Tiens Lifestyle Türkiye

Tiens Lifestyle Türkiye Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Tiens Lifestyle Türkiye, Urgench.

12/09/2023
Balık, toplumumuz tarafından gerektiği kadar sık tüketilmiyor ancak uzmanlar balığın en kaliteli hayvansal grup protein ...
25/12/2018

Balık, toplumumuz tarafından gerektiği kadar sık tüketilmiyor ancak uzmanlar balığın en kaliteli hayvansal grup protein kaynaklarından birisi olduğunu söylüyor.

[PAYLAŞARAK ÇEVRENİZDEKİLERE FAYDA SAĞLAYABİLİRSİNİZ]

"Farklı balık türlerinin içerdiği vitaminler ve mineraller değişiklik göstermekle birlikte genellikle omega 3, fosfor, A ve D vitaminleri, magnezyum, selenyum, çinko ve iyot içerirler. Yeterli balık tüketimi kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olur, kalp damar sağlığı dostudur, beyin ve sinir hücrelerin gelişimine katkıda bulunur, yaşlanmayı geciktirir ve bağışıklık sistemini desteklediği için hastalıklara karşı koruyucu niteliktedir. Balık, iyottan zengin bir besin kaynağı olup zekâ gelişiminde önemli rol oynar. Balık yiyen çocukların zekâ gelişimi olumlu yönde etkilenir. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında düzenli balık tüketen annelerin bebeklerinde öğrenme ve motor fonksiyonlarının daha güçlü olduğu saptanmıştır."

"Balık ile birlikte lif içeriği yüksek vitamin ve mineral deposu yeşil bir salata veya brokoli gibi buharda pişmiş sebzeler tüketilebilir. Roka gibi demir içeren yeşil yapraklı sebzeler balıkla birlikte tüketilince mineral vitamin emilimi minimum düzeyde yaratsa bile bu kayıplar yüksek miktarlarda olmayacağından göz ardı edilebilir"

Ahlat (Yabani Armut) Faydalarıİshal sorunu yaşayanlar için çok iyi bir meyve olup, ishali kesme etkisi vardır. Fazla tük...
21/12/2018

Ahlat (Yabani Armut) Faydaları

İshal sorunu yaşayanlar için çok iyi bir meyve olup, ishali kesme etkisi vardır. Fazla tüketilirse kabızlık yapabilmektedir.
Cilt ve deri rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Akne, sivilce gibi sorunları olanlar ahlat tüketirse bir süre sonra bu sorunlar ortadan kalkar.
Ahlat kalp rahatsızlığı çekenler için de şifa kaynağıdır. Kalp hastalığı olanlar ahlat tüketirse tedavi süreci hızlanır, kalp hastalıklarının oluşması önlenir.
Zehirli böcek, hayvan ısırmalarında ahlat ezilip ısırılan bölgeye konulursa zehri vücuttan attırma özelliği vardır.
Menapoz dönemindeki bayanların ateş basması ve hararet sorunlarına ahlat iyi gelmektedir.
Ahlat aç karna tüketilmemelidir ve ham yani tam olgunlaşmamış ahlat tüketilmemelidir. Ahlatın fazla tüketilmesi kabızlığa yol açmaktadır.

[PAYLAŞARAK ÇEVRENİZDEKİLERE FAYDA SAĞLAYABİLİRSİNİZ]

Hepatit B Belirtileri Nelerdir?[PAYLAŞARAK ÇEVRENİZDEKİLERE FAYDA SAĞLAYABİLİRSİNİZ]Hepatit B vücutta enfeksiyona neden ...
20/12/2018

Hepatit B Belirtileri Nelerdir?

[PAYLAŞARAK ÇEVRENİZDEKİLERE FAYDA SAĞLAYABİLİRSİNİZ]

Hepatit B vücutta enfeksiyona neden olan, HBV virüsüyle bulaşan ciddi bir hastalıktır. Virüs başta karaciğer olmak üzere tüm organları etkileyebilir. Hepatit B’nin “sessiz enfeksiyon” olarak anılmasının nedeni virüsün vücuda girdiğinde genellikle belirtiye yol açmamasıdır.

Hepatit B virüsü taşıyan hastaların %70’inde belirti görülmez.

Yani hepatit B virüsü taşıyan biri uzun bir süre bu virüsün organlara verdiği hasardan haberdar olmadan yaşamını sürdürebilir.

Hepatit B virüsü taşıyan hastaların %30’unda ise ateş, halsizlik, kas ve eklem ağrıları gibi belirtiler görülebilir.

Hepatit B virüsü taşıdığınızdan şüpheleniyorsanız mutlaka test yaptırın. Hepatit B virüsü çeşitli ilaçlarla kontrol altına alınabilmektedir ve siroz, karaciğer yetmezliği gibi ölümcül hastalıklara yol açması önlenebilmektedir.

Hepatit B Belirtileri
Hepatit B akut ve kronik olmak üzere 2’ye ayrılır.
Akut hepatit B’de virüs 1-3 ay arası etkindir ve genellikle vücut kendi kendini temizleyerek bu virüsten kurtulur.Kronik hepatit B ise 6 aydan uzun süren enfeksiyonlardır.

