Fonksiyonel Tıp İzmir

Fonksiyonel Tıp İzmir Fonksiyonel Tıp kronik hastalıklara bütüncül bakış açısı ile yaklaşılan bir sistematiktir. Bilgilendirme amaçlıdır,
tanı&tedavi için kullanılmaz.

Ağrı kesicilerin sürekli kullanımı, ilacın türüne göre vücudu farklı şekillerde etkileyebilir. 👉 En sık kullanılan iki g...
29/05/2026

Ağrı kesicilerin sürekli kullanımı, ilacın türüne göre vücudu farklı şekillerde etkileyebilir.

👉 En sık kullanılan iki grup; parasetamol içeren ilaçlar ile ibuprofen, naproksen ve benzeri nonsteroid ağrı kesicilerdir. Bu ilaçlar kısa süreli ve doğru dozda yararlı olabilir ancak düzenli, yüksek dozda ya da kontrolsüz kullanıldıklarında mide, bağırsak, böbrek, karaciğer ve kalp-damar sistemi üzerinde istenmeyen etkiler oluşturabilir.

✔️Nonsteroid ağrı kesicilerin uzun süreli kullanımında en bilinen sorunlardan biri mide ve bağırsak sistemidir. Hazımsızlık, mide ağrısı ve bulantı gibi daha hafif şikayetlerin yanında mide ülseri, iç kanama ve kansızlık gibi daha ciddi tablolar da gelişebilir.

✔️Kalp ve dolaşım sistemi açısından da dikkatli olmak gerekir. Nonsteroid ağrı kesicilerin uzun süreli veya yüksek doz kullanımı, kalp krizi ve inme riskini artırabilir; ayrıca kalp yetersizliği olan kişilerde tabloyu ağırlaştırabilir. Bu nedenle özellikle tansiyon, kalp hastalığı veya damar hastalığı olan kişilerde ağrı kesici seçimi rastgele yapılmamalıdır.

✔️Parasetamol grubu ilaçlar mide üzerinde genellikle daha hafif etki gösterse de doz aşımı ya da fark etmeden sık kullanım karaciğer için ciddi risk oluşturabilir. Önerilen miktarın üzerine çıkılması karaciğer hasarına, bazı durumlarda böbrek etkilenmesine de yol açabilir. Özellikle birden fazla soğuk algınlığı veya ağrı ilacında aynı etken maddenin bulunması, kişinin fark etmeden toplam dozu artırmasına neden olabilir.

Sürekli ağrı kesici kullanımı bir başka soruna daha yol açabilir. Özellikle baş ağrısı veya migren nedeniyle haftada birkaç günden daha sık ağrı kesici alan kişilerde, bir süre sonra ağrının kendisi ilaç kullanımına bağlı olarak sıklaşabilir. Bu durumda kişi rahatlamak için daha çok ilaç alır ama bu da kısır döngüyü derinleştirir.

Bu nedenle ağrı kesiciler “zararsız günlük destek” gibi görülmemelidir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Kadın sağlığında kortizol dengesi önemlidir çünkü kortizol yalnızca stresle ilişkili bir hormon değildir. Aynı zamanda k...
25/05/2026

Kadın sağlığında kortizol dengesi önemlidir çünkü kortizol yalnızca stresle ilişkili bir hormon değildir. Aynı zamanda kan şekeri, metabolizma, uyku-uyanıklık ritmi, tansiyon ve bağışıklık yanıtı üzerinde de etkili olur. Bu nedenle kortizol düzeyindeki uzun süreli dengesizlikler, kadınlarda enerji durumundan adet düzenine kadar birçok alanı etkileyebilir.

👉 Kortizolün en önemli etkilerinden biri uyku ve günlük ritim üzerindedir. Normal koşullarda sabaha doğru yükselir, akşam saatlerinde düşer. Bu doğal ritim bozulduğunda kişi sabah yorgun uyanabilir, gün içinde enerji dalgalanmaları yaşayabilir ve gece dinlenmekte zorlanabilir. Uyku düzenindeki bozulma ise zamanla hormonal dengeyi daha da zorlayabilir.

