09/06/2026
Bazı insanlar için hiçbir şey “çok da önemli değildir.”
Ayrılık?
“Geçer.”
Hayal kırıklığı?
“Üzmez.”
Kırılmak?
“Etkilemez.”
Dışarıdan bakınca güçlü görünürler.
Sakin,
kontrollü,
duygularını iyi yöneten biri gibi…
Ama bazen bu,
gerçek bir güçten çok,
duygularla temas etmekten kaçınma biçimidir.
Çünkü bazı insanlar,
üzülmenin kendisinden değil…
üzüldüklerinde ne hale geleceklerinden korkarlar.
Bir duyguya gerçekten yaklaşınca,
onun içinde kaybolacak gibi hissederler.
Bu yüzden baştan mesafe koyarlar.
Çok bağlanmaz,
çok umut etmez,
çok heyecanlanmazlar.
Çünkü ne kadar az hissederlerse,
o kadar az incineceklerini düşünürler.
Ama zamanla bu durum,
sadece acıyı değil…
coşkuyu, yakınlığı, aidiyeti de azaltır.
İnsan kendini korurken,
hayatla arasına da mesafe koymaya başlar.
Ve bir süre sonra,
“beni hiçbir şey etkilemiyor” dediği yerde,
aslında uzun zamandır hiçbir şeye tam dokunamadığını fark eder.
Çünkü bazı insanların en büyük korkusu,
üzülmek değil…
O üzüntünün içinde
yalnız,
çaresiz
ve dağılmış hissetmektir.