Dereçine AİLE Sağlik Merkezi

Dereçine AİLE Sağlik Merkezi www.derecineasm.com Dereçine Aile Sağlık Merkezi
( 0272 ) 696 40 34
www.derecineasm.com

19 Mayıs ATATÜTK'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun🇹🇷🇹🇷🇹🇷
19/05/2026

19 Mayıs ATATÜTK'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Tansiyonunu Bilmek Hayatını Korumaktır! 17 Mayıs 2026 – Dünya Hipertansiyon Günü17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsam...
18/05/2026

Tansiyonunu Bilmek Hayatını Korumaktır! 17 Mayıs 2026 – Dünya Hipertansiyon Günü

17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında, bu yıl “Hipertansiyonu Birlikte Kontrol Edelim!” temasıyla hipertansiyon farkındalığının artırılması ve kan basıncı kontrolünün güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Bu yılın teması, çoğu zaman belirti vermemesi nedeniyle “sessiz katil” olarak adlandırılan hipertansiyonda, erken tanı ve etkin tedavinin önemini vurgulamakta; kontrol altında olmayan hipertansiyonun ciddi sonuçlar doğurabileceğine işaret etmektedir.
Hipertansiyon kontrolü, dünyada ve Türkiye’de halk sağlığı için acil bir önceliktir…
Hipertansiyon, dünya genelinde bulaşıcı hastalıkların toplamından daha fazla ölüme neden olan, önlenebilir ve kontrol altına alınabilir en önemli halk sağlığı sorunlarından biridir.
Dünya genelinde yaklaşık 1,4 milyar kişi hipertansiyon ile yaşamaktadır. Ancak bu bireylerin yalnızca %23’ünde kan basıncı yeterli düzeyde kontrol altındadır. Kontrolsüz hipertansiyon; kalp krizi, inme, kronik böbrek hastalığı ve demans başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarının en önemli risk faktörlerinden biridir. Nüfusun yaşlanması, hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme, aşırı tuz tüketimi, tütün ve alkol kullanımı gibi risk faktörleri, hipertansiyon yükünün önümüzdeki yıllarda artabileceğini göstermektedir.

Türkiye’de de hipertansiyon, kalp ve damar hastalıklarının başlıca nedenlerinden biridir. Ülkemizde 2023 yılında yapılan bir araştırmaya göre, 15 yaş ve üzerindeki nüfusta hipertansiyon sıklığı %18,3 olup kan basıncı kontrol altında olma durumu ise %40,6’dır. Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2024 yılı verilerine göre de ülkemizdeki ölümlerin %3,3'ü hipertansiyon ilişkili durumlar nedeniyle gerçekleşmiştir.

Antihipertansif ilaçların düzenli ve sürekli kullanımı hipertansiyon kontrolünde hayati önem taşır…
Antihipertansif ilaçlar, kan basıncının düzenlenmesinde temel tedavi araçları arasında yer almaktadır. Bu ilaçların düzenli ve doğru kullanımı, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmakta ve ciddi komplikasyonların gelişme riskini önemli ölçüde azaltmaktadır. Bu doğrultuda, antihipertansif ilaçlara erişimin kolaylaştırılması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması hayati bir öneme sahiptir.
Erken tanı ve düzenli izlem ile hipertansiyon kontrolü mümkündür…
Erken tanı, düzenli izlem, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve uygun tedavi ile hipertansiyona bağlı komplikasyonların büyük ölçüde önlenmesi mümkündür. Bakanlığımız, buradan yola çıkarak geliştirdiği Hastalık Yönetimi Platformu (HYP) uygulaması ile kronik hastalıkların erken teşhisi, etkili tedavisi ve izlemlerini içeren süreçlerin, birinci basamak sağlık kuruluşlarında, kanıta dayalı klinik uygulama yönergeleri doğrultusunda yürütülmesi amaçlamaktadır. HYP kapsamında aile hekimlerimiz, kendilerine kayıtlı bireylerin hipertansiyon, diyabet, obezite ve kalp hastalıkları açısından risk durumlarını belirlemekte, gerekli yönlendirmeleri yapmakta ve düzenli takiplerini sağlamaktadır. Ayrıca, koroner arter hastalığı, kronik böbrek hastalığı ve inme tanıları bulunan kişiler de hazırlanan yönergeler doğrultusunda aile hekimlerimiz tarafından periyodik olarak izlenmeye başlanmıştır.
17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü vesilesiyle tüm vatandaşlarımıza;
•Kan basınçlarını düzenli olarak ölçtürmeleri,
•Sağlıklı ve dengeli beslenmeleri,
•Tuz tüketimini azaltmaları,
•Fiziksel olarak aktif bir yaşam sürmeleri,
•Tütün ve alkol kullanımından kaçınmaları,
•Hekim önerilerine uygun şekilde tedaviye devam etmeleri,
•Durumlarına ve yaşlarına uygun tarama ve izlemlerini yaptırmak için Aile Hekimlerine başvurmaları,
hususlarının önemini hatırlatır, sağlıklı bir yaşam dileriz.