Kronik hepatit B’nin belirtileri akut hepatit B belirtilerine oranla daha hafiftir ve belirtiler bazen ortaya çıkıp daha sonra kaybolabilir. Kronik hepatit B belirtileri kişinin sağlığında bir sorun olduğunu anlamasını sağlayacak kadar belirgin olmayabilir.

Yorgunluk, vücut genelinde ağrılar, baş ağrısı, ateş gibi grip benzeri belirtiler hepatit B’nin en sık görülen belirtileridir.

Bu belirtilere genel olarak hasta hissetmek, ishal, karnın sağ üst tarafında ağrılar, cildin ve gözlerin sararması gibi diğer belirtiler eşlik edebilir.

Kronik hepatit B’de ise hafif karın ağrıları, kusma, mide bulantısı, kas ve eklem ağrısı, iştah kaybı yaşanabilir. Bazı durumlarda ciltte kaşıntı ve halsizlik görülebilir.

Hepatit B hastalarında dışkı genellikle açık renktedir.

Başta da belirttiğim gibi hepatit B çoğunlukla fark edilebilecek kadar belirtiye yol açmaz. Bu nedenle hepatit B olup olmadığınızı öğrenmenin en güvenli ve en kesin yolu basit bir kan testi yaptırmanızdır.

Hepatit B Nasıl Bulaşır?
Hepatit B virüsü genellikle kan ve diğer vücut sıvılarıyla (va**na akıntısı, s***m, salya, anne sütü) bulaşır.
Ayrıca diş fırçası ve jilet gibi kişisel aksesuarların ortak kullanımı hepatit B virüsünün bir kişiden diğerine taşınmasına yol açabilir. Genel kanının aksine ten teması, gıda ve sudan bulaşmamaktadır.

Cinsel ilişki dünya genelinde hepatit B virüsünün en çok yayıldığı yoldur. Ek olarak steril olmayan ortamlarda yapılan dövme, piercing hepatit B virüsünün bulaşmasına neden olabilir.

Afrika ülkeleri başta olmak üzere yoksul ülkelerde hepatit B virüsü taşıyan anneden bebeğe bulaşma oranı oldukça yüksektir.

Nadir olmakla birlikte kan nakli veya organ nakliyle hepatit B virüsü bulaşabilir. Ancak kan ve organlar hepatit A,B,C ve diğer virüsler için test edildiğinden bu yolla bulaşma riski oldukça düşüktür.

Hepatit A,B ve C Arasındaki Farklar Nelerdir?
Hepatit A, hepatit B ve hepatit C farklı virüslerin neden olduğu enfeksiyonlardır.

Tüm hepatit türlerinin belirtileri aşağı yukarı aynıdır ancak bulaşma ve karaciğere etkileri ile birbirlerinden ayrılırlar.

Hepatit A sadece akut olarak görünen bir hastalıktır ve kronik bir hastalığa dönüşmez. Hepatit A hastaları genellikle herhangi bir tedaviye ihtiyaç duymaz.

Hepatit B ve C ise akut olarak başlar ve bazı kişilerde kronik bir hastalığa dönüşerek uzun dönemli karaciğer sorunlarına neden olabilir.

Hepatit A ve B’den korunmak için aşı bulunmaktadır ancak hepatit C için aşı yoktur. Bir hepatit türüne yakalanan bir kişi diğer hepatit türlerine de yakalanabilir.

Hepatit B Yaygın Bir Hastalık mıdır?
Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın hepatit B virüsünün yaygınlığı ile ilgili yayınladığı bir istatistik bulunmuyor.

ABD Hastalıkları Kontrol ve Korunma Merkezi’nin (Centers for Disease Control and Prevention – CDC) yayınladığı rakamlara göre sadece ABD’de heptatit B virüsü ile yaşayan kişi sayısı 1.250.000’dir.

Yine istatistiklere göre hepatit B virüsüne yakalanan yetişkinlerin ve 5 yaş üstü çocukların %5-%10’unda hastalık kronik enfeksiyona dönüşmektedir.

Enfeksiyon en yoğun 20 ile 49 yaşındaki yetişkinlerde görülmektedir.

Hepatit B ve Alkol İlişkisi
Hepatit B virüsü karaciğere hasar veren bir virüs olduğu için hepatit B hastalarının alkol kullanması hastalığın karaciğerde yarattığı tahribatın boyutunun büyümesine ve ciddi komplikasyonlar görülmesine yol açmaktadır.

Bu nedenle hepatit B virüsü bulunan kişiler alkol tüketmemeli ve karaciğeri yoracak diğer yiyecek ve içeceklerden kaçınmalıdır.

Hepatit B Tedavisi
Hepatit B tedavisinde izlenecek yöntem hastanın virüsle ne zaman temas ettiğine, akut enfeksiyon belirtileri gösterip göstermediğine ve kronik enfeksiyonu olup olmadığına göre değişebilmektedir.
Eğer virüs cinsel temasla bulaştıysa 2 hafta, diğer yollarla bulaştıysa 7 gün sonra HBIG aşısı ve ilk 3 doz hepatit B aşısıyla hasta koruma altına alınabilir.

Virüsle temastan ne kadar kısa süre sonra tedavi süreci başlarsa virüsün vücuttan temizlenme ihtimali o kadar yükselir.