👉 Kadın sağlığında kortizolün bir diğer önemli yönü, üreme sistemiyle kurduğu ilişkidir. Uzun süreli stres yanıtı ve buna eşlik eden hormonal dengesizlikler, yumurtlama düzenini etkileyebilir. Bu durum bazı kadınlarda adet düzensizliği, döngü değişiklikleri ve doğurganlıkla ilgili sorunlara zemin hazırlayabilir.

Bağışıklık sistemi ve inflamasyon açısından da kortizol dengesi önemlidir. Kısa vadede vücudun stres yanıtını düzenlemeye yardımcı olurken uzun süreli dengesizlik durumunda bu koruyucu etki bozulabilir. Bunun sonucunda kişi kendini daha yorgun hissedebilir ve toparlanma süreci uzayabilir.

🔻 Kortizol dengesi değerlendirilirken yalnızca tek bir laboratuvar sonucuna odaklanılmamalıdır. Uyku düzeni, sabah uyanma kalitesi, gün içindeki enerji durumu, stres yükü, beslenme alışkanlıkları, egzersiz yoğunluğu, kafein kullanımı ve eşlik eden hormonal belirtiler birlikte ele alınmalıdır.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

22/05/2026

Meme kanseri sürecinde antiinflamatuvar beslenme, tek başına tedavi yerine geçmez. Ancak tedavi döneminde vücudu desteklemek, enerji dengesini korumak, kilo kontrolünü sağlamak ve genel iyilik halini desteklemek açısından önemli bir yaklaşımdır.

🌷 Bu süreçte temel amaç, vücudu gereksiz yere zorlayan beslenme alışkanlıklarını azaltmak ve daha dengeli, sade, besleyici bir düzen oluşturmaktır.

Antiinflamatuvar beslenmenin temelinde sebze ağırlıklı, liften zengin ve işlenmemiş gıdalara dayalı bir plan yer alır. Günlük beslenmede farklı renklerde sebzeler, meyveler, kurubaklagiller, tam tahıllar, zeytinyağı, ceviz, badem gibi sağlıklı yağ kaynakları ve yeterli protein öne çıkar. Protein seçerken balık, yumurta, yoğurt, kefir, tavuk ve bitkisel protein kaynakları daha dengeli seçenekler arasında yer alır. Buna karşılık aşırı işlenmiş ürünler, rafine şeker, şekerli içecekler, sık paketli atıştırmalık tüketimi ve fazla işlenmiş et tüketimi mümkün olduğunca sınırlandırılır.

🔶 Bu yaklaşım uygulanırken en önemli noktalardan biri, kişinin tedavi sürecine göre esnek davranmaktır. Çünkü kemoterapi, radyoterapi, cerrahi sonrası dönem veya hormon tedavisi sırasında iştah azalması, bulantı, tat değişikliği, ağız yaraları, kabızlık ya da ishal gibi sorunlar görülebilir. Bu durumda teorik olarak çok “sağlıklı” görünen bir beslenme planı, pratikte sürdürülebilir olmayabilir. Böyle dönemlerde amaç mükemmel beslenmek değil, yeterli enerji ve protein alımını koruyarak hastanın yıpranmasını önlemektir.

🔶 Antiinflamatuvar beslenme, katı yasaklarla değil; kişinin tedavi sürecine, iştahına, sindirim durumuna ve genel gereksinimlerine göre planlanmalıdır. Doğru uygulandığında hem tedavi sürecinin daha dengeli geçirilmesine hem de genel iyilik halinin desteklenmesine katkı sağlayabilir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Hipertansiyon çoğu zaman belirti vermeden ilerler. Bu nedenle düzenli tansiyon ölçümü; erken fark edilmesi ve olası risk...
17/05/2026

Hipertansiyon çoğu zaman belirti vermeden ilerler. Bu nedenle düzenli tansiyon ölçümü; erken fark edilmesi ve olası risklerin önlenmesi açısından büyük önem taşır.

Sağlıklı beslenme, tuz tüketimini azaltma, düzenli hareket, ideal kilonun korunması, kaliteli uyku ve stres yönetimi kan basıncının dengelenmesine destek olur. Küçük ama düzenli yaşam tarzı değişiklikleri, uzun vadede kalp ve damar sağlığı üzerinde önemli fark yaratabilir.