Unutmayalım:
Tansiyonunu bilmek, hayatını korumaktır.
Hipertansiyon kontrol altına alınabilir.

15/05/2026

18 Mayıs pazartesi günü yapılacak olan kanser taraması mücbir sebeplerden ötürü İPTAL edilmiştir. Halkımıza duyurulur...

Erken Teşhis Hayat Kurtarır, Sevdiklerimize Hatırlatalım! Mayıs ayı, cilt kanserine dikkat çekmek ve toplumda farkındalı...
14/05/2026

Erken Teşhis Hayat Kurtarır, Sevdiklerimize Hatırlatalım!

Mayıs ayı, cilt kanserine dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla “Cilt Kanseri Farkındalık Ayı” olarak kabul edilmiştir. Bu kapsamda düzenlenen etkinliklerle özellikle yaz aylarında artan güneş maruziyeti öncesinde toplumun bilinçlendirilmesi, risk faktörlerinin tanınması ve erken teşhisin önemi vurgulanmaktadır.
Cildimiz, vücudumuzu dış çevreden ayıran ve koruyan en büyük organımızdır. Zararlı çevresel etkenlere karşı önemli bir koruma görevi üstlenir. Cilt kanseri derideki hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması sonucu oluşur. Cilt kanseri, yaygın görülen bir kanser türüdür. Her cilt değişikliği kanser anlamına gelmemekle birlikte, erken dönemde ciltte fark edilen şüpheli değişiklikler tanı sürecinin daha hızlı ilerlemesine yardımcı olabilir. Bu nedenle deride görülen yeni oluşumlar veya mevcut benlerdeki değişiklikler dikkatle değerlendirilmelidir.
Cilt kanseri gelişiminde en önemli çevresel risk faktörü güneş ışınlarıdır. Özellikle ultraviyole (UV) ışınları cilt hücrelerinde DNA hasarına neden olarak kanser gelişimine zemin hazırlayabilir. Güneşin en yoğun olduğu saatler olan 10.00-16.00 arasında korunmasız şekilde güneşe maruz kalmak riski önemli ölçüde artırmaktadır. Bunun yanı sıra çevresel kirlilik, zararlı kimyasallarla temas, iklimsel ve coğrafi koşullar da cilt kanseri riskini artırabilmektedir.

Cilt kanseri gelişme riskini artıran başlıca faktörler şunlardır:
• Uzun süre ve yoğun güneş altında kalma
• Solaryum gibi yapay ultraviyole ışınlarına maruz kalma
• Ailede veya bireyde cilt kanseri öyküsü bulunması
• Açık tenli, kolay çillenen ve güneş yanığına yatkın cilt yapısı
• Bağışıklık sisteminin zayıflaması
Cilt kanserleri çoğunlukla güneşe maruz kalan bölgelerde görülse de, güneş görmeyen alanlarda da ortaya çıkabilmektedir. Hastalığın erken dönemde teşhis edilmesi ve tedaviye başlanması, ciddi şekil bozuklukları, organ kayıpları ve ölüm gibi olumsuz sonuçların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Ülkemizde melanom dışı cilt kanserlerinin insidans hızı erkeklerde yüz binde 22,0; kadınlarda ise yüz binde 13,9’dur. Her yıl yaklaşık 20.000 kişiye melanom dışı cilt kanseri tanısı konulmaktadır. Melanom sıklığı ise erkeklerde yüz binde 1,7; kadınlarda yüz binde 1,2 olup, yıllık melanom vaka sayısı yaklaşık 1.500’dür.
Cilt kanserleri genel olarak iki ana gruba ayrılmaktadır:
1.Melanom:
Melanom, cilde rengini veren melanosit hücrelerinin kontrolsüz büyümesiyle oluşan ve en tehlikeli cilt kanseri türü olarak kabul edilen bir hastalıktır. Genellikle ciltte görülmekle birlikte nadiren göz, ağız veya iç organlarda da ortaya çıkabilir. Melanomların yaklaşık %30’u mevcut benlerden gelişmektedir. Bu nedenle benlerde ortaya çıkan değişiklikler melanom açısından önemli uyarı işaretleri olabilir. Bu değişikliklerin değerlendirilmesinde ABCDE kuralı kullanılmaktadır.

ABCDE Kuralı:
Yukarıda sıralanan belirtilere uymayan melanomlar da vardır. Bunların dışında karşılaşılan bazı diğer belirtiler aşağıda sıralanmıştır:
•İyileşmeyen yara
•Benin sınırından cilde yayılması
•Kızarıklık veya ben sınırının dışında yeni bir bombeleşme
•Kaşıntı, hassasiyet veya ağrının olması
•Benin yüzeyinde değişiklik – şişme, kanama, kabuklanma
Melanomun erken tanısı ve tedavisi hastaya tam iyileşme şansı sunabilir. Ancak tanı ve tedavide gecikme kanserin hızla yayılmasına ve yaşam kayıplarına yol açabilir. Özellikle benlerinizde veya cilt lekelerinizde ABCDE kuralına uyan durumlar fark ederseniz bir Dermatoloji (cildiye) uzmanına görünmeniz önemlidir.