Hastada akut enfeksiyon belirtileri görülüyorsa genellikle ilaç tedavisi uygulanmaz. Hastaya sıvı tüketimini arttırması, alkol kullanımını bırakması ve sağlıklı beslenmesi önerilir.

Kronik enfeksiyonlu hastalarda ise önce virüsün vücutta ne kadar aktif olduğuna ve karaciğerde yarattığı tahribata bakılır.

Uzun dönemli tedavinin temel amacı virüsün çoğalmasını ve karaciğerde yarattığı tahribatın ilerlemesini önlemektedir.

Hepatit B nedeniyle karaciğer geri dönülemez oranda hasar gördüyse ve fonksiyonlarını yerine getiremiyorsa karaciğer nakli düşünülebilir. Ancak karaciğer nakli her hastada %100 başarı sağlanan bir uygulama değildir.

Hepatit B’den Korunmak İçin Bazı Önlemler
Ellerinizi gün içinde en az 3-4 kez anti bakteriyel sabunla yıkayın. Virüsle temas ettiğinizi düşündüğünüz anda ellerinizi yıkayın.

Cinsel ilişkilerinizde korunun.

Kan lekelerini suyla inceltilmiş çamaşır suyuyla temizleyin. Kanla sürekli temas halindeki sağlık çalışanları mutlaka koruyucu eldiven kullanmalı.

Cilt yüzeyinde meydana gelen kesikleri yara bandı veya gazlı bezle mutlaka kapatın.

Tırnak makası, jilet, diş fırçası, küpe gibi kişisel aksesuarları ortak kullanmayın.

Böbrek Taşı Belirtileri Nelerdir?Çok küçük böbrek taşları herhangi bir belirtiye yol açmadan (keskin uçları bulunmuyorsa...
18/12/2018

Böbrek Taşı Belirtileri Nelerdir?

Çok küçük böbrek taşları herhangi bir belirtiye yol açmadan (keskin uçları bulunmuyorsa) idrarla birlikte vücuttan atılır. Böbrek taşının neden olduğu belirtiler genellikle, taş böbrekte sıkıştığında, böbreği mesaneye bağlayan üst idrar kanalında ilerlemeye başladığında ve enfeksiyona yol açtığında ortaya çıkar.
En sık görülen belirti ise, karnın yan tarafına doğru (böbreklerin bulunduğu bölge) veya belin üst kısmının sol veya sağ kısmında meydana gelen ağrılardır.

Ağrılar sizi acil servise götürecek kadar şiddetli olabilir ve birkaç dakikadan birkaç saate kadar sürebilir. Aniden başlayan bu ağrılar ara ara kesilir ve iki ağrı arasında herhangi bir ağrı görülmeyebilir.

Böbrek Taşı Nedir?
Normalde, idrarla birlikte vücuttan atılması gereken bazı maddeler yoğunlaşarak böbreklerde birikmeye başlarsa, önce kristal zerreciklerine benzer bir form alır, daha sonra bu zerrecikler birleşerek büyür ve sert “böbrek taşına” dönüşür.

Ancak her zerrecik birleşerek büyüyecek diye bir kural yoktur ve küçük böbrek taşları böbreklerde, mesanede ve idrar yolunda herhangi bir soruna yol açmadan idrarla birlikte atılabilir.

İdrarla atılamayacak kadar büyüyen büyüyen böbrek taşları böbrekte, mesanede ve idrar yolunda şiddetli ağrılara neden olur.

Yeterli miktarda su içmemek böbrek taşı oluşumu riskini önemli oranda artırır. Günde 1 litreden az idrar yapıyorsanız, böbrek taşı sorunu yaşama olasılığınız yüksek olarak kabul edilir.

Böbrek taşını oluşturan maddeler böbrek taşının türüne göre değişmektedir.

Kalsiyum Taşları: Kalsiyum birikmesine bağlı olarak görülen böbrek taşları en sık görülen böbrek taşı formudur. Genellikle 20-30 yaş arası erkeklerde görülür.

Taşı oluşturan kalsiyum, oksalat, fosfat ve karbonat gibi maddelerle birleşebilir. Kalsiyumla en çok birleşen ve böbrek taşı oluşumunda önemli bir rolü olan oksalat, ıspanak gibi bazı gıdalarda ve C vitamini takviyelerinin çoğunda bulunmaktadır. İnce bağırsak hastalıkları, kalsiyum birikmesiyle oluşan böbrek taşı riskini yükseltmektedir.

Ayrıca yüksek seviyelerde D vitamini, paratiorit bezinin aşırı çalışması, böbrek hastalıkları ve bazı kanser türleri böbreklerde kalsiyum birikimine neden olabilir.

Sistin Taşları: İdrarda sistin bulunmasına sebep olan metabolik bir hastalık olan “sistinüri” böbrek taşı nedenleri arasındadır. Hastalık nedeniyle idrarda bulunan sistin oranı artar ve böbrek taşı oluşumu için uygun ortamı hazırlar.

Sistinüri genetik bir hastalıktır, nesiller boyu devam eder. Kadın ve erkekleri aynı oranda etkileyen sistin taşları, diğer böbrek taşlarına oranla oldukça az görülür.

