması ise hormonal dengeyi etkileyerek yumurtlama döngüsünün düzenini bozabilir. Bu durum zamanla yumurta kalitesini etkileyebilir ve gebeliğin oluşma olasılığını azaltan faktörlerden biri haline gelebilir.

Bu nedenle infertilite değerlendirmesinde yalnızca üreme sistemi değil, metabolik sağlık da dikkate alınmalıdır. Kan şekeri dengesi, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve gerekli durumlarda yapılan tıbbi değerlendirmeler üreme sağlığı açısından destekleyici bir rol oynar.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Kemik erimesi (osteoporoz), kemik yoğunluğunun azalması ve kemik yapısının zayıflamasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Öze...
15/04/2026

Kemik erimesi (osteoporoz), kemik yoğunluğunun azalması ve kemik yapısının zayıflamasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Özellikle ilerleyen yaşla birlikte kemik kırığı riskini artırabilir. Bu nedenle kemik sağlığını etkileyen risk faktörlerini bilmek önemlidir.

Kemik erimesinde öne çıkan risk faktörleri:

🔸 İleri yaş
🔸 Menopoz sonrası östrojen düzeyinin azalması
🔸 Ailede osteoporoz öyküsü
🔸 Yetersiz kalsiyum ve D vitamini alımı
🔸 Fiziksel aktivitenin az olması
🔸 Sigara ve aşırı alkol, aşırı kahve tüketimi
🔸 Bazı ilaçların uzun süreli kullanımı (özellikle kortizon)

Kemik sağlığını korumak için dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve gerekli durumlarda hekim kontrolünde kemik yoğunluğu ölçümü önemlidir.
Özellikle uzun süreli kortizon kullanımı, bazı mide koruyucular ve antiasitler, kemik metabolizmasını ve mineral emilimini olumsuz etkileyebilir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Address

Şair Eşref Bulvarı No: 69/1 Kat:3 Daire: 7 Alsancak/Konak/İZMİR
Izmir
35220

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Fonksiyonel Tıp İzmir posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Fonksiyonel Tıp İzmir:

Share