2.Melanom Dışı Cilt Kanserleri:
Melanom dışı cilt kanserleri derinin üst tabakalarında başlar ve çoğunlukla güneş ışınlarına maruz kalma ile ilişkilidir. En sık görülen türleri Bazal Hücreli Karsinom ve Skuamöz Hücreli Karsinomdur.
Bazal Hücreli Karsinom (BCC)
En yaygın görülen cilt kanseri türüdür. Genellikle yavaş büyür ve erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir. Ciltte aşağıdaki belirtiler görülebilir;

• Küçük kabarıklıklar veya şişlikler
• Parlak veya saydam görünümlü lezyonlar
• Kabuklanan ya da kanayan yaralar
• Zamanla büyüyen kitleler
Skuamöz Hücreli Karsinom (SCC)
Skuamöz hücreli karsinom yaygınlık açısından ikinci sırada yer alır. En sık güneşe maruz kalan bölgelerde görülür ve şu şekillerde ortaya çıkabilir:

•Pullu kırmızı lekeler
• Pürüzlü veya kalınlaşmış cilt alanları
• İyileşmeyen açık yaralar
• Kabuklanan ve kanayan kabarıklıklar

Cilt Kanseri Nasıl Teşhis Edilir?
Tanı süreci genellikle dermatolojik muayene ile başlar. Uzman hekim ciltteki lezyonları inceler. Gerekli durumlarda dermatoskopi yöntemi kullanılır. Kesin tanı için biyopsi yapılır. Biyopsi sırasında lezyondan küçük bir doku örneği alınır. Laboratuvar incelemesi sonucu cilt kanseri tanısı netleşebilir. Görüntüleme yöntemleri bazı durumlarda hastalığın yayılımını değerlendirmek için kullanılabilir.
Cilt Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır?
Cilt kanserinin erken teşhisi, tedavi başarısını önemli ölçüde artırır. Tedavi yöntemi kanser türüne ve evresine göre belirlenir. Erken evrede cerrahi yöntemler en sık tercih edilen tedavi seçenekleri arasındadır.
Tedavi seçenekleri şunları içerebilir:
•Cerrahi çıkarma
•Radyoterapi
•Kemoterapi
•İmmünoterapi
•Hedefe yönelik tedaviler

Cilt Kanserinden Korunma Yolları Nelerdir?
Cilt kanserlerinin önemli bir bölümü uygun korunma yöntemleri ile önlenebilir. Bu amaçla:
• Güneşin yoğun olduğu saatlerde (10.00–16.00) doğrudan güneş ışınlarından kaçınılmalıdır.
• Geniş spektrumlu ve yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanılmalıdır.
• Güneş gözlüğü kullanılarak göz ve göz çevresi UV ışınlarından korunmalıdır.
•Şapka ve cildi mümkün olduğunca kapatan koruyucu kıyafetler tercih edilmelidir.
• Zararlı kimyasallardan ve solaryum kullanımından kaçınılmalıdır.
• Cilt düzenli olarak kontrol edilmelidir.

Kendi Kendine Cilt Muayenesi
Cilt kanserlerinin erken fark edilmesinde bireyin kendi cildini tanıması büyük önem taşımaktadır. Ayda bir kez yapılacak kendi kendine cilt muayenesi, yeni oluşumların veya değişikliklerin erken fark edilmesine yardımcı olabilir. Muayene sırasında:
• İyi aydınlatılmış bir ortamda tam boy ayna kullanılmalıdır.
•Yüz, boyun, gövde, kollar ve bacaklar dahil olmak üzere tüm vücut dikkatlice incelenmelidir.
• Avuç içleri, ayak tabanları, saçlı deri, kulaklar, tırnaklar ve sırt gibi tüm bölgeler incelenmelidir.
• Görülmesi zor alanlar için el aynası kullanılmalı veya yakınlardan yardım alınmalıdır.

Kendi Kendine Cilt Muayenesi Sırasında Dikkat Edilmesi Gereken Belirtiler:

• Ciltte yeni oluşan sıra dışı ben veya lekeler
• Var olan benlerde şekil, renk veya boyut değişikliği
• İyileşmeyen yaralar
• Kabuklanma veya kanama
• Kaşıntı, hassasiyet veya ağrı

Kendi kendinize yaptığınız cilt muayenenizde; cildinizde yeni oluşan, değişen ya da size farklı gelen bir durum fark ederseniz zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun. Unutmayın! Cilt kanseri yaygın görülen kanser türlerinden biridir.

“Erken Teşhis Hayat Kurtarır”
“Sevdiklerimize Hatırlatalım”

12/05/2026

Sevgili Dereçine halkı, kan tahlillerimiz salı ve perşembe günleri randevulu şekilde yapılmaktadır. Lütfen tahlil için başvurmadan önce bizden 182 den MHRS'den ya da e nabızdan randevu alınız.