Strüvit Taşları: Bir mineral olan “strüvit”in böbrekte birikmesiyle oluşan böbrek taşları genellikle, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu yaşayan kadınlarda görülür. Oldukça büyüyebilen bu taşlar böbrek, idrar yolu ve mesaneyi tıkayabilir.

Ürik Asit Taşları: Gut hastalığı olanlarda ve kemoterapi görenlerde sık görülen ürik asit taşları erkeklerde daha yaygındır.

Diğer Nedenler: Böbrek taşı büyük oranda idrarda bulunan maddelerin yoğunluğunun artması neticesinde görülen bir sorundur. Ürik asit, sistin, kalsiyum oksalat ve diğer minerallerin seviyesi yükseldiği zaman böbrek taşı oluşumu için uygun bir ortam oluşur.

Bu minerallerin yoğunluğu çeşitli hastalıklara bağlı olarak artabileceği gibi yetersiz sıvı tüketiminin de böbrek taşı oluşumunu tetiklediği bilinmektedir.

Magnezyum, sitrat, bazı enzimler ve pirofosfat, böbrek taşı oluşumunu önleyen bileşenlerdir. Bu vitamin ve mineral eksikliklerinde böbrek taşı riski yükselmektedir.

Böbrek Taşı Belirtileri
Taş, üst idrar yoluna inmedikçe herhangi bir belirti yaşamayabilirsiniz. Ancak taş idrarla birlikte mesaneye ulaşmak için üst idrar kanalına çıktığında, kanalı tıkayarak idrarın mesaneye ulaşmasını kısmen önleyebilir. İşte böbrek taşı belirtileri bu noktada ortaya çıkar.
Ağrı: Karın bölgesinde, yanlarda veya sırtın alt kısmında, bıçak gibi giren şiddetli ağrılar görülebilir. Ağrılar aniden gelir ve birden hafifleyebilir.

Ağrı uzun veya kısa süreli olabilir. İki ağrı dönemi arasında herhangi bir ağrı yaşanmayabilir. Ağrı kasık bölgesine ve te**islere inebilir. Hasta ağrı anında ağrının hafiflemesine yarayacak bir duruş pozisyonu bulamaz ve genellikle ayakta durur.

Ağrıların şiddeti taşın büyüklüğüyle doğru orantılı değildir. Örneğin, çok küçük fakat keskin uçları bulunan kristal formunda bir böbrek taşı şiddetli ağrılara neden olabilir.

İdrar Rengi: İdrar normalden koyu, bulanık ve kokulu olabilir. idrarda kan görülebilir.

Sık İdrara Çıkma: Taş, üst idrar yolundan mesaneye doğru ilerledikçe hasta daha sık idrara çıkma ihtiyacı hissedebilir. İdrar sırasında yanma yaşanabilir.

Diğer Belirtileri: Kusma ve mide bulantısı böbrek taşı belirtileri arasındadır.

Böbrek taşı üst idrar yolunu tıkarsa böbrek enfeksiyonuna neden olabilir ve bu durumda aşağıdaki belirtiler görülebilir;

Sırtın alt bölümünde ağrı
38 derece veya üstünde yüksek ateş
Titreme
Mide bulantısı ve kusma
Kokulu idrar
İdrar sırasında ağrı
Sık idrara çıkma isteği
İshal
Böbrek Taşı ve Beslenme
Böbrek taşı oluşumunu, doğru beslenme programı ve yeterli miktarda sıvı tüketilerek büyük oranda önlenebilir. Taşın türüne bağlı olarak farklı beslenme programları oluşturulabilir.

Kalsiyum Oksalat Taşları: Bu taşlardan korunmak için sodyum, hayvansal protein, kalsiyum ve oksalatın azaltılması önerilir.

Kalsiyum Fosfor Taşları: Sodyum, hayvansal protein ve kalsiyum azaltılmalıdır.

Ürik Asit Taşları: Yumurta, et ve balıktan alınan hayvansal protein sınırlandırılmalıdır.

Böbrek Taşı Tedavisi
Böbrek taşı tedavisinde izlenecek yöntem taşın büyüklüğüne ve yarattığı rahatsızlığa göre değişmektedir. Küçük böbrek taşları alınan sıvı miktarı arttırılarak idrarla birlikte vücuttan atılır.

Taşın türüne bağlı olarak taş formasyonunu azaltan ve büyümüş taşların bölünmesine yardımcı olan ilaçlar kullanılabilir. Bu ilaçlarla birlikte idrar söktürücü ilaçların kullanılması önerilebilir.

Böbrek taşı ameliyatı, böbrek taşı normal yollarla vücuttan atılamıyorsa, büyüyorsa, idrar akışını engelliyorsa ve ağrılar kontrol edilemiyorsa başvurulan yöntemdir.

Ameliyat türü, taşın büyüklüğüne ve bulunduğu bölgeye göre değişir.

Litotripsi: Bu yöntemde, böbrek ve üst idrar yolunda bulunan küçük taşlar şok dalgaları ile parçalanır. Küçülen taşların idrar yoluyla atılması hedeflenir.

Perkütan Nephrolithotomy: Küçük bir kesikle vücuda sokulan endoskopi ile yapılan böbrek taşı ameliyatıdır. Bu ameliyat çoğunlukla böbreğe yakın büyük taşların alınması için yapılır.

