16/03/2026
Zaman hiçbir şeyi saklamıyor; sadece üstünden geçiyor ve geride yalnızca izler bırakıyor. Ne kadar çabalasanızda, zamanın izlerini silemiyorsunuz. Gerçek, zamanın saklayamadığı tek şey.
Fotoğraflarda olduğu gibi.
Dünden bugüne (soldan-sağa) bendeki değişenler.
Çok şükür yapay değişenim yok, saç boyasından başka. 😁😜♥️
Yaş aldıkça değişen sadece düşünceler ve hayaller değil...
Yüzün, gözün, bakışın, beden dilin, postürün, kamburun, yürümen, gülüşün veya somurtma şeklin, niyetlerin, hayalllerin, doğruların, yanlışların, algılama veya muhakeme yeteneğin, sağlığın, hayat enerjin...
Hepsi değişiyor.
Hepsi aldığın yaşın o günkü şartlarına, duygusal veya sağlık durumuna göre evriliyor.
Bazen pozitif, bazen negatif yönde.
Tek bir şey değişmiyor, tek bir şey.
Erdemlerin, karakterin...
Beşikte ne isen, teneşire de öyle gidiyorsun.
Genetik kodların, "iyiliksever, merhametli, ahlaklı, erdemleri yüksek" diye işlenmişse...
Öyle yaşıyorsun.
Genetik kodların bozuksa da... Nalıncı keseri misali bencil, mutsuz, kahır ve bela dolu bir hayat yaşıyorsun vesselam.
Ömür, böylece geçip gidiyor işte..
Sonra gün geliyor dünden bugüne eski fotoğraflara bakıyorsun ve diyorsun ki; "ne de yaş almışsın bea. Bir dünde ki sen'e bak, bir de bugünde kine... Bugündeki de en sondaki foto😁😜)
Sonra Cahit Sıtkı Tarancı'nın "35 Yaş"
Şiirinin, son kıtası geliyor aklına...
"N’eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanmadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında. "
Yaş almak güzel şey aslında.
Demleniyorsun, çok iyi demleniyorsun. Doğru-yanlışı birbirinden çok iyi ayırabiliyorsun.
Yaşlandıkça değişen her şey, galiba kabul edilebiliyor.
Bir şey hariç...
Kalabalıklar içerisindeki yalnızlıklar.
Kalabalıklar içinde yalnız yaşamayıp, yalnız ölmemişsen...
Oda güzel bea...