07/05/2026

Duyuru...
18 Mayıs Pazartesi günü Aile Sağlığı Merkezimizde Rahim Ağzı Kanser Taraması yapılacaktır. 30-65 yaş arası kadınlarımız başvurarak kanser taramalarını yaptırabilirler.

14/04/2026
14/04/2026

DUYURU!!!
17 Nisan Cuma Günü Saat:09:00'da Rahim ağzı kanser taraması için ebe hanımlar gelecektir. Taramasını yaptırmak isteyenler Cuma günü sabah Aile Sağlığı Merkezimize başvurabilirler.

Kalp Sağlığı Haftası (12–18 Nisan 2026)Kalp ve damar hastalıkları, ülkemizde ve dünyada en sık görülen, aynı zamanda en ...
14/04/2026

Kalp Sağlığı Haftası (12–18 Nisan 2026)

Kalp ve damar hastalıkları, ülkemizde ve dünyada en sık görülen, aynı zamanda en fazla engellilik ve ölümlere yol açan nedenler arasında yer almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre her yıl yaklaşık 20 milyon kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Nüfusun yaşlanması, artan kentleşme, sağlıksız yaşam tarzları ve stres gibi faktörler bu hastalıkların yaygınlaşmasında etkili olmaktadır. Ülkemizde, 2023 yılında yapılan bir çalışmada 15 yaş üzerindeki nüfusta kalp ve damar hastalığı sıklığının %7 olduğu ve sıklığın yaşla birlikte arttığı belirlenmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2024 yılına ait verilerine göre de ülkemizdeki tüm ölümlerin yaklaşık %28’i (her dört ölümden biri) kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır.
Bu sebeplerden dolayı, kalp sağlığının korunması ve risk faktörlerinin azaltılması, toplum sağlığının geliştirilmesi gereken öncelikli alanlarının başında yer almaktadır. Her yıl 12-18 Nisan tarihleri arasını kapsayan Kalp Sağlığı Haftası, toplumda farkındalık oluşturmak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek ve kalp hastalıklarının önlenebilir olduğunu vurgulamak için önemli fırsatlar sunmaktadır.
Kalp ve damar hastalıkları önlenebilir…
Kalp ve damar hastalıklarının büyük bir kısmı, sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ile önlenebilmekte ya da kontrol altında tutulabilmektedir. Tütün kullanımı, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, aşırı kilo, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol gibi değiştirilebilir nitelikteki risk faktörleri kalp hastalıklarının gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Bu risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp krizi ve inme gibi ciddi sağlık sorunlarının neredeyse %80’inin önüne geçilebilmektedir. Bakanlığımız tarafından her ilimizde teşekkül ettirilen ve sayıları 345’i bulan Sağlıklı Hayat Merkezleri, sigara bırakma poliklinikleri, diyetisyen, fizyoterapist, psikolog ve sosyal çalışmacılarla verdikleri danışmanlık hizmetleriyle risk faktörleri ile mücadele sürecine önemli katkılar sağlamaktadır.
Erken tanı ve düzenli takip çok önemlidir…
Kalp ve damar hastalıklarına erken tanı koymak, uygun tedavi ve düzenli takiplerle hastalığın ilerlemesini ve komplikasyon gelişmesini önlemek, oluşabilecek engellilikleri ve erken ölümleri azaltmak bakımından büyük önem taşımaktadır. Aile hekimliği birimlerimiz, kalp ve damar hastalıklarının erken tespiti ve yönetiminde kritik rol oynamaktadır. Bakanlığımız, Hastalık Yönetimi Platformu (HYP) adını verdiği bir uygulama geliştirerek, aile hekimlerimizin, kronik hastalıkların erken teşhisi, etkili tedavisi ve izlem süreçlerini kanıta dayalı klinik uygulama yönergeleri doğrultusunda yürütebilmelerine önemli bir destek sağlamıştır.
HYP kapsamında aile hekimlerimiz, kendilerine kayıtlı olan vatandaşlarımızın kalp ve damar hastalıklarına yönelik risk düzeylerini, uluslararası geçerliliği olan ölçekler kullanarak belirleyebilmekte; risk değerlendirmesi sonucuna uygun yaşam tarzı değişiklikleri konusunda danışmanlık önerilerinde bulunabilmekte; risk belirlenen hastaların uygun tedavilerini düzenlemekte ve gerekli hallerde bu kişileri, randevularını da alarak bir üst basamağa ya da sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirebilmektedir.
Aile hekimlerimizin, 2025 yılında yapmış oldukları kardiyovasküler risk taramaları neticesinde 735 binden fazla vatandaşımızda kalp damar hastalığı riski belirlemeleri ve bu kişileri düzenli takibe almaları, HYP uygulamasının kronik hastalıkları yönetmekte ne kadar etkili kullanıldığını ortaya koymaktadır. Tabii ki uygulamanın başarısı, vatandaşlarımızın aile hekimlerinin yapmış olduğu çağrılara uyarak kalp ve damar hastalıkları risk değerlendirmesini zamanında ve düzenli bir şekilde yaptırmalarıyla daha da artacaktır.
Kalp Sağlığı Haftası vesilesiyle tüm vatandaşlarımıza aşağıdaki temel önerileri hatırlatıyor, kayıtlı oldukları aile hekimliği birimlerine başvurarak düzenli sağlık kontrollerini yaptırmaya, ailelerini ve çevrelerini bu konuda bilinçlendirmeye davet ediyoruz;