Ureteroscopy: Ciltte bir kesik açılmadan gerçekleştirilen ve alt idrar yolundaki taşların temizlenmesinde kullanılan müdahale yöntemidir.

Hatırlanması Gerekenler

Yan tarafta, karın bölgesinde ve belin süt kısmında ( bir yana doğru yoğunlaşan) ağrılar böbrek taşının en çok görülen belirtisidir. Taş nedeniyle idrarda kan ve idrar sırasında ağrı oluşabilir.

Böbrek taşları, doğru beslenme ve yeterli miktarda su tüketimi ile büyük oranda önlenebilir.

Prostat Büyümesi Belirtileri[PAYLAŞARAK ÇEVRENİZDEKİLERE FAYDA SAĞLAYABİLİRSİNİZ]Prostat, erkeklerde s***mi taşıyan sıvı...
12/12/2018

Prostat Büyümesi Belirtileri

[PAYLAŞARAK ÇEVRENİZDEKİLERE FAYDA SAĞLAYABİLİRSİNİZ]

Prostat, erkeklerde s***mi taşıyan sıvıyı üreten üreme bezidir. Bu bez, idrarın vücuttan atılması sırasında kullanılan idrar yolunun mesaneye bağlandığı bölümü çevreler. Prostat büyümesi, üreme bezinin hacminin genişlemesi anlamına gelir ve hemen hemen belirli yaşa gelmiş her erkekte görülen bir sorundur.

Bez büyüdükçe, idrar kanalına baskı yaparak idrar ve mesane problemlerine yol açabilir.

Prostat büyümesi çoğunlukla “iyi huylu prostat hiperplazisi (hücrelerin normalden fazla çoğalması)” olarak adlandırılır.

Prostat büyümesi, prostat kanseri demek değildir ve prostat büyümesinin prostat kanserine yakalanma riskini arttırdığı yönünde kesin bir bilgi bulunmamaktadır.

Prostat Büyümesi Nedenleri
Prostat büyümesinin nedeni tam olarak bilinmiyor ancak, yaşlanmanın ve te**islerin prostat bezinde görülen büyümeden sorumlu olduğu yönünde bazı araştırmalar bulunuyor.

Örneğin, te**is kanseri nedeniyle te**isleri alınan hastalarda prostat büyümesi görülmemesi, prostat büyümesine te**islerin neden olduğu yönündeki görüşü destekler nitelikte.

Prostat bezinin büyümesi büyük oranda (%90 kadar) 75-80 yaşından büyük erkeklerde görülmekle birlikte %10’luk bir kısmı 40 yaş ve üzerindeki erkeklerde görülüyor.

Prostat büyümesinin nedenleri arasında gösterilen bir diğer unsur ise erkeklik hormonları (androjenler) ve özellikle testosteron.

Her erkeğin hayatı boyunca ürettiği bir erkeklik hormonu olan testosteron, prostat tarafından daha güçlü bir androjen olan “dihydrotestosteron”a (DHT) dönüştürülüyor. Bu güçlü erkeklik hormonu, prostat bezini sarmalayan dokuda hücre büyümesini tetikliyor ve buna bağlı olarak prostat büyüyebiliyor.

Aynı şekilde her erkekte bir miktar bulunan kadınlık hormonu (östrojen), ilerleyen yaşlarda testosteron seviyesinin düşmesiyle birlikte prostat bezinde büyümeye neden olabiliyor.

Prostat Büyümesi Belirtileri
Prostat belirtileri genel olarak, prostat bezinin idrar yolu ve mesaneye yakın olması nedeniyle idrara çıkma sorunları olarak tanımlanabilir.
Bu nedenle prostat büyümesi belirtileri, alt idrar yolu enfeksiyonu belirtileri ile benzeşmektedir. Bazı erkeklerde hiç bir belirti görülmez veya belirtiler dikkat çekmeyecek kadar hafif olabilir.

Uykusuzluk Çayı Tarifi;☕ 25 g Kılıç Otu☕ 25 g Acı Yonca Yaprağı☕ 25 g Kokulu Yonca☕ 25 g Oğul OtuBu karışımdan 2 çorba k...
11/12/2018

Uykusuzluk Çayı Tarifi;

☕ 25 g Kılıç Otu
☕ 25 g Acı Yonca Yaprağı
☕ 25 g Kokulu Yonca
☕ 25 g Oğul Otu

Bu karışımdan 2 çorba kaşığı demliğe konur ve üzerine 1 litre kaynar su ilave edilerek 4-6 dk. demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.

[ PAYLAŞARAK ÇEVRENİZDEKİLERE FAYDA SAĞLAYABİLİRSİNİZ]

At kestanesi nedir, faydaları nelerdir ?At kestanesi nedir sorusu birçok kişi tarafından oldukça merak edilen ve araştır...
10/12/2018

At kestanesi nedir, faydaları nelerdir ?