Dünya Hipertansiyon Günü’nde, sağlıklı bir yaşam için tansiyon takibini ihmal etmeyin. Unutmayın, sağlıklı yaşam sağlıklı kan basıncı ile başlar. 🌸

Parkinson hastalığı yalnızca titreme ile sınırlı değildir. Zamanla yürüme, denge, duruş, hareket başlatma, kas sertliği ...
15/05/2026

Parkinson hastalığı yalnızca titreme ile sınırlı değildir. Zamanla yürüme, denge, duruş, hareket başlatma, kas sertliği ve günlük yaşam içindeki akıcılık da etkilenebilir. Bu nedenle dans ve egzersiz önemlidir.

Düzenli hareket etkilenen alanların mümkün olduğunca korunmasına yardımcı olur. Özellikle erken dönemde başlanan egzersiz, hareket yeteneğini destekler ve yaşam kalitesinin daha uzun süre korunmasına katkı sağlayabilir

🌻 Egzersizin en önemli katkılarından biri yürüme ve denge üzerinedir. Parkinson hastalarında adımların küçülmesi, yavaşlama, yön değiştirirken zorlanma ve düşme korkusu sık görülebilir. Düzenli egzersiz; dengeyi, kas gücünü, esnekliği ve koordinasyonu destekleyerek bu sorunların etkisini azaltmaya yardımcı olabilir. Aynı zamanda duruşun korunmasına ve günlük hareketlerin daha kontrollü yapılmasına katkı sağlar.

🌻 Dans ise egzersize ek olarak ritim, tekrar ve koordinasyon avantajı sunar. Müzikle birlikte hareket etmek, Parkinson hastalarında hareket başlatmayı kolaylaştırabilir ve yürüme akışını destekleyebilir. Özellikle ritimle yapılan çalışmalar bazı kişilerde adım uzunluğu, denge ve yürüme hızında iyileşme sağlayabilir. Bunun yanında dans, yalnızca fiziksel değil; zihinsel ve duygusal açıdan da destekleyici bir aktivitedir.

Parkinson hastalarında hareketin bir başka önemi de hareketsizliğin oluşturduğu ikincil sorunları azaltmasıdır. Uzun süre az hareket etmek kaslarda zayıflamaya, eklemlerde sertliğe, duruş bozulmasına ve bağımsızlığın azalmasına yol açabilir. Düzenli fiziksel aktivite ise kişinin günlük yaşam içinde daha aktif kalmasına, kendine güveninin korunmasına ve düşme riskinin azaltılmasına destek olur.

👉 Ayrıca egzersiz yalnızca beden için değil, genel iyilik hali için de değerlidir. Düzenli hareket; ruh hali, enerji, uyku, bağırsak düzeni ve düşünsel işlevler üzerinde de olumlu etki oluşturabilir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Yapay tatlandırıcılı içecekler bilişsel gerilemeyi kesin olarak tetikler demek bugün için doğru değildir. Ancak son yıll...
11/05/2026

Yapay tatlandırıcılı içecekler bilişsel gerilemeyi kesin olarak tetikler demek bugün için doğru değildir. Ancak son yıllarda yayımlanan bazı gözlemsel çalışmalar, bu içecekleri daha sık tüketen kişilerde bilişsel gerileme veya demans riskinin daha yüksek olabileceğini düşündürmektedir.

❗❗ Sorun şu ki bu çalışmalar neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz. Yani yapay tatlandırıcılı içeceklerin doğrudan etkisi mi söz konusu, yoksa bu içecekleri daha çok tüketen kişilerin metabolik sağlık, kilo, diyabet riski ya da genel yaşam tarzı gibi başka özellikleri mi tabloyu etkiliyor, bunu her zaman net olarak ayırmak mümkün değildir.

Bu konuda özellikle dikkat çeken bulgu, düşük ve sıfır kalorili tatlandırıcı tüketimi ile daha hızlı bilişsel düşüş arasında ilişki gösteren yeni kohort çalışmalarından gelmektedir.