•Tütün kullanmayın: Sigara ve diğer tütün ürünleri kalp hastalıklarının en önemli nedenlerindendir. Tütün kullanımını bırakmak kalp sağlığı için atılabilecek en önemli adımdır.
•Sağlıklı beslenin: Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller ve sağlıklı yağları içeren dengeli bir beslenme planı tercih edin. Tuz ve şeker tüketimini azaltın.
•Fiziksel olarak aktif olun: Haftada en az 150 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite yapmaya özen gösterin. Günlük yaşamda hareketliliği artırın.
•Sağlıklı kilonuzu koruyun: Fazla kilo ve obezite kalp hastalıkları riskini artırır.
•Kan basıncınızı düzenli ölçtürün: Hipertansiyon genellikle belirti vermeden ilerler. Düzenli kontrol hayat kurtarır.
•Kan şekeri ve kolesterolünüzü takip edin: Diyabet ve yüksek kolesterol kalp hastalıkları için önemli risk faktörleridir.
•Stresi yönetin ve yeterli uyuyun: Ruhsal sağlık da kalp sağlığının ayrılmaz bir parçasıdır.

Unutmayalım;
-Kalp sağlığı korunabilir,
-Kalp hastalıkları büyük ölçüde önlenebilir.
-Sağlığınız ellerinizde …Kalp ve damar hastalıkları, ülkemizde ve dünyada en sık görülen, aynı zamanda en fazla engellilik ve ölümlere yol açan nedenler arasında yer almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre her yıl yaklaşık 20 milyon kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Nüfusun yaşlanması, artan kentleşme, sağlıksız yaşam tarzları ve stres gibi faktörler bu hastalıkların yaygınlaşmasında etkili olmaktadır. Ülkemizde, 2023 yılında yapılan bir çalışmada 15 yaş üzerindeki nüfusta kalp ve damar hastalığı sıklığının %7 olduğu ve sıklığın yaşla birlikte arttığı belirlenmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2024 yılına ait verilerine göre de ülkemizdeki tüm ölümlerin yaklaşık %28’i (her dört ölümden biri) kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır.
Bu sebeplerden dolayı, kalp sağlığının korunması ve risk faktörlerinin azaltılması, toplum sağlığının geliştirilmesi gereken öncelikli alanlarının başında yer almaktadır. Her yıl 12-18 Nisan tarihleri arasını kapsayan Kalp Sağlığı Haftası, toplumda farkındalık oluşturmak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek ve kalp hastalıklarının önlenebilir olduğunu vurgulamak için önemli fırsatlar sunmaktadır.
Kalp ve damar hastalıkları önlenebilir…
Kalp ve damar hastalıklarının büyük bir kısmı, sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ile önlenebilmekte ya da kontrol altında tutulabilmektedir. Tütün kullanımı, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, aşırı kilo, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol gibi değiştirilebilir nitelikteki risk faktörleri kalp hastalıklarının gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Bu risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp krizi ve inme gibi ciddi sağlık sorunlarının neredeyse %80’inin önüne geçilebilmektedir. Bakanlığımız tarafından her ilimizde teşekkül ettirilen ve sayıları 345’i bulan Sağlıklı Hayat Merkezleri, sigara bırakma poliklinikleri, diyetisyen, fizyoterapist, psikolog ve sosyal çalışmacılarla verdikleri danışmanlık hizmetleriyle risk faktörleri ile mücadele sürecine önemli katkılar sağlamaktadır.
Erken tanı ve düzenli takip çok önemlidir…
Kalp ve damar hastalıklarına erken tanı koymak, uygun tedavi ve düzenli takiplerle hastalığın ilerlemesini ve komplikasyon gelişmesini önlemek, oluşabilecek engellilikleri ve erken ölümleri azaltmak bakımından büyük önem taşımaktadır. Aile hekimliği birimlerimiz, kalp ve damar hastalıklarının erken tespiti ve yönetiminde kritik rol oynamaktadır. Bakanlığımız, Hastalık Yönetimi Platformu (HYP) adını verdiği bir uygulama geliştirerek, aile hekimlerimizin, kronik hastalıkların erken teşhisi, etkili tedavisi ve izlem süreçlerini kanıta dayalı klinik uygulama yönergeleri doğrultusunda yürütebilmelerine önemli bir destek sağlamıştır.
HYP kapsamında aile hekimlerimiz, kendilerine kayıtlı olan vatandaşlarımızın kalp ve damar hastalıklarına yönelik risk düzeylerini, uluslararası geçerliliği olan ölçekler kullanarak belirleyebilmekte; risk değerlendirmesi sonucuna uygun yaşam tarzı değişiklikleri konusunda danışmanlık önerilerinde bulunabilmekte; risk belirlenen hastaların uygun tedavilerini düzenlemekte ve gerekli hallerde bu kişileri, randevularını da alarak bir üst basamağa ya da sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirebilmektedir.
Aile hekimlerimizin, 2025 yılında yapmış oldukları kardiyovasküler risk taramaları neticesinde 735 binden fazla vatandaşımızda kalp damar hastalığı riski belirlemeleri ve bu kişileri düzenli takibe almaları, HYP uygulamasının kronik hastalıkları yönetmekte ne kadar etkili kullanıldığını ortaya koymaktadır. Tabii ki uygulamanın başarısı, vatandaşlarımızın aile hekimlerinin yapmış olduğu çağrılara uyarak kalp ve damar hastalıkları risk değerlendirmesini zamanında ve düzenli bir şekilde yaptırmalarıyla daha da artacaktır.
Kalp Sağlığı Haftası vesilesiyle tüm vatandaşlarımıza aşağıdaki temel önerileri hatırlatıyor, kayıtlı oldukları aile hekimliği birimlerine başvurarak düzenli sağlık kontrollerini yaptırmaya, ailelerini ve çevrelerini bu konuda bilinçlendirmeye davet ediyoruz;