At kestanesi nedir sorusu birçok kişi tarafından oldukça merak edilen ve araştırılan bitkiler arasında yer almaya başladı. Geleneksel tıpta yüzlerce yıl kullanıldıktan sonra 1800’li yıllarda Avrupalı doktorlar at kestanesi ekstresini farklı bir tedavi için kullanmaya başladı. Birçok tedavide kullanılan at kestanesinin faydaları nelerdir? İşte detaylar.
İngiltere’de Aesculus hippocastanum’un sert, koyu kahverengi tohumlarına “conker” denir. Birleşik Devletler ve Kanada’daysa “horse chestnut” olarak adlandırılır. Tohumlar olgunlaştıkşa kahverengiye dönen yeşil bir örtüyle kaplanmıştır ve zaman geçtikçe örtü yarılır ve parlak tohumlar ortaya çıkar (At kestanesi, Castanea sativa ağacının tatlı ve yenilebilir kestanesiyle karıştırılmamalıdır). At kestanesinin şans getirdiğine inanılan İngiltere’de çocuklar -ve batıl inançları olan yetişkinler- ilk tohumu bulduklarında “Tuhaf, tuhaf, ilk atkestanem” diye şarkı söyler ve yılın geri kalanının güzel geçeceğine inanırlar. Anavatanı Asya olan at kestanesi Avrupa’ya 1500’lü yılların sonunda getirilmiştir. At kestanesi ağaçları gölgeleri, göz alıcı çiçekleri ve bol miktardaki tohumları nedeniyle yaygın bir şekilde ekildi. At kestanesinin Kuzey Amerika’ya getirildiği 1700’lü yıllarda çoktan Avrupa’daki geleneksel tıbbın bir parçası olmuştu. Kuzey Amerika’daki yerli kabilelelerinin bazıları at kestanesine yakın bir ağaç olan A.glabra’yı ilaç olarak kullanıyordu.

Geleneksel tıpta yüzlerce yıl kullanıldıktan sonra 1800’li yıllarda Avrupalı doktorlar at kestanesi ekstresini varisli damarlar, basur, sinir ağrısı ve kan dolaşımı sorunlarında kullanmaya başladılar. 1960’lardan itibaren, özellikle Almanya’da, yapılan bilimsel araştırmalardan sonra at kestanesi tohumunun ekstresi kan dolaşımı sorunlarında kullanılmaya başladı. Günümüzde at kestanesi, Almanya’da ginko ve sarı kantarondan sonra en çok satılan şifalı bitkidir. Avrupa’da günümüzde at kestanesi ve at kestanesi tohumu ekstresi (HCSE) birçok damar probleminde ve sportif yaralanmalarda kullanılır. Ekstrenin tıbbi uygulamalarına olan ilgi Birleşik Devletler’de günden güne artmaktadır. Bitkisel tıp uygulayıcıları ve hekimler at kestanesi tohumu ekstresini bacakların şişmesi, varisli damarların oluşması, bacak ağrısı ve deri ülseriyle karakterize edilen kronik toplardamar yetmezliği için tavsiye ederler. Ayrıca geceleri bacakta oluşan kramplar, flebit (ç.n.: Damarlarda ya da varislerde pıhtı oluşması), eklem ağrıları ve ishal için de tavsiye edilir.

At kestanesinin kaç türü var?

Bu küçük bitki grubunun 13 türü vardır. 9 tanesinin anavatanı Kuzey Amerika’dır, bunların arasında adını bir spor programına vermiş olan A. glabra da vardır. Şemsiye şeklinde gösterişli bir ağaç olan at kestanesi 18 metreye kadar uzayabilir. Karşılıklı dizilen yapraklarda orta noktadan etrafa yayılan 7 küçük yaprakçık vardır. Ortadaki yaprakçık en uzunlarıdır ve kenarları dişlidir. At kestanesi sonbaharda yapraklarını ilk döken ağaçlardan biridir. Piramit şeklinde kümelenen gösterişli çiçekler beyaz-sarı renkli ve kırmızı çizgilidir. Golf topu büyüklüğünde bir meyvesi vardır; bu meyveler büyük, parlak kahverengi tohumları tutar.

Yetişme Alışkanlıkları

At kestanesinin anavatanı Ön Asya’dan Himalayalara ve Kafkaslara ve Batı’da Balkanların ortasına kadar uzanır. Genellikle Avrupalıların geleneklerinde yer alsa da Avrupa’ya ilk girişi (Viyana) 1576 gibi geç sayılabilecek bir tarihtir. Avrupa’da sevilen bir gölgeli ağaçtır ve ilk göçmenler tarafından Amerika’ya getirilmiştir. Geniş gölgesi nedeniyle ABD’deki caddelere yaygın olarak dikilen bir ağaçtır. Bitkinin cins adı olan Aesculus, bazı yazarlarca meyveleri yenebilen bir meşe türü olan esca için de kullanılır; bu isim Latince’de “yemek ya da beslenme” anlamına gelmektedir. Meyveleri yenmeyen ve zehirli olduğu düşünülen at kestanesi için isim yanıltıcı görünebilir. “At kestanesi” adının verilmesinin nedeni Türklerin atkestanelerini öğütüp atların yemine katması olabilir. Birçok çiftlik hayvanı tohumları yer.