Ayrıca 2025 tarihli bir sistematik derleme ve doz-yanıt meta-analizi, yapay tatlandırılmış içecek tüketiminin Alzheimer hastalığı riskiyle ilişkili olabileceğini bildirmiştir. Buna rağmen bu veriler hala ağırlıklı olarak gözlemseldir. Bu nedenle “içerseniz bilişsel gerileme olur” şeklinde kesin bir yargı kurmak bilimsel olarak fazla iddialı olur.

👉 Daha dengeli yorum şu olur: Yapay tatlandırıcılı içecekler suyun yerini alan temel içecekler haline gelmemelidir. Zaten güncel uluslararası öneriler de şekersiz tatlandırıcıların kilo kontrolü veya kronik hastalık riskini azaltmak amacıyla rutin çözüm gibi kullanılmasını desteklememektedir. Bu yaklaşım yalnızca bilişsel sağlık açısından değil, genel metabolik denge açısından da önemlidir.

Asıl önemli olan tek bir içeceği suçlamak değil; genel beslenme örüntüsünü, kan şekeri dengesini, uyku kalitesini, inflamasyon düzeyini ve bağırsak-mikrobiyota dengesini birlikte ele almaktır.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

08/05/2026

Migren ataklarının arkasında her zaman yalnızca nörolojik nedenler olmayabilir. Bazı kişilerde bağırsak sistemiyle ilgili sorunlar da migrenin sıklığını, şiddetini ve atakların ortaya çıkma biçimini etkileyebilir.

🔺 Bağırsaklar sadece sindirimden sorumlu yapılar değildir. Aynı zamanda bağışıklık sistemi, hormon dengesi ve sinir sistemiyle yakın ilişki içindedir. Bu nedenle bağırsak geçirgenliğinde artış, mikrobiyota dengesinde bozulma, gıda duyarlılıkları ya da kronik inflamasyon gibi durumlar bazı kişilerde migren ataklarını tetikleyebilir.

✔ Bazı hastalarda belirli gıdalar hem bağırsak şikayetlerini hem de migren ataklarını tetikleyebilir. Her besin herkeste aynı etkiyi oluşturmaz. Ancak kişi bazı yiyecekleri tükettikten sonra hem sindirim sorunu yaşıyor hem de baş ağrısı hissediyorsa bu durum birlikte değerlendirilmelidir. Çünkü bağırsakta oluşan yüklenme, vücuttaki inflamasyonu artırarak migren eşiğini düşürebilir.

✔ Bağırsak mikrobiyotasındaki bozulma da bu süreçte önemlidir. Yararlı bakterilerin dengesinin değişmesi, yalnızca sindirimi değil; sinir sistemiyle ilişkili birçok mekanizmayı da etkileyebilir. Bu durum bazı kişilerde bağışıklık yanıtını, stres yönetimini ve inflamasyon düzeyini etkileyerek migren ataklarını artırabilir.

Her migren hastasında bağırsak sorunu olduğu olduğu söylenemez. Ancak özellikle uzun süredir devam eden ve kontrol altına alınmakta zorlanan migrenlerde bağırsak sorunları da göz önünde bulundurulmalıdır.

✨ Migreni olan kişide uyku düzeni, stres düzeyi, beslenme alışkanlıkları, bağırsak düzeni, dışkılama alışkanlığı, şişkinlik, gıda toleransı ve eşlik eden diğer yakınmalar birlikte değerlendirilmelidir. Gerektiğinde kişiye özel beslenme düzenlemeleri, bağırsak dengesini destekleyici yaklaşımlar ve yaşam tarzı değişiklikleri planlanabilir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

İşitme cihazı kullanımı ile demans riski arasındaki ilişki son yıllarda daha fazla dikkat çekmektedir.❗❗ İşitme kaybı ya...
04/05/2026

İşitme cihazı kullanımı ile demans riski arasındaki ilişki son yıllarda daha fazla dikkat çekmektedir.

❗❗ İşitme kaybı yaşayan kişilerde bilişsel gerileme ve demans riski daha yüksek olabilir. Ancak bu durum, işitme kaybı olan herkeste mutlaka demans gelişeceği anlamına gelmez. Yine de işitmenin azalması; sosyal geri çekilme, zihinsel uyarının azalması ve beynin sesleri anlamak için daha fazla efor harcaması gibi nedenlerle bilişsel yükü artırabilir.