•Tütün kullanmayın: Sigara ve diğer tütün ürünleri kalp hastalıklarının en önemli nedenlerindendir. Tütün kullanımını bırakmak kalp sağlığı için atılabilecek en önemli adımdır.
•Sağlıklı beslenin: Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller ve sağlıklı yağları içeren dengeli bir beslenme planı tercih edin. Tuz ve şeker tüketimini azaltın.
•Fiziksel olarak aktif olun: Haftada en az 150 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite yapmaya özen gösterin. Günlük yaşamda hareketliliği artırın.
•Sağlıklı kilonuzu koruyun: Fazla kilo ve obezite kalp hastalıkları riskini artırır.
•Kan basıncınızı düzenli ölçtürün: Hipertansiyon genellikle belirti vermeden ilerler. Düzenli kontrol hayat kurtarır.
•Kan şekeri ve kolesterolünüzü takip edin: Diyabet ve yüksek kolesterol kalp hastalıkları için önemli risk faktörleridir.
•Stresi yönetin ve yeterli uyuyun: Ruhsal sağlık da kalp sağlığının ayrılmaz bir parçasıdır.

Unutmayalım;
-Kalp sağlığı korunabilir,
-Kalp hastalıkları büyük ölçüde önlenebilir.
-Sağlığınız ellerinizde …

1-7 NİSAN ULUSAL KANSER HAFTASI Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu (IARC) çevresel ve yaşam tarzı faktörlerinin, k...
01/04/2026

1-7 NİSAN ULUSAL KANSER HAFTASI


Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu (IARC) çevresel ve yaşam tarzı faktörlerinin, küresel kanser yükünün yaklaşık %50’sine katkıda bulunduğunu, nedenleri hâlâ bilinemeyen kalan %50’lik kanser yüküne de etki yapmasının muhtemel olduğunu vurgulamaktadır. Ülkemizde yılda yaklaşık 240 bin kanser vakası teşhisi konulmaktadır; 2045 yılında bu sayının 419 bine ulaşacağı tahmin edilmektedir. Ülkemizde 75 yaşına kadar her 4 kişiden 1’inin kansere yakalanacağı ve her 8 kişiden 1’inin ise kanser nedeniyle hayatını kaybedeceği tahmin edilmektedir.
Ulusal düzeyde alınacak önleyici tedbirler ve yaşam tarzında yapılacak değişiklikler ile 2045 yılında ortaya çıkması beklenen en az 210 bin kanser vakasının yaşamı ve aileleri üzerinde doğrudan fark yaratmak mümkündür. Sağlıklı beslenerek, tütün ve tütün ürünlerinden uzak durarak ve hareketli bir yaşam sürerek kanser riskini azaltmak mümkündür. Bununla birlikte erken tanı konmuş ve uygun şekilde tedavi edilen birçok kanserin iyileşme olasılığı yüksektir. Dünyada ve ülkemizde ilk sıralarda yer alan kanser türleri akciğer, meme ve kolorektal kanserler olarak benzerlik göstermektedir.

Sık Görülen Kanser Türleri Ve Temel Bilgiler

1.Akciğer Kanseri
Önemi:
Akciğer kanseri, dünya genelinde ve ülkemizde kansere bağlı ölümlerin en önemli nedenlerinden biridir. Tütün ve tütün ürünleri kullanımı en güçlü risk faktörü olmakla birlikte, pasif sigara maruziyeti, hava kirliliği ve bazı mesleki kimyasallar da hastalık riskini artırmaktadır.