Ekim ve Hasat

At kestanesi ağaçları eski Amerikan evlerinde çevreyi güzelleştirmek için, Avrupa’dan getirilen bir gelenek olarak, yetiştirilirdi. At kestanesi tohum ve aşılamayla çoğalabilir. Tohumların hareketsiz oğulcukları vardır ve filizlenmeden önce kışı görmeleri gerekir. Tohumlar nemli toprak içinde buzdolabına konur ve ekilmeden önce 4 ay kadar buzdolabında tutulur. Bu işlem daha basit bir şekilde tohumların sonbaharda dışarı ekilmesiyle de yapılabilir. Atkestaneleri zengin, orta ölçüde nemli toprağı sever ama kuru toprakta da büyür. Modern bitkisel tıpta at kestanesinin tohumları kullanılır. At kestanesinin ticari amaçlarla üretimi daha çok Polonya ve Doğu Avrupa’da yaygındır.

Varis Belirtileri Nelerdir?Vücut tarafından kullanılmış, oksijeni az ve metabolizma atıklarını barındıran kirli karnı ka...
10/12/2018

Varis Belirtileri Nelerdir?

Vücut tarafından kullanılmış, oksijeni az ve metabolizma atıklarını barındıran kirli karnı kalbe taşıyan toplardamarlar (venler) genişlediğinde, normalden fazla uzadığında ve kanın geçişini zorlaştıracak kadar kıvrıldığında “varis” ortaya çıkar.

Genellikle bacaklarda ve kalça bölgesinde cilt yüzeyine yakın damarlarda oluşan varisin nedeni damar içerisinde bulunan ve kanın kalbe doğru akmasını sağlayan tek yönlü kapakçıkların zayıflaması ve görevini tam olarak yerine getirememesidir.

Kanın yönünü belirleyen kapakçık çalışmadığında bacaklardan kalbe doğru akması gereken kan sorunlu damar içinde birikmeye başlar. Bu durum damarın genişlemesine yol açar ve bir süre sonra toplardamar genişlemesi dışarından görülecek kadar belirgin hale gelir.

Neden bazı insanlarda görüldüğü ve diğerlerinde görülmediği konusunda net bir bilgi olmamakla birlikte sürekli ayakta durmayı gerektiren bir iş nedeniyle bacak damarlarının zaman için basınç nedeniyle tahrip olması, damarları etkileyen bir travma, yaşlanma, hareketsiz bir yaşam tarzı, aşırı kilo ve gebeliğin varis riskini artırdığı bilinmektedir.

Bunlara ek olarak varis kalıtımsal olarak kuşaktan kuşağa aktarılabilir. Yani yakın aile bireylerinizde varis sorunu varsa sizde de görülme ihtimali yüksektir.

Kıvrılmış, şiş, mavi/mor damarlar gözle görülür hale gelene kadar herhangi bir belirti görülmeyebilir.
Varisli damarlar cilt yüzeyinde görülmeye başlamadan önce her zaman olmamakla birlikte aşağıdaki belirtilerden bazıları ortaya çıkabilir.

Bu belirtiler sıcak havalarda veya uzun süre ayakta durulduğunda şiddetlenir. Hareketle, bacağın bir süre yukarıda tutulmasıyla ve dinlenmeyle belirtilerin şiddeti hafifler.

Bacaklarda Ağrı: Varisli damarın bulunduğu bölgede sürekli ve donuk bir ağrı oluşabilir.

Ağrıya ek olarak yanma hissi yaşanabilir. Ağrı ve yanma hissi gün sonuna doğru artabilir. Gece saatlerinde varisin bulunduğu bacakta kramplar görülebilir.

Bu belirtiler bacakların uzun süre hareketsiz kaldığı zamanlarda daha belirgin hale gelebilir.

Şişlik: Ayak ve ayak bileğinde hafif şişlikler görülebilir. Varis ileri bir aşamadaysa bacakta ödem oluşabilir ve bacağın tamamı şişebilir.

Kaşıntı: Varisli damarın bulunduğu bölgede kaşıntı oluşabilir. Yine bu bölgedeki cilt pullanabilir, aşırı kuru olabilir ve cildin rengi değişebilir.

Ülkemizde yeni yeni tanınmasına rağmen Asya’da özellikle de Çin’de çok uzun yıllardır bilinen Ginkgo Biloba çayı, altern...
09/12/2018

Ülkemizde yeni yeni tanınmasına rağmen Asya’da özellikle de Çin’de çok uzun yıllardır bilinen Ginkgo Biloba çayı, alternatif tıp için çok önemli bir kaynaktır.

Ginkgo Biloba çayı içerdiği besin maddeleriyle kalpten, göz sağlığına azlheimerdan cinsel istek rahatsızlıklarına kadar çok geniş yelpazede sağlığa hizmet eder.

Ginkgo Biloba çayı, bitkinin yapraklarından elde edilen bir çaydır. Ağacın yaprakları, tohumları ve meyveler sayısız hastalığın tedavisinde kullanılabilir.

Ginkgo Biloba çayının faydaları

Astım - Bronşit: Sabah ve akşam iki fincan Ginkgo Biloba çayı astım ataklarını hafifletebilir. Ginkgo Biloba yaprağı çayı düzenli olarak tüketildiğinde, bronşları açmaya yardımcı olabilir.

Ruh Sağlığı: Ginkgo Biloba kapsülü, son yıllarda depresif sorunların giderilmesi için kullanılmaktadır. Çünkü, Ginkgo Biloba özü merkezi sinir sistemini etkileyebilecek bileşenler ve asitler içermektedir.

Migren ağrılarına karşı, ilaç olabilir.