✔ İşitme cihazları bu noktada yalnızca sesi yükselten bir araç olarak görülmemelidir. Uygun kişide işitmenin desteklenmesi; iletişimi kolaylaştırabilir, sosyal katılımı artırabilir ve kişinin çevresiyle bağını daha güçlü sürdürmesine yardımcı olabilir. Bu da bilişsel işlevlerin korunması açısından olumlu bir zemin oluşturabilir. Demans riskinin tamamen ortadan kalktığı söylenemez ancak işitme kaybının düzeltilmesi risk yönetiminde önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.

Bu konuda en dikkat çekici bulgulardan biri, ileri yaşta işitme kaybı olan kişilerle yapılan geniş bir çalışmada görülmüştür.

🔺 Genel grubun tamamında aynı düzeyde fayda saptanmasa da demans açısından daha yüksek risk taşıyan kişilerde işitme cihazı kullanımının bilişsel gerilemeyi belirgin biçimde yavaşlatabildiği gösterilmiştir. Bazı analizlerde bu yavaşlama yaklaşık yüzde 50 düzeyine yaklaşmıştır. Bu nedenle özellikle risk düzeyi daha yüksek olan kişilerde işitme kaybının tedavisini ertelememek önem taşır.

İşitmede azalma fark eden, televizyon sesini giderek artıran, kalabalık ortamlarda konuşmaları seçmekte zorlanan veya sık sık tekrar isteyen kişilerde erken değerlendirme önemlidir. Gerekli durumlarda işitme cihazı kullanımı yalnızca iletişim kalitesini artırmakla kalmaz, uzun vadede bilişsel sağlığın korunmasına da katkı sağlayabilir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun.Üreten, emek veren, sorumluluk alan ve yaşamın her alanına katkı sunan tüm ça...
01/05/2026

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun.

Üreten, emek veren, sorumluluk alan ve yaşamın her alanına katkı sunan tüm çalışanların 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü içtenlikle kutluyorum. Emeğin değer gördüğü, dayanışmanın güçlendiği ve ortak çabanın geleceğe umut kattığı nice güzel günler diliyorum.

29/04/2026

Menopoz geçişinde dikkat dağınıklığı ve “beyin sisi” görülebilir. Bu durum yalnızca unutkanlık gibi düşünülmemelidir; odaklanmada zorlanma, kelime bulmada güçlük, zihinsel hızın yavaşlaması ve gün içinde mental yorgunluk şeklinde de kendini gösterebilir.

❗❗ Menopoz dönemindeki hormon dalgalanmaları uyku düzenini etkileyebilir. Özellikle uyku sık bölündüğünde kişi sabah dinlenmiş şekilde uyanamaz. Bu durum gün içinde dikkatin dağılmasına ve hafızanın daha zor çalışmasına neden olur. Aynı dönemde artan stres yükü de tabloyu belirginleştirir; çünkü stres, zihnin sürekli tetikte kalmasına ve odaklanmanın zorlaşmasına neden olur.

🔷 Bazı biyokimyasal etkenler de benzer yakınmaları artırabilir. Kan şekeri dalgalanması, ferritin düzeyi düşüklüğü, B12 ve D vitamini eksikliği olan kişilerde “konsantrasyon zorlanması” daha belirgin hale gelebilir. Bu nedenle şikâyetlerin gün içinde hangi saatlerde arttığını, uykuyla ve beslenmeyle ilişkisini takip etmek önemli ipuçları verir.

🔍 Dikkat dağınıklığı uzun süredir devam ediyor, iş performansını belirgin şekilde etkiliyorsa veya yoğun kaygı, enerji düşüklüğü gibi şikâyetler eşlik ediyorsa hekim değerlendirmesi geciktirilmemelidir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩[email protected]
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Address

Şair Eşref Bulvarı No: 69/1 Kat:3 Daire: 7 Alsancak/Konak/İZMİR
Izmir
35220

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Fonksiyonel Tıp İzmir posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Fonksiyonel Tıp İzmir:

Shortcuts

Share