Belirtileri:
Akciğer kanseri erken dönemde belirti vermeyebilir. En sık görülen belirtiler şunlardır:
•Uzun süre geçmeyen veya giderek kötüleşen öksürük
•Kanlı balgam
•Göğüs ağrısı
•Nefes darlığı
•Ses kısıklığı
•Açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik
Korunma Yolları:
•Sigara ve diğer tütün ürünlerinden uzak durmak
•Pasif sigara dumanından kaçınmak
•Hava kirliliğinin yoğun olduğu ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmak
•Mesleki kimyasallara karşı koruyucu önlemler almak


Tanı ve Tedavi:
Tanı sürecinde akciğer grafisi, bilgisayarlı tomografi (BT), bronkoskopi ve biyopsi gibi yöntemler kullanılmaktadır. Tedavi; hastalığın evresine göre cerrahi müdahale, kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi seçeneklerini içerebilir.
2.Prostat Kanseri
Önemi:
Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biridir. Özellikle 50 yaş sonrası risk belirgin şekilde artmaktadır. Aile öyküsü ve genetik faktörler hastalık riskini artırabilir.


Belirtileri:
Prostat kanseri erken evrede genellikle belirti vermez. İlerleyen dönemlerde şu belirtiler görülebilir:
•Sık idrara çıkma
•İdrar akışında zayıflama
•İdrar yaparken zorlanma
•İdrarda veya menide kan görülmesi
Korunma Yolları:
•Dengeli ve sağlıklı beslenme
•Düzenli fiziksel aktivite
•Sağlıklı kilonun korunması
•Sigara ve alkol kullanımından kaçınmak
•Düzenli sağlık kontrollerini yaptırmak



Tanı ve Tedavi:
Tanı sürecinde PSA testi, fizik muayene ve biyopsi uygulanabilir. Tedavi seçenekleri arasında cerrahi, radyoterapi, hormon tedavisi, kemoterapi ve immünoterapi bulunmaktadır.

3.Meme Kanseri
Önemi:
Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksektir.


Belirtileri:
•Memede ele gelen ağrısız kitle
•Meme cildinde değişiklik veya portakal kabuğu görünümü
•Meme ucunda çekilme veya kanlı akıntı
•Koltuk altında kitle
Korunma Yolları:
•Sağlıklı kilonun korunması
•Düzenli fiziksel aktivite
•Alkol ve sigara kullanımından kaçınmak
•Emzirmenin desteklenmesi
•Düzenli tarama programlarına katılım

Tanı ve Tedavi:
Erken tanı için düzenli mamografi büyük önem taşır. Tanı sürecinde Mamografi, Ultrason ve Meme- MR ve Biyopsi kullanılır. Tedavi yöntemleri arasında cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, hormon tedavileri ve hedefe yönelik tedaviler bulunmaktadır.

4.Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri
Önemi:
Serviks kanseri büyük ölçüde HPV enfeksiyonu ile ilişkili olup düzenli tarama ile önlenebilen kanser türleri arasındadır.


Belirtileri:
•Anormal vajinal kanama
•Vajinal akıntıda değişiklik
•Cinsel ilişki sonrası kanama
•Pelvik ağrı
Korunma Yolları:
•Düzenli tarama testleri
•Güvenli cinsel yaşam
•Sigara kullanmamak


Tanı ve Tedavi:
Tanı için Pap smear ve HPV-DNA testleri kullanılır. Tedavi; hastalığın evresine göre cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi yöntemlerini içerebilir.

5.Kolorektal Kanser
Önemi:
Kolorektal kanser, kalın bağırsak ve rektumda gelişir ve erken evrede saptandığında büyük ölçüde önlenebilir veya tedavi edilebilir.


Belirtileri:
•Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik
•Dışkıda kan görülmesi
•Karın ağrısı veya şişkinlik
•Açıklanamayan kilo kaybı
•Kansızlık

Korunma Yolları:
•Lif açısından zengin beslenmek
•Kırmızı ve işlenmiş et tüketimini sınırlamak
•Düzenli fiziksel aktivite
•Sağlıklı kiloyu korumak
•Sigara ve alkol kullanmamak

Tanı ve Tedavi:
Tarama amacıyla gaitada gizli kan testi ve kolonoskopi uygulanmaktadır. Tedavi yöntemleri cerrahi, kemoterapi ve radyoterapiyi içerebilir.

6.Lenfoma
Önemi:
Lenfoma, bağışıklık sisteminin bir parçası olan lenfatik sistemde gelişen kanser türüdür. Hodgkin ve Non-Hodgkin olmak üzere iki ana gruba ayrılır.


Belirtileri:
•Boyun, koltuk altı veya kasıkta ağrısız lenf bezi büyümesi
•Gece terlemeleri
•Açıklanamayan ateş
•Kilo kaybı ve halsizlik
Korunma Yolları:
•Lenfoma için kesin bir korunma yöntemi bulunmamakla birlikte sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve bağışıklık sisteminin korunması önemlidir.


Tanı ve Tedavi:
Tanı genellikle lenf nodu biyopsisi ile konulur. Tedavi seçenekleri arasında kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve kök hücre nakli bulunmaktadır.

7.Cilt Kanseri
Önemi:
Cilt kanseri, güneşten gelen ultraviyole (UV) ışınlarına maruziyet sonucu gelişebilen yaygın kanser türlerinden biridir.