Yaşlanma: Ginkgo Biloba, E vitamini açısından oldukça zengindir. Bal, zerdeçal ve ginseng ile karıştırılarak kullanıldığında cilt sağlığının korunmasına destek olur. Ginkgo Biloba kürü, cilt üzerindeki çizgilere engel olduğu gibi, cilt kuruluğunu giderir. Yara izleri, akne, sivilce gibi cilt hastalıklarına ilaç olabilir.

Ginkgo Biloba antidepresan özelliğinden dolayı, yaygın olarak kullanılmaktadır. Depresyona iyi gelir. Ruh halini iyileştirerek panik atak ve depresyonu azaltmaya yardım eder. Bu sayede anti depresan kullanımı azaltılabilir.

Felç geçirme riskini azaltır: Kan pıhtısı oluşumunu azaltarak felç geçirme riskini düşürür. Hasarlı beyin hücrelerinin iyileşmesini sağlar.

Antioksidan özelliği vardır: Hücreleri serbest radikallerin zararlı etkilerinden korur. Hücreleri onarır. Bu şekilde kalp hastalığı, felç ve kanser gibi rahatsızlıklara karşı koruma sağlar.

Gözlere faydalı bir çaydır: Daha fazla araştırma yapılması gerekmesiyle birlikte, göze olan kan akışını arttırdığı, bunun sonucunda da kornea ve retinaya gelebilecek zararları önlediği belirtilir. Yaşlılar için görme bozukluğu, göz hasarına karşı UV hasarı gibi durumları önlemeye yardım eder.

Basurun iyileşmesini sağlar: Hemoroid ile birlikte görülen, ağrı ve kanamayı azaltır, iltihaplanmayı durdurur.

Zihin Sağlığı: Ginkgo Biloba bitkisi, özellikle çocukların zihin sağlığını geliştirir. Ginkgo Biloba bitki ekstresi, daha çok yaşı ilerlememiş kişilerde zihin sağlığına daha fazla katkıda bulunmaktadır.

Koruyucu: Ginkgo Biloba doğal güneş koruyucudur. Ginkgo Biloba maskesi, güneşin zararlı etkilerinden cildi korumaktadır. Bu özelliğinden dolayı, Ginkgo Biloba özü, yaygın olarak güneş kremlerinde kullanılır.

Kulaklardaki gürültü ve çınlamaya iyi gelir.

Antienflamatuar: Alerji ve enfeksiyonlara neden olduğu iltihapları Ginkgo Biloba kullanımı iyileştirebilir. Inflamasyonu azaltmak için zencefil, zerdeçal ile birlikte Ginkgo Biloba ağacı yaprakları karışımı sorunu kısa sürede ortadan kaldırabilir.

Cinsel isteksizliğe çare: Ginkgo Biloba aynı zamanda, ereksiyon bozukluğu, cinsel isteksizlik sorununu ortadan kaldırabilir. Sağlık uzmanları Ginkgo Biloba’nın sağlıklı cinsel hayat için faydalı olduğu konusunda hemfikirler.

Saç Dökülmesini Önler: Ginkgo Biloba, büyük ölçüde saç incelmesi ve saç dökülmesini azaltabilir. Erkeklerde sık rastlanan kellik için faydalı olduğu kanıtlanmıştır.

Alzheimer Hastalığına Faydaları: Ginkgo Biloba özü üzerine yapılan bilimsel araştırmalar, Ginkgo Bilobanın alzheimer hastalığına iyi geldiğini ortaya koymaktadır. Ginkgo Biloba ürünlerinin ufak yaştan itibaren düzenli olarak tüketilmesi kişilerin başta alzheimer olmak üzere diğer zihinsel hastalıklara yakalanma risikini azaltacığı noktasında sağlık uzmanlarının ortak görüşü var.

Ginkgo Bilobanın Diğer Faydaları

Kardiyovasküler Sorunları giderebilir. Yüksek kan basıncı, tıkanmalar, kan pıhtılaşması gibi kalp sorunlar, Ginkgo Biloba bitkisinin yardımıyla tedavi edilebilir.

Ginkgo Bilobanın enerji verici özelliği vardır, günde sabah ve akşam iki bardak Ginkgo Biloba çayı demleyerek içmek bünyeyi zinde tutar. Sabahları güne bir bardak Ginkgo Biloba çayı ile başlamak güne daha aktif başlamanızı kolaylaştırabilir.

Ginkgo Biloba yaprağı pankreas, kolon kanseri başta olmak üzere, kadınlarda meme, rahim kanserine karşı etkidir. Düzenli olarak Ginkgo Biloba yaprağı çayı tüketimi bu tür hastalıklara yakalanma riskini azaltabilir.

Gingko Biloba çayı nasıl hazırlanır?

Günde iki kez aç veya tok karnına içilebilecek çay hazırlamak için, bir bardak su kaynatılır. Kaynamış suyun içine bir tutam Ginkgo Biloba yaprağı atılır. 5 dakika kadar demlendirilir. Bu şekilde Ginkgo Biloba çayı yapılır. Demleme süresine dikkat edilmelidir.

[PAYLAŞARAK ÇEVRENİZDEKİLERE FAYDA SAĞLAYABİLİRSİNİZ]

Address

Urgench

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Tiens Lifestyle Türkiye posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share