Belirtileri:
•Yeni oluşan veya büyüyen benler
•Renk, şekil veya boyut değiştiren benler
•İyileşmeyen yaralar
•Kaşıntı veya kanama
Korunma Yolları:
•Güneşten korunmak
•Güneş kremi kullanmak
•Solaryumdan kaçınmak
•Koruyucu giysi ve şapka kullanmak

Tanı ve Tedavi:
Tanı dermatolojik muayene ve biyopsi ile konur. Tedavi çoğunlukla cerrahi yöntemler, bazı durumlarda ise radyoterapi veya ilaç tedavileri ile yapılır.

8.Mide Kanseri
Önemi:
Mide kanseri, özellikle Helicobacter pylori enfeksiyonu, sigara kullanımı ve tuzlu/işlenmiş gıdaların aşırı tüketimi ile ilişkilidir.

Belirtileri:
•Sürekli mide ağrısı veya yanma
•İştahsızlık
•Kilo kaybı
•Bulantı ve kusma
•Yemek sonrası şişkinlik
Korunma Yolları:
•Sağlıklı ve dengeli beslenmek
•Tuzlu ve işlenmiş gıdaları azaltmak
•Sigara kullanmamak
•Helicobacter pylori enfeksiyonunun tedavisi

Tanı ve Tedavi:
Tanı genellikle gastroskopi/endoskopi ve biyopsi ile konulur. Tedavi seçenekleri cerrahi, kemoterapi ve radyoterapiyi içerebilir.

9.Tiroid Kanseri
Önemi:
Tiroid kanseri, boynun ön kısmında bulunan tiroid bezinde gelişir ve genellikle erken dönemde tedavi edilebilen kanser türleri arasında yer alır.


Belirtileri:
•Boyunda kitle veya şişlik
•Ses kısıklığı
•Yutma güçlüğü
•Boyunda lenf bezlerinde büyüme
Korunma Yolları:
•Kesin bir korunma yöntemi bulunmamakla birlikte düzenli sağlık kontrolleri ve erken başvuru önemlidir.



Tanı ve Tedavi:
Tanı için tiroid ultrasonu ve ince iğne biyopsisi kullanılmaktadır. Tedavi genellikle cerrahi müdahale ve radyoaktif iyot tedavisi ile yapılmaktadır.

Kansere yol açtığı kanıtlanmış risk faktörlerinin farkında olunması, bireysel ve toplumsal düzeyde koruyucu önlemlerin kararlılıkla uygulanması sayesinde, gelecekte daha büyük bir toplumsal yük oluşturması beklenen kanserle mücadelede önemli kazanımlar elde edileceği açıktır. Kanser türlerinin her birinin kendine özgü nedeni, risk faktörleri ve tanı-tedavi yaklaşımları bulunmaktadır. Bu nedenle erken tanı ve tarama stratejileri kanser türlerine göre değişiklik göstermektedir.
Ülkemizde Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ulusal ve uluslararası yayınlar ve Ulusal Kanser Danışma Kurulu önerileriyle ; özellikle sık görülen, en çok ölüme yol açan ve/veya erken teşhis ile tedavi edilebilen, önlenebilen (meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı) kanserleri için toplumun kaynaklarına ve hastalık yüküne uygun olarak tarama programları yürütülmektedir.

Tarama Yapılan Kanser Türleri ve Aralıkları
Kanser TürüHedef Yaş GrubuYöntemTarama Sıklığı
Meme Kanseri40-69 yaş kadınMamografi2 yılda bir
Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri30-65 yaş kadınHPV-DNA testi 5 yılda bir
Kolorektal (Kalınbağırsak) Kanseri50-70 yaş kadın & erkekGaitada Gizli Kan Testi (GGK)2 yılda bir

Bu taramalar ÜCRETSİZ olarak:

•Aile Sağlığı Merkezleri (ASM),
•Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM),
•Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM),
•Mobil kanser tarama araçları (Mobil KETEM) aracılığıyla sağlanmaktadır.

Fırsatçı taramalar ise 2. ve 3. Basamak Sağlık Kuruluşlarında yapılmaktadır.
Tarama sonrasında pozitif ya da şüpheli bulunan kişiler, tarama sonrası teşhis merkezlerine yönlendirilmekte ve ileri tetkikler yapılmaktadır. Teşhis ve tedavi hizmetleri ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları tarafından verilmektedir.
Bu kapsamda ülkemizde 1–7 Nisan tarihleri arası “Ulusal Kanser Haftası” olarak belirlenmiştir. Bu hafta boyunca toplumda farkındalık oluşturmak, sunulan sağlık hizmetlerini tanıtmak ve taramalara katılımı artırmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Ancak kanserle mücadele çalışmaları yılın sadece bir haftasıyla sınırlı kalmamalı, yıl boyunca sürdürülmelidir.
Unutmayalım:
Kanserden korunmak büyük ölçüde bizim elimizdedir. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmek, risk faktörlerinden uzak durmak ve düzenli taramalara katılmak hayat kurtarır.

Address

Dereçine Ksb. Atatürk Mahallesi Zümrüt Sok
Sultandagı
03910

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dereçine AİLE Sağlik Merkezi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share